Türk siyasetine yenileşme her zaman sancılı olmuştur

Türk siyasetinde yenileşmenin vücut bulması her zaman zor olmuştur. Türkiye’deki demokratikleşme hareketinin başlangıcı olarak kabul edilen II.Abdülhamid dönemindeki anayasa hareketleri, Kanun-i Esasi’nin kabulü, İttihat ve Terakki Partisi’nin oluşumu; sosyolojik olarak bakıldığında donanımlı yetişen gençlerle mevcut yapı arasındaki fraksiyonun en somut örnekleri olarak kabul edilebilir. O günlerde de yetişen, fikir üreten, bilgi üreten ve aydınlanmaya çalışan gençlerle mevcudu korumak isteyen gelenekçiler arasında bir çatışma vardı. Yine Türkiye Cumhuriyeti’nde çok partili hayata geçerken daha sonra, CHP’nin 4 Mayıs 1972’de gerçekleştirilen 5.Olağanüstü Kurultayı’nda Bülent Ecevit döneminin başlamasıyla da Türk siyasetinde yenileşmenin sancılarını görebiliriz. Türk siyasetinde eskiyen aktörlerin arenadan çekilmesi ve yeni aktörlerin etkin konuma gelmesi hiçbir zaman kolayca gerçekleşmemiştir.

Türkiye’deki siyaset kurumu fevkalade hantal durumda

1990’lı yıllardaki koalisyonlar, inandırıcılığını yitirmiş eskimiş siyasetçiler, dünyadaki değişimlerden kopan oldukça yaşlı liderler derken; 2001’de genç, dinamik ve enerjik bir kadroyla çıkış yapan AKP’nin de sahayı hakimiyeti altına alması öyle kolayca gerçekleşmedi. AKP diğer tüm sağ tandanslı partileri meclisin dışında bırakarak, Tansu Çiller gibi, Mesut Yılmaz gibi, Bülent Ecevit gibi, Devlet Bahçeli gibi liderleri parlamentoya sokmayarak siyasette yeni bir dönemi başlattı. AKP’nin 3 Kasım 2002 seçimlerinde elde ettiği netice de Türk siyasetindeki sancılı yenileşmelerin örnekleri arasındadır. 27 Eylül 2020 itibariyle baktığımızda Türkiye’deki siyaset kurumu, yetişmekte olan kuşağı yakalamakta fevkalade hantal kalıyor. Türkiye’deki siyaset kurumu iktidarıyla, muhalefetiyle gençliği anlamlandırmakta ve gençliğin beklentilerini karşılamakta hakikaten yetersiz kalıyor. Bu da bize gösteriyor ki; ya siyaset kurumundaki aktörler kendisini yenileyecek ya da bu yenileşme yukarıda saydığım örnekler gibi sancılı geçecek.

Muhalefet sonunda gençleri kavramak için çaba göstermeye başladı

Geçtiğimiz haftalarda Twitter’da gezinirken takipleştiğimiz bir milletvekilinin attığı tweete denk geldim. Muhalefet partilerinden birinde görev yapan bu milletvekilimiz bir telekonferansın ekran görüntüsünü paylaşmış ve not düşmeyi de ihmal etmemiş. Düştüğü notta gençlerin dünyaya bakışının onu çok etkilediğini söylemiş. Söylemiş ama o ekran görüntüsüne baktığınızda yaş ortalamasının 50 olduğunu görüyorsunuz. Üzülerek söylemeliyim ki Türkiye’yi yönetmeye talip olan iddialı bir siyasi partinin milletvekili, gençlerin konuşulduğu bir toplantıda hiçbir gencin olmamasını yadırgamamış. Tek kelimeyle trajikomik. Biliyorsunuz bu disslike hadisesinden sonra gençler epey kıymete bindi, kendilerini yakinen etkileyen bir olaya karşı sergiledikleri protest tavır bizim muhalefeti silkeledi ve bizim muhalefeti epey heyecanlandırdı. Bizim muhalefet sonunda gençlerin varlığını hatırladı ve sonunda gençleri gerçekten kavramak için çaba göstermeye başladı. Buradan muhalefet partilerine de ‘’Günaydın !’’ demiş olayım. Günaydın efendim, günaydın sizlere !

