google-site-verification=T_NRWGCX0tEI1Eddjcfchq4TRJe4tbMwaAFf243H1wM

         “Ana, bu bayram mı? . Aman çok ayıp 
           Çocukken gördüğüm bayramlar hani? 
           Mübarek elleri öpüp, koklayıp 
           Yüzüme sürdüğüm bayramlar hani? “
                                 Abdurrahim Karakoç
 
        Yarın Mübarek Kurban Bayramı, hangimizin kalbi heyecandan pır pır ediyor? Ya da kaçımız bu bayramı hakkıyla kutlayacağız?
        Boşuna uğraşmayın, internetten bulduğunuz; samimiyetsiz, kuru, içi boş süslü lafları, bir saniyede onlarca kişiye postalayarak bayram kutladığınızı zannediyorsanız, önce kendinizi kandırıyorsunuzdur. Elbette bu sözlerim bayramı unutanlara ve bayramı “holiday” olarak bilenlere
        Eski bayramların; güzelliğini, coşkusunu, heyecanını, mutluluğunu, manevi atmosferini çocuklarımıza nasıl anlatabiliriz ki? Bazı şeyler anlatılamaz, yaşanırsa kavranabilir.
        Anlatmaya kalkışsanız dahi, çocuklar sormayacak mı; “Madem eski bayramlar o kadar güzeldi de şimdi ne oldu? O güzellikleri niçin elimizden aldınız, bizi niçin bayramsız bıraktınız?”
        Şimdiki çocuklar şu kadarlığını bilsin, bizim çocukluğumuzda bir gün değil, bir hafta değil, bir yıl boyunca bayramın geleceği günü heyecanla beklerdik.
         Bu devirde aileleri çocuklar yönetiyor, ancak çocuklar o eski bayramları bilse, anne-babalarının tatile gitmesine asla izin vermezdi sanırım.
         Diyorlar ki, “dün çocuk olduğun için bayramlar sana hoş geliyordu” İyi de bugünkü çocuklar bayramın anlamını dahi bilmiyorlar. Üstelik büyükler için de en az çocuklar kadar önemlidir bayramlar.
        Ulaşım zordu, fakirlik çoktu ama bayramlarda aile hatta tüm sülale en yaşlının bulunduğu yerde toplanılırdı.
        Ayrı köylerde, kasabalarda, şehirlerde olanlar bayramdan bayrama da olsa bir araya gelirdi. En uzak akrabalar dahi birbirini tanırdı.
        Büyükler; çocukları kendi evlatları gibi görür, sever, şefkat gösterirdi. Çocuklar da akraba büyüklerini kendi anne ve babası gibi görür saygıda kusur etmezlerdi. Geniş akrabalık bağları, başlı başına önemli bir sosyal işlev vazifesi görürdü.
        Belki de empati yapmayı unuttuk
        Ramazan Bayramında olan bir hadiseyi anlattı bir arkadaşım. “Bayramda dayımı ziyarete gittim. Dayım haliyle yaşlı ayrıca hasta yatıyordu. Üç oğlu var; bayramı fırsat bilerek bir oğlu Amerika’ya, diğerleri de Bodrum ve Marmaris’e gitmişler. Dayım çok zengin olduğu için, çocuklar babalarının paralarını, babalarından uzaklaşmak için kullanıyorlar. Evet, dayımı hasta haliyle bayramda öylece bırakıp gitmişler.”
 Sorarım herkese, o dayı için bayramın anlamı ne ola ki?
Salgın nedeniyle kim ne kadar bayramı tatil olarak kullanacak bilmiyorum. Ancak geçen yıl  Ankara boşalmış, bizim site boşalmış, imkânı olan Ege ve Akdeniz kıyılarında tatilde, bayram olmuş “holiday.” Belki de bayram fakirlere güzel.
  Bu vesileyle; uzak yakın tüm akrabalarımın, dost ve kardeşlerimin, arkadaşlarımın ve de Türk İslam Âleminin aileleri ile bayramı, bayram gibi geçirmelerini tüm kalbi duygularımla temenni ediyorum.
 Rabbim Yüce Türk Milletini her türlü melanetten,koronadan uzak tutsun inşallah. Mübarek Kurban Bayramı İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
 
 
        BAYRAMLAR KAF DAĞININ ARDINDA KALDI
       
        Anneler, babalar bayramda yol gözler,
        Evlatlar tatildedir, gönül eğler
        Bayramlar Kaf dağının ardında kaldı dostlar
        Çocuklar sorar, babalar “holiday” derler.
 
         Şimdiki çocuklara anlatamam bayramı
         Üç nesil bir arada geçen bayramı
         Arife gecesini, bayram sabahını
         Anlatamam sevgi, saygı dolu bayramı
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.