Bardağın dolu tarafına bakmak, olumlu düşünmek, olayları iyi tarafından görmek; hayatımızı anlamlı hale getiriyor.
İyimser olmak mutluluğun anahtarıdır.
İnsanın yaratılış gayesine uygun olarak yaşaması; düşünmesi, çalışması, üretmesi ‘iki gününü denk olmadan’ geçirmesi açıkçası geçtiği yerlerde iz’ler bırakarak yürümesi istenileni ve beklenilenidir.
Mutlaka hepimizin bir ilgi alanı, toplum için yapacağı farklı işler vardır.
Bazı olumsuzlukların arkasına sığınarak kenarda durmak, “Ben mi kurtaracağım?” çıkmazının içine girmek. “Zaten her şey ters gidiyor” diyerek yanlışlara, kötülere, çirkinliklere rıza göstermek doğru değildir.
Bin kişinin katıldığı bir yarışmada “Ben birinci olacağım” diyebilmek başarıyı getirir.
Başarısızlık ise kendini küçük görenlerindir.
Biliyorsunuz 2015 Nobel Kimya ödülünü Türk bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar aldı. Peki kanser üzerine çalışmalarıyla dünya çapında tanınan Aziz Sancar, Mardin'in Savur İlçesinde, okuma yazma bilmeyen ancak eğitime önem veren sekiz çocuklu bir anne babanın çocuğu olarak doğdu.İstanbul Tıp Fakültesi'ni bitirdi. Yurtdışında yaptığı çalışmalarla Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi'ne kabul edilen üç Türk'ten biri oldu.
2015 Nobel Kimya Ödülü’nü “DNA onarımı” hakkındaki bilimsel çalışmasıyla Prof. Dr. Sancar kazandı.
Başarı için çalışmak ve istemek gerekir.
Evet, dünyanın, insanlığın kötü gidişine biz “Dur” diyebiliriz. En azından problemlerin çözümünde katkımız olması yeterli.
Herkes yapıyor diye, yanlışa devam etmek sıkıntıları çoğaltır ve sonunda biz de altında eziliriz.
“İnanmadığın yolda milyonlarla yürüyeceğine, inandığın yolda tek başına yürümek” daha iyidir.
Doğru bildiklerimiz, inanarak yaptıklarımızdır.
 Büyüklerimiz; eskilerden bahsettiği zaman “Bundan iyiydi” derler. “Eskiden tezek kokardı, bundan iyiydi”
O, iyi ve güzel günleri anarken derin bir “Ah!” çekerler.
Bardağın dolu tarafına bakmak bize iyi gelecek.
Biz istersek kendimizden, ailemizden ve çocuklarımızdan başlayalım.
Doğruyu söyleyelim.
Güzel bakalım.
İyi düşünelim... Çocuklarımıza, torunlarımıza örnek olmada yarışalım.
Geleceğimiz için...
***
Herkes bildiği ve bilgili olduğu konularda konuşmalı ve fikir ileri sürmelidir. Herkesin her konuda bilgili olması düşünülemez.
Dini konularda da, tarihi konularda da ya da diğer tarım, ticaret, ekonomi, eğitim, kültür ve sanat konularında da ancak ehil olanlar konuşmalıdır.
Bilhassa dini konularda ehil olmayanların konuşması toplumu dinden soğutmakta veya dinimizi yanlış öğrenilmesine sebep olunmaktadır.
Televizyon kanallarındaki tartışma veya bilgilendirme programlarına bakıyoruz: Bazen aynı kişiler her konuda ahkâm kesiyor. Ya da her konuda bilgili... Sanki programların kadrolu tartışmacıları... Elbette kendi alanında konuşan, bilgi veren birçok ilim insanı ve bilgili kişi var. Bunlara sözümüz yok. Ama her konuda bilgiçlik taslamak toplumu yanlış yönlendirebilir.
Yaptığımız en iyi işe yoğunlaşmak başarı ve mutluluğu beraberinde getirir.
Bilmediğimiz, emin olmadığımız konularda tartışmak “kahvehane kültürüdür”
Bazen söz gümüşse sükut altındır.
Az konuşarak çok iş yapmak, problemlerin çözümünde risk almak, dünyaya eserler bırakmak için, çalışmanın yanında iyimser olmak ve bardağın dolu yanına bakmak gerekir.
Ben böyle düşünüyorum...
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.