Bilim kurulunun - sokağa çıkmanın yasaklanması- yönünde bir karar aldığı ancak CB Erdoğan istemediği için bu kararın uygulanmadığı iddia ediliyor.

İddialar her zaman doğru olmayabiliyor

Başkanlık rejimlerinde böyledir.  Kurum ve kuruluşların karar verme yetkileri yoktur. Her şey bir kişinin iki dudağı arasındadır. Hatta bakanlıklar bile  özerk davranamazlar, her bakan başkanın sekreteri gibidir. Kurumlarda sekreterlerin ne kadar karar alma yetkisi varsa bakanların da kendi başlarına karar alma yetkileri o kadardır.

Bu durumda bu kurullarında etkin karar alma noktasında bir işlevleri olmadığı ortaya çıkıyor. Öyle olmasa alınan kararlar böyle havada kalabilir miydi? Kararları uygulanmayacaksa bu kurullara ne gerek var? Bu kadar toplantı, bu kadar patırtı niye?

Türkiye'nin sorunu bu yönetim tarzıdır. Biliminde üstünde olmak  bu tip rejimlere mahsustur. Ve yanlışlarının faturasını hep millet ödemek zorunda kalır. Tıpkı bugünkü gibi. Eğer zamanında sosyal ilişkiler mesafeli hale getirilebilseydi,  bugün tablo  daha farklı olabilirdi. Yine de ölenlerin oranı virüs taşıyanlara oranı bakımından Türkiye iyi sayılabilecek  bir noktada bulunuyor.

Niye sokağa çıkma kararı veremediler?

Çünkü sosyal devlet yok edildi.

Çünkü, devletin kasası yanlış yatırımlarla boşaltıldı.

Çünkü sata sata geriye bir şey bırakılmadı.

Çünkü devlet süper market gibi yönetildi.

Çünkü rant hırsıyla -ihtiyaç dışı- önceliği olmayan  yatırımlar yapıldı.

Çünkü yandaş kayırmacılığı ile devlet imkanları tüketildi.

Çünkü   yolsuzluk  ve rüşvet toplumu iliklerine kadar sömürdü, üzerine gidecek irade gösterilmedi.

Çünkü devlet milletin ihtiyaçlarına göre, milletin devleti gibi değil, bir kişinin  isteklerine göre tanzim edildi.

Çünkü millete ait olanın bir kısmı sığınmacılara harcandı.

Neticede  böyle bir kararı kaldıracak ekonomik imkan ve kriz yönetme gücü bulunamadı. Her fırsatta sığınmacılara 40 milyar dolar harcamakla övünen bir iktidar, kendi vatandaşına  2 milyar dolar harcayamıyorsa  bu 40 milyarın hesabını sormak da  kaçınılmaz olur.

Korona'nın hafife alınamayacağı her gün yüzlerle artan ölü sayısından belli. Bu, bir yerde duracaktır. Ama durana kadar da bir çok canı yakacağı, bir çok aileyi perişan edeceği ortada. Devlet bugünler için vardır. Vatandaştan aldığını, vatandaşa vermek devlet olmanın bir gereğidir. Hiç bir maddi kıymet insandan değerli değildir. Böyle bir felaket anında para-pul hesabı yapmak  parayı vatandaşın hayatının önüne almaktır. Son bir kaç yıldır Sekülerizmin gerilemeye başladığı, post -seküler çağın başladığı yazılıp-çiziliyor. Post -seküler çağın daha dine dönük, daha insani ve daha değer odaklı olacağı ileri sürülüyor. Bu salgın böyle bir inanç sıçramasına ve manevi dönüşüme neden olur mu göreceğiz. Ancak bu çaresizliğin bireysel düzeyde de olsa insanların ruhunda manevi damarlar açtığına şüphe yok. İslam, insana dönüş, İslamcılık yönünü siyasete dönmektir.Bu musibet İslamcılığın yönünü İslam'a ve insana döndürürse ne mutlu?

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.