Müslümanlık sevgi, saygı ve merhamet dinidir. Ve bu -kendisine savaş açanlar hariç- bütün insanlığa şamildir. En mükemmel örneğini de Hazreti Peygamberde bulmuştur. O kuşu ölen çocuğun evine başsağlığına gidecek kadar merhametli, gayri Müslim cenazesi geçerken ayağa kalkacak kadar saygılıdır.

Ne yazık ki, onun ümmeti onun peşinden gitmemiştir. Vefatından daha 25 yıl geçmeden birbirine girmiş, İslam'ın kardeş yaptığı insanlar  siyasi edenlerle birbirini boğazlamıştır.

Bunun en çirkin en insanlık dışı örnekleri Emevi'ler ve Abbasiler döneminde yaşanmıştır.  Asılıp günlerce sehpada teşhir edilenler, cesedi çöplüğe atılanlar, koparılmış başı tekmelenenler vakayı adiyeden sayılmıştır. Abbasiler iş başına geçince de mezardaki Emevilerin cesedi çıkarılmış, cesetlere bile işkence edilmiştir.

Hiç gizlemeye gerek yoktur ki, bu bir hayvanlıktır.

Tarih kitaplarında   okuduğumuz bu ve benzer  vicdansızlıkların tarihin sayfaları arasında kaldığını sanıyorduk. Ama öyle değilmiş.

Önceki gün açlık grevini bitirmesine rağmen vefat eden Gurup Yorum üyesi İbrahim Gökçek'in Kayseri'deki cenazesinde Emeviler dönemini hatırlatan  olaylar oldu. Bir gurup, Gökçek'in Kayseri'ye gömülmemesi için gösteri yaptı, mezarlığa saldırı girişiminde bulundu.  Cenaze ancak polisin yoğun tedbir alması ile gömülebildi.

Hayatımın hiç bir döneminde  vatan toprağını bölmek, kardeşi kardeşi kardırmak isteyenlere bir sempatim olmadı, ama  onlarla mücadelede de hiç bir zaman her yöntemi meşru görmedim. Hele acısı olanların acılarını deşip,  daha da derinleştirecek bir vicdansızlığı hiç bir zaman benimsemedim.

Doğrusu Kayseri'deki o manzara karşısında ar ediyorum. Sn.Lütfü Şehsuvaroğlu da sosyal medyada çok doğru olarak, " damarlarında zerre kadar Türk kanı  olan mezar kazıcılığı yapıp bir ölüden intikam almaya kalkmaz. Utanıyorum! Utanıyorum! Utanıyorum!" diyerek duygularını ve yapılanlar karşısında duyduğu üzüntüyü paylaşmış. Bu yapılanlardan ben de ar ediyor ve kesinlikle böyle bir milliyetçilik anlayışını reddediyorum. Bu milliyetçilik değildir, bu vicdansızlığın, merhametsizliğin, ruhsuzluğun  milliyetçilik kisvesine bürünerek görünmesidir. Milliyetçiliğin de milliyetçilerin de en büyük düşmanı budur!

Böyle vatan korunmaz.

Böyle birlik olunmaz.

Böyle milliyetçilik yapılmaz.

Böyle insan da olunmaz. Bu tip tavırlar karşısında hayvanlık bile bir mertebedir.

İnsanların cenazelerine saldırıp, acılarına acı katarak hangi milli davaya hizmet edilebilir?

Oysa Çanakkale'de vatanına kast eden yaralı Anzak'ı çadırına alıp tedavi ettirenler de bu milletin evladıydı. Düşmanına bile mertlik öğreten bir milletin çocuklarının getirildiği durumu görüyor musunuz? Emevileşmek dediğimiz şey budur. Bu Müslümanlık da, milliyetçilik de değildir. Yıllarca Türk milliyetçiliği bu kamburlar yüzünden gönüllere giremedi. Geçmişte verilen onurlu mücadeleyi bu tip hastalar yüzünden iktidara taşıyarak taçlandıramadı. Kime kızalım, o nadan, kendini bilmezlere mi, yoksa yıllardır önüne gelene nefret aşılayan siyasetçilere mi? Toplum yönetenlerine göre şekil alır. Siyasi ikballeri uğruna gencecik çocukları bu hale getirenler utansın. Ne ekerseniz onu biçersiniz. Türk siyaseti yıllardır nefret ekiyor, dilerim bu nefret söylemi  bütün bir toplumu etkisine alacak,  bir kavga ve çatışmaya neden olmaz. Bir cenazeye saldıracak kadar vicdanını kaybetmiş bir toplum her şiddete müsait hale gelmiş demektir. Bu ülkeyi seven önce bunu düşünmelidir.

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.