Siyaset projeler, geleceğe yönelik planlar ve politikalar üzerinden yapılır. Vatandaşta bakar, hangi siyaseti inandırıcı ve gelecek tasavvurlarına uygun bulursa ona destek olur.

Bizde icraat yapma yeteneğini kaybeden partiler dine yönelirler. En ucuz, en maliyetsiz en kandırıcı oy devşirme tarzı budur çünkü.

Son günlerde Ayasofya’nın ibadete açılması üzerinden yürütülen propagandaların amacı da bu. Artık iş ve icraat vadedemedikleri için iğfal kabiliyeti en yüksek politikaya, dine yöneldiler.

Ancak unuttukları bir şey var, Ayasofya’nın açılması ne ekonomik krize, ne işsizliğe, ne fukaralığa çare değil. Toplumun esas gündemi ekonomik daralma. İktidar bunu halletmediği müddetçe bütün kiliseleri cami yapsa yine de bir şey değişmeyecek. Tabi bir de toplumun her kesiminde yakınmalara neden olan adalet meselesi var. Diyelim ki Ayasofya açıldı, ülkeye adalet mi gelecek?

İşin bir boyutu da Ayasofya’nın açılmasını Haç-Hilal çekişmesine çevirmek. Bazıları Ayasofya açılınca Haç’a karşı bir zafer kazanacağımızı sanıyor. Oysa öyle bir şey yok, kendi egemenlik alanımızda olan bir yapının statüsünü şu veya bu şekle çevirmenin Haç’la ne alakası olabilir? Bugün Batı’da yüzlerce açık cami ve mescit var. Her meseleye bir öteki üzerinden bakınca ulus içi bir mesele işte böyle uluslararası bir mesele haline getiriliyor.

Bu tartışmalar esnasında en çok garibime giden bir siyasetçinin sözleri oldu, dedi ki; bundan sonra Ayasofya’dan çan sesi değil, ezan sesi yükselecek. Lafa bakınca çok tumturaklı, propaganda değeri yüksek bir laf ama birçok açıdan gerçekle ilgisiz. Bu lafı duyanlar da sanacaklar ki Ayasofya’dan her pazar çan sesleri yükseliyor. Galiba o parti lideri de öyle sanıyor. Halbuki, Ayasofya’da uzun zamandan beri vakit ezanları okunuyor. 1991’den beri, Ayasofya’nın Hünkar Kasrı bölümünde önceleri öğle ve İkindi namazları kılınıyordu, sonraları 5 vakit namaz da kılınmaya başlandı. İşin başka bir  garip yanı da en çok namazla-ezanla alakası olmayanların açılsın diye bağırması. Sanki açılsa beyefendiler vakit namazlarını sektirmeden orada kılacaklar. Bir partinin mescidine bakan imamın, parti lideri Cuma namazına niye gelmiyor dediği için hırpalanıp kapı dışarı edildiğini dün gibi hatırlıyorum. Şimdi söz konusu oy olunca en çok o bağırıyor.

Ezanı duymak onun mesajına icabet etmektir. Ezan yankısını sizde namaz olarak gerçekleştirmiyorsa siz o ezanı duymuyorsunuz demektir. Mesele kulakla duymak değil, gönülle duymaktır. Bizde zaten her şey laftır. Konuşur konuşur ama hiçbir zaman gereğini yapmayız.

Ayasofya ile ilgili bir de şu soruyu sormak lazım, niçin şimdi? AKP 18 yıldır iktidarda, üstelik daha önce paydaşları da yoktu. İsteselerdi bir kararla Ayasofya’yı açarlardı. Önlerinde bir engel yoktu, bugün de yok. Böyle köpürtülmesi muhalefet engel oluyor algısını oluşturmak için. Ama kimse iktidarın bu oyununa gelmedi. Bütün siyasi aktörler açın, istismar etmeyin dedi. Peki niçin şimdi, çünkü Cumhur ittifakı eriyor. Bir vesile bulup bu erimeyi durdurmak lazım. Gele gele akıllarına Ayasofya geldi. İktidarlar güç kaybettikçe bu tür vesilelere sığınır, artık en iyi biz yönetiriz diyemedikleri için en dindar biziz demeye başlarlar. Lakin dindarlık cami açmakla, ibadetleri gösteriye çevirmekle olmuyor. Dindarlık adaletle, kul hakkına riayetle, devlet malına namusu gibi sahip çıkmakla oluyor. Kaldı ki devlet yönetiminde önce liyakat sonra dindarlık aranır. Bunu anlamadığımız müddetçe yüce dinimiz muhterislerin elinde bir istismar aracı olmaktan kurtarılamayacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.