Tarih: 03.02.2026 23:23

Manisa’da çevre alarmı: Şehir büyüyor, doğa tükeniyor

Facebook Twitter Linked-in

(MHA) – Manisa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma ve Çevre Derneği Başkanı Ali Suat Ertosun ile Başkan Yardımcısı Abdulkadir Hasbutçu, Manisa Ziraat Mühendisleri Odası'nda düzenledikleri basın toplantısında kentin karşı karşıya olduğu çevresel tehditleri kamuoyuyla paylaştı. 3 Şubat 2026 tarihinde yapılan açıklamada, plansız sanayileşme, hava kirliliği, su kaynaklarının kirlenmesi ve tarım alanlarının hızla yok olması, "Manisa çevre sorunu" başlığı altında en kritik riskler olarak sıralandı.

Basın toplantısında, Manisa kent merkezinin resmiyette 7 organize sanayi bölgesi ve 1 sanayi alanı arasında sıkıştığı, fiili durumda ise bu sayının 17'ye ulaştığı bilgisi verildi. Sanayi alanları ile yerleşim alanlarının iç içe geçmesi nedeniyle hava sirkülasyonunun bozulduğu, Spil Dağı ve Yunt Dağı arasında kalan ovada adeta "hava kirliliği kapanı" oluştuğu ifade edildi. Kükürt dioksit ve azot oksit başta olmak üzere sanayi kaynaklı gazların halk sağlığı açısından ciddi tehdit oluşturduğuna dikkat çekildi.

Ertosun, özellikle Muradiye, Turgutlu ve Akhisar Zeytin İhtisas OSB'leri ile, İzmir'e bağlı olmasına rağmen atıklarını Manisa'ya bıraktığı belirtilen Bağyurdu OSB'nin çevreye verdiği zararı örneklerle anlattı. Arıtılmadan ya da yetersiz arıtmayla doğaya bırakılan atık sularda kadmiyum, kurşun, cıva ve krom gibi ağır metaller tespit edildiğini belirten Ertosun, bu kirliliğin hem Gediz Nehri'ni hem de verimli tarım alanlarını geri dönülmesi zor bir biçimde tehdit ettiğini vurguladı.

Açıklamada, Jeotermal Enerji Santralleri'nin (JES) Manisa üzerindeki baskısına da geniş yer verildi. Reenjeksiyon kurallarına tam olarak uyulmaması nedeniyle yeraltı sularının ağır metallerle kirlendiği ifade edildi. Yalnızca Manisa'daki JES'lerin her yıl Demirköprü Barajı'nın yaklaşık 1,5 katı suyu yeraltından çektiğine dikkat çekilerek, bu durumun üzüm bağlarında kalite kaybı, hastalık artışı ve tarımsal verimde ciddi düşüşe yol açtığı savunuldu.

Dernek, çevre ve kültür varlıklarını korumaya yönelik olarak bugüne kadar 22 çevre davası ve 3 kültür varlığı davası açtığını açıkladı. Bu davaların bir bölümünün kazanıldığı, bir bölümünün ise yargı sürecinin devam ettiği belirtildi. Muradiye Orman Fidanlığı, Beyaz Fil Binası, Moris Şinasi Hastanesi ve Çaybaşı Deresi üzerindeki tarihi köprülerin korunmasına yönelik kazanılan hukuki süreçler, "sanayi kirliliği" ve kentleşme baskısına karşı olumlu örnekler olarak paylaşıldı.

Plansız büyümenin Manisa'yı sosyo–ekonomik ve çevresel açıdan bir çıkmaza sürüklediğini belirten Ertosun, "Manisa'nın, Gabriel Garcia Marquez'in Kırmızı Pazartesi romanını yaşamasını istemiyoruz. Tarım topraklarını, suyumuzu ve havamızı kaybedersek geleceğimizi de kaybederiz." ifadelerini kullandı.

Manisa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma ve Çevre Derneği, dört yıldır yürüttükleri mücadelede halktan, yerel yönetimlerden ve ilgili kurumlardan daha fazla destek beklediklerini vurguladı. Ali Suat Ertosun, çevreyi ve insan sağlığını önceleyen politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek, "Şehir büyüyor ama ne doğa ne insan korunuyor. Manisa'nın geleceği için bilime dayalı planlama, şeffaflık ve etkili denetim şart." değerlendirmesinde bulundu.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —