Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Güncel Haber Girişi: 06.10.2021 - 13:56, Güncelleme: 06.10.2021 - 13:56

Akşener'den 'Sayıştay raporları' tepkisi: Biz projeye değil ranta karşıyız

 

Akşener'den 'Sayıştay raporları' tepkisi: Biz projeye değil ranta karşıyız

İYİ Parti lideri Meral Akşener, Sayıştay raporlarına yansıyan alınacak ürüne değerinden fazla ödemeleri ve yanlış kur hesaplamaları nedeniyle meydana gelen zararları aktardı. Bu duruma ve Bakanlıklardan açıklama yapılmamasına tepki gösteren Akşener, "Biz projeye değil, ranta karşıyız!" dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Meclis'teki yeni dönemin ilk grup toplantısında konuştu. Akşener konuşmasında ekonomiden adalete, gezdiği illerde duyduğu sorunlardan gündemdeki açıklamalara kadar pek çok konuda değerlendirmede bulundu. Konuşmasında Sayıştay raporlarını okuyan Akşener, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı denetleme raporuna göre; Bakanlığın Avrasya Tüneli geçişlerinde, kur hesabını yanlış yaptığını ve bununla birlikte geçiş garantisini de yanlış hesapladığını aktararak "E hâl böyle olunca, tünelden, garanti edilen 25 milyon araç yerine, yalnızca 12 milyon araç geçmiş" dedi. 'MİLLETİMİZİN VERGİLERİ YİNE BİR ŞİRKETİN KASASI İÇİN HARCANMIŞ' Bu duruma tepki gösteren Akşener, "Ama, bu pek bir düşünceli arkadaşlar, ihale sahibi şirkete ayıp olmasın diye, 494,2 milyon lira, geçiş garantisi ödemesi yapmış. Şu üstün yönetim becerisine bakar mısınız? Eğer doğru bir hesaplama yapılsaydı; garanti ödemesi, 456.3 milyon lirada kalacaktı. Ama bakanlık, şirketin kasasına, 37.9 milyon lira fazladan, ödeme yapmayı tercih etmiş. Yani, beceriksizliğin faturası, yine milletimize kesilmiş. Yani milletimizin vergileri, yine bir şirketin, kasasını doldurmak için harcanmış" dedi. Sayıştay raporunda yer alan diğer bilgileri de paylaşan Akşener, "Biz projeye değil, ranta karşıyız!" ifadelerini kullandı. Akşener'in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde: "İktidar için, artık yolun sonu gözüküyor. Çünkü, mızrak artık çuvala sığmıyor. 3Y’yi yok etme vaadiyle iktidara gelen, Sayın Erdoğan’ın; yoksulluğu yöneten, yasakları normalleştiren, yolsuzluğun da, üstünü örten yönetim anlayışı artık gün gibi önümüzde duruyor. Biliyorsunuz, geçtiğimiz günlerde Sayıştay, denetim raporlarını açıkladı. AK Parti hükûmeti ve ucube sistemi sağ olsun bu seneki raporlarda da, yolsuzluk ve israf hız kesmemiş. Saray’da sefa sürenler, eğlenmeye tam gaz devam etmiş. Gelin, raporlardaki bazı satırbaşlarına, birlikte bakalım: Mesele Çevre ve Şehircilik Bakanlığı denetim raporuna göre; Ankara’da kullanılmak üzere tahsis edilen, bazı araçlar yıl içinde Çeşme, Altınoluk, Akçay, Abant, Mersin gibi yerlerden, yakıt almışlar. Belli ki bu arkadaşlar; millete hizmet yerine, kafalarına estikçe, devletin, kendilerine Ankara için tahsis ettiği arabalarıyla, tatil beldelerine gitmekte, bir sakınca görmemişler. 'KUR HESABI DA GEÇİŞ GARANTİSİ DE YANLIŞ HESAPLANMIŞ' Şu devlet insanlığına bakar mısınız? Mesela; Sayıştay’ın, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı denetleme raporuna göre; bu fevkalade başarılı bakanlığımız, Avrasya Tüneli geçişlerinde, kur hesabını yanlış yapmış. Üstelik sadece kur hesabını değil, geçiş garantisini de yanlış hesaplamış. E hâl böyle olunca, tünelden, garanti edilen 25 milyon araç yerine, yalnızca 12 milyon araç geçmiş. Ama, bu pek bir düşünceli arkadaşlar, ihale sahibi şirkete ayıp olmasın diye, 494,2 milyon lira, geçiş garantisi ödemesi yapmış. Şu üstün yönetim becerisine bakar mısınız? Eğer doğru bir hesaplama yapılsaydı; garanti ödemesi, 456.3 milyon lirada kalacaktı. Ama bakanlık, şirketin kasasına, 37.9 milyon lira fazladan, ödeme yapmayı tercih etmiş. Yani, beceriksizliğin faturası, yine milletimize kesilmiş. Yani milletimizin vergileri yine bir şirketin kasasını doldurmak için harcanmış. 'CİDDİ VE KAPSAMLI BİR AÇIKLAMA YAPMAK ZORUNDADIR' Peki milletimizin cebinden çıkan milyonlarca lirayı; haksız ve hukuksuz bir biçimde yediren Bakanlığın, Sayıştay raporuna cevabı ne olmuş biliyor musunuz? “Bunlar yalan.” Tweet bu kadar… Evet, yanlış duymadınız. Verdikleri cevap sadece bu kadar. Böyle ciddiyetsizlik, böyle utanmazlık olmaz, olamaz. Anayasal bir kurum olan Sayıştay, bir genel müdürlüğün, yolsuzluk, usulsüzlük yaptığı tespit etmişse, o genel müdürlük, ciddi ve kapsamlı bir açıklama yapmak zorundadır. Bu kadar basit. Ama gelin görün ki; devletin bakanlığı, devletin denetleme kurumuna yalancı diyor. İşte size, Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nde, koskoca Türk Devleti’nin düşürüldüğü durum. Ayıptır, günahtır. 'TOPLAM MALİYET BİN 588 ÖDENEN 8 MİLYON 646 BİN LİRA' Bir başka akıl dışı yolsuzluk örneği de, Karayolları Genel Müdürlüğü’nden. Sayıştay’ın raporuna göre; Karayolları Genel Müdürlüğü, toplam maliyetini bin 588 lira olarak hesapladığı bir işe, sıkı durun, tam 8 milyon 646 bin lira ödemiş. Yani; asgari ücretin, yarısı kadar hesapladıkları işe, 3 milyon asgari ücret ödemişler. Durun daha bitmedi. Yine KGM, pazarlık usulüyle yaptığı bir ihalede; birim fiyatı 7 lira 94 kuruş olan muhafaza borusunu, tam 300 katı bedel ödeyerek, 2 bin 239 liraya satın almış. 'İŞSİZ GENCE GELİNCE KAYNAK YOK' İşte size; EYT’lilere, 3600 ek gösterge bekleyenlere, esnafa, çiftçiye, işsiz gence gelince; “Kaynak yok” diyenlerin, kaynaklarımızı nereye akıttığının cevabı. 'ZENGİN TÜRKİYE'Yİ FAKİRLİĞE MAHKUM EDEN ZİHNİYETİN İBRETLİK FOTOĞRAFI' İşte size; zengin Türkiye’yi, fakirliğe mahkum eden bu zihniyetin, ibretlik fotoğrafı. Sayın Erdoğan; Bu atadığın bürokratlar, sence kimi örnek alıyorlar? Cevabını ben vereyim. İsraf ve yolsuzluk batağına batmış bu bürokratların, ilham kaynağı bizzat sensin. Çünkü balık baştan kokar. Sayıştay raporlarına göre; geçen sene bir günde tam 7,9 milyon lira, senede ise 2,8 milyar lira harcamışsın. 6 yıl içindeki harcamalarını da 10 katına çıkarmışsın. İsrafın büyüklüğüne bakar mısınız? 'ŞU ZOR DÖNEMDE MİLLETİN PARASINI ÇARÇUR EDİYORSUN' Sayın Erdoğan; bu öyle bir israf ki; şayet, israfın dibini böylesine sıyırmasaydın, şayet, itibardan değil ama, bari keyfinden birazcık tasarruf edebilseydin, şayet harcamalarını 10 katına değil de bari 5 katına çıkarsaydın, ne olurdu biliyor musun? Mesela bugün, barınma sıkıntısı çeken, hiçbir öğrencimiz olmazdı. Mesela, üretmeyi bırakan çiftçilerimiz olmazdı. Mesela, pandemide açıkta bıraktığın için, iflas eden esnaflarımız olmazdı. Bu aziz millet sana güvendi, o koltuğa oturttu. Peki sen ne yapıyorsun? Şu zor günlerde, milletinin devletine en çok ihtiyaç duyduğu, şu zor dönemde milletin parasını çarçur ediyorsun… Yazıklar olsun. 'TÜRKİYE HER VATANDAŞINI DOYURACAK KAYNAĞA SAHİPTİR' Gandhi’nin çok sevdiğim bir sözü vardır: “Dünya, herkesi doyuracak kadar kaynağa sahiptir; ama, herkesin açgözlülüğünü doyuracak kadar değil” der. Biz de diyoruz ki; “Türkiye, belki saray bürokratlarının, açgözlülüğünü doyuracak kadar değil; ama her vatandaşını doyuracak kadar kaynağa sahiptir.” Yeter ki yolsuzluk Algısı Araştırması’nda, 180 ülke arasında, 86’ıncı sırada olmayalım. Yeter ki beceriksiz bürokratlarla, yandaş müteahhitler arasında, sıkışıp kalmayalım. Yeter ki kaynaklarımızı, ranta değil, milletimize ayıralım. O nedenle biz, işte tam olarak, bu iş bilmezliğin, bu hoyratlığın, bu vicdansızlığın karşısındayız. Yapılan tünellere, köprülere, yollara değil; plansızlığa, haksızlığa, beceriksizliğe karşıyız. Milletimizin parasının, millete hizmet olarak dönmesine değil; ısrarla yandaşını kayıran, bu ahlaksızlığa karşıyız. Ez cümle, biz projeye değil, ranta karşıyız! 'NE KADAR ZORLU BİR KIŞ GEÇİRECEĞİMİZİ ZAMLARLA GÖRMEYE BAŞLADIK' Daha kış gelmeden, ne kadar zorlu bir kış geçireceğimizi; iktidarın açıkladığı zamlarla, görmeye başladık. Elektrik üretiminde kullanılan, doğal gaz fiyatına; Temmuz ayında, yüzde 20 zam yapılmıştı. Bu ay, üzerine yüzde 15 daha yapıldı. 2018’den bu yana, elektriğe, yüzde 122 zam yapan hükûmetin; emekli, asgari ücretli, memur maaşlarına yaptığı zamlar ise, yüzde 66 ile, yüzde 69 bandında kaldı. Şu vicdansızlığa bakar mısınız? Yazıktır, günahtır. Gittiğimiz her yerde, elektrik faturasını ödeyemediği için; tarlasını sulayamayan çiftçiyi, üretim yapamayan sanayiciyi, zor durumda kalan esnafı dinliyoruz. Ama iktidar oralı bile olmuyor, milletimizi, zam yağmuruna tutmaya devam ediyor. Bir lütuf gibi sunduğu, maaş zamlarını, yıl içerisinde fazlasıyla geri almaktan, zerre utanmıyor. 'MERKEZ BANKASI'NIN GÖREVLERİNE GÜNCELLEME GELDİ: SAYIN ERDOĞAN'I MUTLU ETMEK' Değerli milletvekilleri; hesap verebilirliğin yerini, biat etmenin, liyakatin yerini, vasatlığın, devlet terbiyesinin yerini, ciddiyetsizliğin aldığı bu ucube sistem; ülkemizin içinde bulunduğu tüm problemlerin, esas sebebidir. Bu durumun, bir diğer örneğini; Merkez Bankası’nın, son kararlarında gördük. Biliyorsunuz Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’yle birlikte; Merkez Bankası Başkanları’nın görev ve sorumluluklarına bir güncelleme geldi. O da Sayın Erdoğan’ı memnun etmek. Merkez Bankası’nın, son faiz indirimi kararıyla; 8 Eylül’de, 8,30 seviyesindeki dolar, 8,90’a kadar yükseldi. Bu 60 kuruşluk artışla birlikte; ithal ettiğimiz malların maliyeti, yüzde 7 yükselirken, dış borç stokumuz, 270 milyar lira, kısa vadeli borcumuz da, 101,2 milyar lira arttı. 'ARTIŞLARIN SORUMLUSU HER OLAYDAN ELİNİ YIKAYIP ÇIKMASINI BİLEN SAYIN ERDOĞAN'IN KENDİSİDİR' Ama şimdiden söyleyeyim: Bu artışların sorumlusu, Merkez Bankası Başkanı değildir. Çünkü kendisi, aynı çöp öğütür gibi, bürokrat öğüten bu sistemin, son kullanma tarihi yaklaşan bir bürokratından fazlası değildir. Bu maliyetlerin esas sorumlusu; Türk Devleti’ni, ucube bir sisteme hapseden, Türkiye ekonomisini, akıl dışı teorilerine kurban eden ve her olaydan, elini yıkayıp çıkmasıyla bilinen Sayın Erdoğan’ın ta kendisidir. Nitekim eminim ki; bu olaydan da, elini yıkayıp çıkmak için, Merkez Bankası Başkanı’nı, yakın zamanda harcayacaktır. O nedenle, buradan Sayın Başkan’a, sonradan açıkta kalmaması için şimdiden iş aramaya başlamasını tavsiye ediyorum. 'BİZ YOKSUL DEĞİL YOKSUL OLDUĞUNA İNANDIRILAN BİR ÜLKEYİZ' Peki, sırf Sayın Erdoğan memnun olsun diye kaybettiğimiz, 270 milyar lira ile, neler yapılabilirdi biliyor musunuz? Mesela; son 7 yıl içinde, tarıma verilen desteğin 3 katı, bizim yakın zamanda açıklayacağımız, tarım reformu için kullanılabilirdi. Mesela; pandemi döneminde verilen, kısa çalışma ve nakit desteğinin 5 katı, vatandaşımıza ve esnafımıza dağıtılabilirdi. 128 devlet üniversitesine, 2022 için ayrılan bütçenin 5 katı, bu üniversitelerin, eğitim ve barınma sorunlarının, çözümüne ayrılabilirdi. Böylece, tam 4 milyon öğrencimizin, yurt ihtiyacı karşılanabilirdi. Hep söylediğimiz gibi: Biz kaynakları olmayan, yoksul bir ülke değiliz. Biz, yoksul olduğuna inandırılan bir ülkeyiz. Türkiye’nin, çözülemeyecek sorunu yok. İYİ Parti iktidarında; rant musluklarını kapatınca; milletin vergileriyle, millete nasıl hizmet edileceğini, yandaş kayırmayan projelerin, nasıl hayata geçeceğini, kaynaklarımızın nasıl verimli kullanılacağını, cümle aleme göstereceğiz. Milletimizi, hak ettiği, zengin, mutlu ve huzurlu bir Türkiye ile buluşturacağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. 'GUGUK KUŞU FİLMİNİ YAŞIYOR GİBİYİZ' Türkiye maalesef; Sayın Erdoğan ve arkadaşlarının elinde, psikiyatrik bir iktidar anlayışıyla yönetiliyor. Memlekete akıl hastanesi, milletimize de, akıl hastası muamelesi yapılıyor. Adeta Guguk Kuşu filmini yaşıyor gibiyiz. Sayın Erdoğan, Hemşire Ratched, bakanları, zorba hasta bakıcılar, Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi de, milletimize giydirilen deli gömleği… Gömleğin içinde, her geçen gün, daha da bunalıyoruz. Ama Hemşire Erdoğan ve ekibi, oralı bile değil. Kıpırdayanın, kafasına vuruyorlar. Ne zaman birileri, bu gömleğe itiraz etse, Hemşire Erdoğan ve hasta bakıcılarının etmediği hakaret, yapmadığı kötülük kalmıyor., 'DÜN İTİBARİYLE KEBAPÇILAR TERÖRİST OLDU' Her hafta, toplumumuzun yeni bir kesimi, terörist ilan edilir hale geldi. Çiftçimiz, esnafımız, üreticimiz, zaten bayağıdır, iktidarın terör listesinde. Yakın zamanda, marketler bu kategoriye alındı. Daha geçen hafta, barınamayan öğrencilerimiz terörist ilan edildi. Dün itibariyle de kebapçılar terörist oldu. İşte o nedenle, bu hafta, Milletin Kürsüsü’nde, hem kebapçı, hem de aspavacı bir kardeşimizi misafir ediyoruz. 'MİLLETİMİZİN DURUMU MAALESEF HİÇ İYİ DEĞİL' Meclisimizin tatilde olduğu son 2 buçuk ayda, tam 20 il gezdim. Vatandaşlarımız anlattı, ben de dinledim. Sayın Erdoğan ve bakanları, yan gelip yatarken, biz, memleketin dört bir yanında, milletimizle buluştuk. Sayın Erdoğan’ın kitap yazdırıp, basket oynarmış gibi, görüntü vermekle uğraştığı günlerde biz, doğusundan batısına, ülkemizin dört bir yanındaki dertleri biriktirdik. Ve gördük ki; Sayın Erdoğan’ın hayal dünyasında, her şey yolunda olsa da, kendisi gidişattan memnun, marketteki fiyatlar da, son derece uygun olsa da milletimizin durumu maalesef hiç de iyi değil. RÜZGARGÜLÜ PROJESİ Ülkemizdeki derin yoksullukla mücadele planımız kapsamında, hazırladığımız projelerimizden ilkini, bugün burada, sizlerle paylaşmak istiyorum. Okul çağındaki her çocuğumuza, her gencimize, kahvaltı ve öğle yemeğini ücretsiz olarak sunacağımız Rüzgârgülü Projemiz milletimize, memleketimize, hayırlı uğurlu olsun. Daha önce bu kürsüden dile getirdiğim, bir gerçek vardı. Ankara, İzmir ve İstanbul’da, Düşük ve orta gelirli ailelerin, çocuklarıyla yapılan araştırmalara göre, Türkiye’de çocukların, en çok değiştirmeyi istedikleri şey; Adaletsizlik ve eşitsizlikti. İşte bu nedenle, Rüzgârgülü’nü; sağlıktan eğitime, istihdamdan yerel ekonomiye, yoksulluktan gelir eşitsizliğine kadar, Türkiye’nin en can alıcı sorunlarına parmak basan, çok yönlü bir kalkınma projesi olarak tasarladık. Rüzgârgülü Projesi ile çocuklarımız, sadece günlük ihtiyacı olan, proteini ve vitamini almakla kalmayacak, Sağlık Bakanlığı tarafından, her yaş grubuna göre ayrı ayrı hazırlanacak, beslenme programıyla, dengeli ve doğru beslenerek, sağlıklı bireyler olarak yetişecek.
İYİ Parti lideri Meral Akşener, Sayıştay raporlarına yansıyan alınacak ürüne değerinden fazla ödemeleri ve yanlış kur hesaplamaları nedeniyle meydana gelen zararları aktardı. Bu duruma ve Bakanlıklardan açıklama yapılmamasına tepki gösteren Akşener, "Biz projeye değil, ranta karşıyız!" dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Meclis'teki yeni dönemin ilk grup toplantısında konuştu. Akşener konuşmasında ekonomiden adalete, gezdiği illerde duyduğu sorunlardan gündemdeki açıklamalara kadar pek çok konuda değerlendirmede bulundu.

Konuşmasında Sayıştay raporlarını okuyan Akşener, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı denetleme raporuna göre; Bakanlığın Avrasya Tüneli geçişlerinde, kur hesabını yanlış yaptığını ve bununla birlikte geçiş garantisini de yanlış hesapladığını aktararak "E hâl böyle olunca, tünelden, garanti edilen 25 milyon araç yerine, yalnızca 12 milyon araç geçmiş" dedi.

'MİLLETİMİZİN VERGİLERİ YİNE BİR ŞİRKETİN KASASI İÇİN HARCANMIŞ'

Bu duruma tepki gösteren Akşener, "Ama, bu pek bir düşünceli arkadaşlar, ihale sahibi şirkete ayıp olmasın diye, 494,2 milyon lira, geçiş garantisi ödemesi yapmış. Şu üstün yönetim becerisine bakar mısınız? Eğer doğru bir hesaplama yapılsaydı; garanti ödemesi, 456.3 milyon lirada kalacaktı. Ama bakanlık, şirketin kasasına, 37.9 milyon lira fazladan, ödeme yapmayı tercih etmiş. Yani, beceriksizliğin faturası, yine milletimize kesilmiş. Yani milletimizin vergileri, yine bir şirketin, kasasını doldurmak için harcanmış" dedi.

Sayıştay raporunda yer alan diğer bilgileri de paylaşan Akşener, "Biz projeye değil, ranta karşıyız!" ifadelerini kullandı.

Akşener'in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

"İktidar için, artık yolun sonu gözüküyor. Çünkü, mızrak artık çuvala sığmıyor. 3Y’yi yok etme vaadiyle iktidara gelen, Sayın Erdoğan’ın; yoksulluğu yöneten, yasakları normalleştiren, yolsuzluğun da, üstünü örten yönetim anlayışı artık gün gibi önümüzde duruyor.

Biliyorsunuz, geçtiğimiz günlerde Sayıştay, denetim raporlarını açıkladı. AK Parti hükûmeti ve ucube sistemi sağ olsun bu seneki raporlarda da, yolsuzluk ve israf hız kesmemiş. Saray’da sefa sürenler, eğlenmeye tam gaz devam etmiş.

Gelin, raporlardaki bazı satırbaşlarına, birlikte bakalım:

Mesele Çevre ve Şehircilik Bakanlığı denetim raporuna göre; Ankara’da kullanılmak üzere tahsis edilen, bazı araçlar yıl içinde Çeşme, Altınoluk, Akçay, Abant, Mersin gibi yerlerden, yakıt almışlar. Belli ki bu arkadaşlar; millete hizmet yerine, kafalarına estikçe, devletin, kendilerine Ankara için tahsis ettiği arabalarıyla, tatil beldelerine gitmekte, bir sakınca görmemişler.

'KUR HESABI DA GEÇİŞ GARANTİSİ DE YANLIŞ HESAPLANMIŞ'

Şu devlet insanlığına bakar mısınız?

Mesela; Sayıştay’ın, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı denetleme raporuna göre; bu fevkalade başarılı bakanlığımız, Avrasya Tüneli geçişlerinde, kur hesabını yanlış yapmış. Üstelik sadece kur hesabını değil, geçiş garantisini de yanlış hesaplamış. E hâl böyle olunca, tünelden, garanti edilen 25 milyon araç yerine, yalnızca 12 milyon araç geçmiş.

Ama, bu pek bir düşünceli arkadaşlar, ihale sahibi şirkete ayıp olmasın diye, 494,2 milyon lira, geçiş garantisi ödemesi yapmış. Şu üstün yönetim becerisine bakar mısınız? Eğer doğru bir hesaplama yapılsaydı; garanti ödemesi, 456.3 milyon lirada kalacaktı. Ama bakanlık, şirketin kasasına, 37.9 milyon lira fazladan, ödeme yapmayı tercih etmiş. Yani, beceriksizliğin faturası, yine milletimize kesilmiş. Yani milletimizin vergileri yine bir şirketin kasasını doldurmak için harcanmış.

'CİDDİ VE KAPSAMLI BİR AÇIKLAMA YAPMAK ZORUNDADIR'

Peki milletimizin cebinden çıkan milyonlarca lirayı; haksız ve hukuksuz bir biçimde yediren Bakanlığın, Sayıştay raporuna cevabı ne olmuş biliyor musunuz? “Bunlar yalan.” Tweet bu kadar…

Evet, yanlış duymadınız. Verdikleri cevap sadece bu kadar. Böyle ciddiyetsizlik, böyle utanmazlık olmaz, olamaz. Anayasal bir kurum olan Sayıştay, bir genel müdürlüğün, yolsuzluk, usulsüzlük yaptığı tespit etmişse, o genel müdürlük, ciddi ve kapsamlı bir açıklama yapmak zorundadır. Bu kadar basit.

Ama gelin görün ki; devletin bakanlığı, devletin denetleme kurumuna yalancı diyor. İşte size, Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nde, koskoca Türk Devleti’nin düşürüldüğü durum. Ayıptır, günahtır.

'TOPLAM MALİYET BİN 588 ÖDENEN 8 MİLYON 646 BİN LİRA'

Bir başka akıl dışı yolsuzluk örneği de, Karayolları Genel Müdürlüğü’nden. Sayıştay’ın raporuna göre; Karayolları Genel Müdürlüğü, toplam maliyetini bin 588 lira olarak hesapladığı bir işe, sıkı durun, tam 8 milyon 646 bin lira ödemiş.

Yani; asgari ücretin, yarısı kadar hesapladıkları işe, 3 milyon asgari ücret ödemişler. Durun daha bitmedi.

Yine KGM, pazarlık usulüyle yaptığı bir ihalede; birim fiyatı 7 lira 94 kuruş olan muhafaza borusunu, tam 300 katı bedel ödeyerek, 2 bin 239 liraya satın almış.

'İŞSİZ GENCE GELİNCE KAYNAK YOK'

İşte size; EYT’lilere, 3600 ek gösterge bekleyenlere, esnafa, çiftçiye, işsiz gence gelince; “Kaynak yok” diyenlerin, kaynaklarımızı nereye akıttığının cevabı.

'ZENGİN TÜRKİYE'Yİ FAKİRLİĞE MAHKUM EDEN ZİHNİYETİN İBRETLİK FOTOĞRAFI'

İşte size; zengin Türkiye’yi, fakirliğe mahkum eden bu zihniyetin, ibretlik fotoğrafı. Sayın Erdoğan; Bu atadığın bürokratlar, sence kimi örnek alıyorlar? Cevabını ben vereyim. İsraf ve yolsuzluk batağına batmış bu bürokratların, ilham kaynağı bizzat sensin. Çünkü balık baştan kokar.

Sayıştay raporlarına göre; geçen sene bir günde tam 7,9 milyon lira, senede ise 2,8 milyar lira harcamışsın. 6 yıl içindeki harcamalarını da 10 katına çıkarmışsın. İsrafın büyüklüğüne bakar mısınız?

'ŞU ZOR DÖNEMDE MİLLETİN PARASINI ÇARÇUR EDİYORSUN'

Sayın Erdoğan; bu öyle bir israf ki; şayet, israfın dibini böylesine sıyırmasaydın, şayet, itibardan değil ama, bari keyfinden birazcık tasarruf edebilseydin, şayet harcamalarını 10 katına değil de bari 5 katına çıkarsaydın, ne olurdu biliyor musun?

Mesela bugün, barınma sıkıntısı çeken, hiçbir öğrencimiz olmazdı. Mesela, üretmeyi bırakan çiftçilerimiz olmazdı. Mesela, pandemide açıkta bıraktığın için, iflas eden esnaflarımız olmazdı. Bu aziz millet sana güvendi, o koltuğa oturttu. Peki sen ne yapıyorsun? Şu zor günlerde, milletinin devletine en çok ihtiyaç duyduğu, şu zor dönemde milletin parasını çarçur ediyorsun… Yazıklar olsun.

'TÜRKİYE HER VATANDAŞINI DOYURACAK KAYNAĞA SAHİPTİR'

Gandhi’nin çok sevdiğim bir sözü vardır: “Dünya, herkesi doyuracak kadar kaynağa sahiptir; ama, herkesin açgözlülüğünü doyuracak kadar değil” der. Biz de diyoruz ki; “Türkiye, belki saray bürokratlarının, açgözlülüğünü doyuracak kadar değil; ama her vatandaşını doyuracak kadar kaynağa sahiptir.”

Yeter ki yolsuzluk Algısı Araştırması’nda, 180 ülke arasında, 86’ıncı sırada olmayalım. Yeter ki beceriksiz bürokratlarla, yandaş müteahhitler arasında, sıkışıp kalmayalım. Yeter ki kaynaklarımızı, ranta değil, milletimize ayıralım.

O nedenle biz, işte tam olarak, bu iş bilmezliğin, bu hoyratlığın, bu vicdansızlığın karşısındayız.

Yapılan tünellere, köprülere, yollara değil; plansızlığa, haksızlığa, beceriksizliğe karşıyız. Milletimizin parasının, millete hizmet olarak dönmesine değil; ısrarla yandaşını kayıran, bu ahlaksızlığa karşıyız. Ez cümle, biz projeye değil, ranta karşıyız!

'NE KADAR ZORLU BİR KIŞ GEÇİRECEĞİMİZİ ZAMLARLA GÖRMEYE BAŞLADIK'

Daha kış gelmeden, ne kadar zorlu bir kış geçireceğimizi; iktidarın açıkladığı zamlarla, görmeye başladık. Elektrik üretiminde kullanılan, doğal gaz fiyatına; Temmuz ayında, yüzde 20 zam yapılmıştı. Bu ay, üzerine yüzde 15 daha yapıldı. 2018’den bu yana, elektriğe, yüzde 122 zam yapan hükûmetin; emekli, asgari ücretli, memur maaşlarına yaptığı zamlar ise, yüzde 66 ile, yüzde 69 bandında kaldı. Şu vicdansızlığa bakar mısınız? Yazıktır, günahtır.

Gittiğimiz her yerde, elektrik faturasını ödeyemediği için; tarlasını sulayamayan çiftçiyi, üretim yapamayan sanayiciyi, zor durumda kalan esnafı dinliyoruz. Ama iktidar oralı bile olmuyor, milletimizi, zam yağmuruna tutmaya devam ediyor. Bir lütuf gibi sunduğu, maaş zamlarını, yıl içerisinde fazlasıyla geri almaktan, zerre utanmıyor.

'MERKEZ BANKASI'NIN GÖREVLERİNE GÜNCELLEME GELDİ: SAYIN ERDOĞAN'I MUTLU ETMEK'

Değerli milletvekilleri; hesap verebilirliğin yerini, biat etmenin, liyakatin yerini, vasatlığın, devlet terbiyesinin yerini, ciddiyetsizliğin aldığı bu ucube sistem; ülkemizin içinde bulunduğu tüm problemlerin, esas sebebidir. Bu durumun, bir diğer örneğini; Merkez Bankası’nın, son kararlarında gördük. Biliyorsunuz Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’yle birlikte; Merkez Bankası Başkanları’nın görev ve sorumluluklarına bir güncelleme geldi. O da Sayın Erdoğan’ı memnun etmek.

Merkez Bankası’nın, son faiz indirimi kararıyla; 8 Eylül’de, 8,30 seviyesindeki dolar, 8,90’a kadar yükseldi. Bu 60 kuruşluk artışla birlikte; ithal ettiğimiz malların maliyeti, yüzde 7 yükselirken, dış borç stokumuz, 270 milyar lira, kısa vadeli borcumuz da, 101,2 milyar lira arttı.

'ARTIŞLARIN SORUMLUSU HER OLAYDAN ELİNİ YIKAYIP ÇIKMASINI BİLEN SAYIN ERDOĞAN'IN KENDİSİDİR'

Ama şimdiden söyleyeyim: Bu artışların sorumlusu, Merkez Bankası Başkanı değildir. Çünkü kendisi, aynı çöp öğütür gibi, bürokrat öğüten bu sistemin, son kullanma tarihi yaklaşan bir bürokratından fazlası değildir. Bu maliyetlerin esas sorumlusu; Türk Devleti’ni, ucube bir sisteme hapseden, Türkiye ekonomisini, akıl dışı teorilerine kurban eden ve her olaydan, elini yıkayıp çıkmasıyla bilinen Sayın Erdoğan’ın ta kendisidir.

