Albrecht Dürer, 1471-1528 yılları arasında yaşamış, Alman ressam ve matematikçidir.

13 yaşındayken kendi portresini, 14 yaşındayken meşhur "Madonna ve Müzik Melekleri" tablosunu yaptı. Küçük yaşta yapmış olduğu portre ve tablo, O’nun resim sanatındaki yeteneğini göstermekteydi.

Babası, küçük Albrecht’i bir ressamın yanına çırak verdi. O da büyük bir zevk ve heyecanla çalıştı.

Albrecht, sadece doğduğu şehirde yaşamadı; çağının çok ilerisinde bir hayat hayal ediyordu. Almanya’nın çeşitli şehirlerine gitti. İsviçre, Fransa ve İtalya’yı ziyaret etti. Gittiği şehirlerde ressam ve heykel yontucular başta olmak üzere, pek çok sanatçıyla tanışarak fikir alışverişinde bulundu.

Dinî muhtevalı çalışmalara farklı bir alaka hissediyordu; karakalem, suluboya ve yağlıboya resimler, bakır gravürler ve ahşap baskılar yaptı. Meryem ve İsa’nın içinde bulunduğu tablolarda kutsal gün ve olayların tasvirini canlandırdı.

İsa’ya benzemek için saçlarını uzatıyor, daha önce resmedilen İsa portreleri gibi poz veriyordu.

* * *

 

* * *

 

Tablolarında, isminin baş harfleri olan “A” ve “D” harflerini “logo” olarak kullandı. Avrupa’da ilk “ticarî marka” kullanan kişi unvanını aldı.

 

Adı ve sanı, ülkeden ülkeye yayıldı, Roma İmparatorluk sarayına kadar ulaştı. 1512’de, Roma İmparatoru I.Maximillian yeteneğini fark edip onu sarayda görevlendirdi. İmparatorun emri ile yapmış olduğu resimlerine imtiyaz hakkı (telif hakkı) aldı. Böylece telif hakkı alan yine ilk kişi oldu.

 

Kendi portresini yaptı. Avrupa sanat tarihinde “oto-portre” yapan ilk ressam unvanını aldı. O güne kadar kendi portrelerini yapan ressamlar vardı, ama onlar her zaman kalabalık topluluklar içinde kendilerini topluluktan biri olarak resmetmekteydi. Albrecht Dürer, ilk defa yalnız olarak kendi portresini yaptı.

* * *

 

* * *

Albrecht’in hayatına çocukluğunda geçen bir olay yön vermişti:

Sanat okuluna gidecek yaşa geldiğinde büyük heyecan duyuyordu. Fakat, Albrecht ile beraber kardeşi Albert de okula gitme yaşına gelmişti. Ailenin, iki kardeşi birlikte okula göndererek yatılı okul masraflarını karşılaması mümkün değildi. Çocuklardan sadece biri sanat okuluna gidebilirdi. Diğerinin çalışarak para kazanması gerekiyordu.

Albrecht, kardeşi Albert ile bir anlaşma yaptı. Kur’a çekeceklerdi. Kur’a kime çıkarsa, o sanat okuluna gidecek, diğeri madende çalışarak ona para gönderecek, okul bitince bu defa diğer kardeş sanat okulun gidecek, diğeri ona para göndermek için çalışacaktı.

Kur’a çekildi; Albrecht sanat okuluna gitti; Albert ise maden ocağına.

Albrecht, hakkını vererek okudu, her fırsatta yeteneğini gösterdi. Okulu birincilikle bitirerek eve döndü.

Kardeşine teşekkür etti. “Artık sıra sende, yaz tatilinden sonra sen gideceksin okula. Ben, sana okulun masraflarını göndermek için gururla çalışacağım madende” dedi.

Ama kardeşi Albert artık farklı düşünüyordu, okula gidecek heves kalmamıştı içinde. Bütün aile üyeleri toplanmıştı. Herkesin huzurunda şöyle dedi kardeşine:

“Kardeşim, sen üzerine düşeni yaptın, okula gittin, başarılı oldun. Senden bunu bekliyorduk. Ama sevgili kardeşim, benim için artık çok geç. Benim okula gitmem artık imkânsız. Seni okutabilmek, sana para gönderebilmek için madende çalıştığım dört yılda parmaklarım kireçlendi, defalarca kırıldı, defalarca sargı yapıldı, tedavi edildi. Artık değil kalem tutmak, şu elimdeki bardağı bile güçlükle tutuyorum”.

  Ortalığı derin bir sükûnet kaplamıştı. Kardeşinin bu hali karşısında ne diyeceğini bilemedi Albrecht.

Kardeşine ve onun ellerine baktı: Elleri bitişik, ince parmakları gökyüzüne doğru yönelmişti. Avuçlarının içi gökten yağmur bekliyor gibi açıktı.

Sonraki yıllar hep bu derin duygularla yaşayan Albrecht, kardeşinin hatırasını yaşatmak için çizgileriyle, kıvrımlarıyla, ışık gölge biçimleriyle onun ellerinin tasvirini yaptı.

Bütün dünyada “Dua eden eller” olarak bilinen o eller, Albert’in elleridir.

Artık o eller, sadece vücudun bir parçası değil; emeğin, alınterinin ölümsüzleşmiş halidir.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.