Türkiye’de gençler yeni bir siyaset arayışında

MAK Araştırma’nın Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Kulat abiyle hukukumuz vardır; Mehmet Ali abi tanıştığımız ilk günden beri bana yanımda olduğunu hissettirdi, aralıklarla da görüşüyoruz. Kendisine araştırmaları soruyorum, sağ olsun bir abonesiymişim gibi hazırladığı çalışmalardan beni mahrum bırakmıyor. Tam bu fotoğrafı gördükten sonra ondan bir mesaj aldım. MAK Araştırma’nın Yeditepe Üniversitesi’yle birlikte hazırladığı ‘’Gençlik Araştırması’’ raporunu bana göndermiş. Sonra ben anladım ki bu telekonferansta da bu rapor konuşulmuş. Yeri gelmişken söylemeliyim, MAK Araştırma gençlerle alakalı harika bir kamuoyu araştırması hazırlamış; Türkiye’de gençliğin siyasete bakışını anlamak isteyenler bu araştırmayı muhakkak incelemeli. Bu inceleme sonuçları itibariyle beni hiç yanıltmadı doğrusu çünkü ben mensubu olduğum yeni neslin, olaylara hiç de ilgisiz olmadığını, ülkesinin geleceğini umursadığını, siyasetle ilgilendiğini biliyorum. Sadece bizim neslin siyasete yaklaşımı ve siyaseti yapışı alışılagelmiş örneklerden oldukça farklı. Türkiye’de gençler yeni bir siyaset arayışında, Türkiye’de gençler yenileşmenin peşinde.

Gençler ne istiyor ve ne istemiyor ?

Yeni nesil için siyaset yapmak artık gençlik teşkilatlarında bayrak asmak değil, afiş hazırlamak değil, slogan atmak değil, harala gürele birbirine girmek değil, koltuk kovalamak, mutlak biat değil. Bunlar Türkiye’deki eski siyasi aktörlerin, eski alışkanlıklarından ibaret. Dünyadaki sosyolojik araştırmalar bize gösteriyor ki artık gençler büyük kurumlardan, büyük ideolojilerden ve özgürlüklerini tahakküm altına almaya kakan her türlü yapıdan kaçıyorlar ! Artık sorgulanamazlar yok, artık lider bilir yaklaşımı yok, artık karizmatik lider odaklı siyaset yok, artık eski siyasetin küf kokan orasında burasında mantar bitmiş demode uygulamaları da yok ! Gençler özgürlük istiyor, gençler demokrasi istiyor, gençler doğa hakları istiyor, gençler kadın hakları istiyor, gençler hayvan hakları istiyor, gençler fikir hürriyeti istiyor, gençler liyakat istiyor, gençler toplumsal ilerleme istiyor ! Gençler baskı istemiyor, gençler lider sultası istemiyor, gençler cinsiyetçi ayrım istemiyor, gençler kutuplaştırma istemiyor, gençler totaliter bir düzen istemiyor, gençler nepotizm istemiyor, gençler yozlaşma istemiyor !

Gençler artık sorunun değil; çözümün parçası olmak istiyor !

Ve en az yukarıda saydıklarım kadar, gençler artık sorunun değil; çözümün parçası olmak istiyor ! Bugün Türkiye’de maalesef ki gençler siyasi partilerde vitrin süsü olarak kullanılıyorlar. Gençler maalesef ki sürekli arka planda kalan, sürekli büyüklerine hizmet eden, sürekli parti büyüklerinin amigoluğunu yapan figürler olarak görülüyorlar. Eğer mevcut siyasetçiler, liderler, kurmaylar ve vekiller kısacası siyaset kurumunda söz sahibi olanlar, gençlere bu gözle bakmaya devam ederlerse aynı sancılı süreci yaşayacaklar. Siyasete dair öngörülerine değer verdiğim, tespitlerini değerli bulduğum isimlerle bu konuları konuşuyoruz. Kimisi bir partide genel başkan yardımcısı, kimisi akademisyen, kimisi milletvekili, kimisi eski il yöneticisi, kimisi esnaf, kimisi de öğretmen olan isimlerle bu konuları konuşuyoruz. Bu gerçeklerin farkında olanlar var, bu gerçeklerin farkına varıp mantaliteyi değiştirmeye niyetli olanlar var. Var ama bu oldukça sınırlı. Siyasette bir seviyeye gelmiş ama bu artık yaşını başını almış yöneticiler gençlerin oy potansiyeliyle Türkiye’de iktidar değişimine sebep olabileceğini anladılar. Anladıkları için de şimdi gençleri kavramaya çalışıyorlar, gençlere sempatik görünmeye çalışıyorlar. Yaşı 40 ile 70 arasında değişen kadrolarla bir araya gelip gençlerin ne istediğini tartışıyorlar kendi aralarında.

Kendi resmimizi çizmek istiyoruz !

Sevgili büyüklerim, değerli siyasi parti liderleri, değerli siyasi parti kurmayları, değerli milletvekilleri;

Gençlerin neler düşündüğünü anlamak için yaş ortalaması 62 olan toplantılar yapmak yerine doğrudan gençlerle görüşüp, gençlere el uzatıp, gençlere fikir sormaya kalkarsanız zihniyet dönüşümünü gerçekleştirmek için gereken ilk adımı atmış olursunuz. Sözlerini dahi senkronize şekilde söylemediğiniz rap şarkıları yaptırarak, bir iki tane esprili tweet atarak, Netflix’ten bir dizi izleyerek gençleri bu mücadelenin bir parçası haline getiremezsiniz. Çünkü siyaset kurumu öyle yıprandı ki gençler bu perdede dekor olmaktan öteye gidemeyeceklerini düşünüyorlar. Gençler bu senaryoda figüran olmaktan bir adım öteye gidemeyeceklerini düşünüyorlar. İşte bunu düşündükleri için aktif bir mücadeleye girmiyorlar, protest tavırlarını kendi özel hayatlarında sürdürüyorlar. Eski siyaset anlayışının onlara çizdikleri çitin içine girmeye kabul etmedikleri için de koyun olarak, umursamaz olarak, umarsız olarak, vurdumduymaz olarak niteleniyorlar.

Lakin bu iş pek de öyle değil. Umarsız değiliz, bilinçsiz hiç değiliz, mahalle yanarken de saçımızı taramayız.

Eğer biz gençlere konu mankenliği değil de aktif ve etkili görevler verilirse biz bu işi yaparız.

Hem de düşündüğünüzden daha fazlasını yaparız, bu deveyi güderiz biz.

Biz artık aynı resimlere bakmak değil; kendi resmimizi çizmek istiyoruz.

Emin olun o resimde görünecek manzarayı hayretle izlersiniz.

İzlersiniz ama o manzarayı çizmek için tuvaller verin bizlere.

Bizim ellerimiz de fırçalar tutsun, müsaade edin.

Artık bizler de kavuşalım şu saklı renklere.

Biz de gülüşelim sarıyla, kırmızıyla, eflatunla, morla ve yeşille.

İzin verin çizelim artık hep birlikte aydınlık Türkiye’nin resmini.

İzin verin hayallerimizi çizelim bu topraklara, umutlarımızı iliştirelim yavru sincabın kuyruğuna ve okşayalım mavi karnını Anadolu’nun.

İzin verin bize, izin verin…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.