Nitekim eminim ki; bu olaydan da, elini yıkayıp çıkmak için, Merkez Bankası Başkanı’nı, yakın zamanda harcayacaktır. O nedenle, buradan Sayın Başkan’a, sonradan açıkta kalmaması için şimdiden iş aramaya başlamasını tavsiye ediyorum.

'BİZ YOKSUL DEĞİL YOKSUL OLDUĞUNA İNANDIRILAN BİR ÜLKEYİZ'

Peki, sırf Sayın Erdoğan memnun olsun diye kaybettiğimiz, 270 milyar lira ile, neler yapılabilirdi biliyor musunuz? Mesela; son 7 yıl içinde, tarıma verilen desteğin 3 katı, bizim yakın zamanda açıklayacağımız, tarım reformu için kullanılabilirdi.

Mesela; pandemi döneminde verilen, kısa çalışma ve nakit desteğinin 5 katı, vatandaşımıza ve esnafımıza dağıtılabilirdi. 128 devlet üniversitesine, 2022 için ayrılan bütçenin 5 katı, bu üniversitelerin, eğitim ve barınma sorunlarının, çözümüne ayrılabilirdi. Böylece, tam 4 milyon öğrencimizin, yurt ihtiyacı karşılanabilirdi.

Hep söylediğimiz gibi: Biz kaynakları olmayan, yoksul bir ülke değiliz. Biz, yoksul olduğuna inandırılan bir ülkeyiz. Türkiye’nin, çözülemeyecek sorunu yok.

İYİ Parti iktidarında; rant musluklarını kapatınca; milletin vergileriyle, millete nasıl hizmet edileceğini, yandaş kayırmayan projelerin, nasıl hayata geçeceğini, kaynaklarımızın nasıl verimli kullanılacağını, cümle aleme göstereceğiz. Milletimizi, hak ettiği, zengin, mutlu ve huzurlu bir Türkiye ile buluşturacağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

'GUGUK KUŞU FİLMİNİ YAŞIYOR GİBİYİZ'

Türkiye maalesef; Sayın Erdoğan ve arkadaşlarının elinde, psikiyatrik bir iktidar anlayışıyla yönetiliyor. Memlekete akıl hastanesi, milletimize de, akıl hastası muamelesi yapılıyor. Adeta Guguk Kuşu filmini yaşıyor gibiyiz. Sayın Erdoğan, Hemşire Ratched, bakanları, zorba hasta bakıcılar, Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi de, milletimize giydirilen deli gömleği… Gömleğin içinde, her geçen gün, daha da bunalıyoruz. Ama Hemşire Erdoğan ve ekibi, oralı bile değil. Kıpırdayanın, kafasına vuruyorlar. Ne zaman birileri, bu gömleğe itiraz etse, Hemşire Erdoğan ve hasta bakıcılarının etmediği hakaret, yapmadığı kötülük kalmıyor.,

'DÜN İTİBARİYLE KEBAPÇILAR TERÖRİST OLDU'

Her hafta, toplumumuzun yeni bir kesimi, terörist ilan edilir hale geldi. Çiftçimiz, esnafımız, üreticimiz, zaten bayağıdır, iktidarın terör listesinde. Yakın zamanda, marketler bu kategoriye alındı. Daha geçen hafta, barınamayan öğrencilerimiz terörist ilan edildi. Dün itibariyle de kebapçılar terörist oldu.

İşte o nedenle, bu hafta, Milletin Kürsüsü’nde, hem kebapçı, hem de aspavacı bir kardeşimizi misafir ediyoruz.

'MİLLETİMİZİN DURUMU MAALESEF HİÇ İYİ DEĞİL'

Meclisimizin tatilde olduğu son 2 buçuk ayda, tam 20 il gezdim. Vatandaşlarımız anlattı, ben de dinledim. Sayın Erdoğan ve bakanları, yan gelip yatarken, biz, memleketin dört bir yanında, milletimizle buluştuk.

Sayın Erdoğan’ın kitap yazdırıp, basket oynarmış gibi, görüntü vermekle uğraştığı günlerde biz, doğusundan batısına, ülkemizin dört bir yanındaki dertleri biriktirdik. Ve gördük ki; Sayın Erdoğan’ın hayal dünyasında, her şey yolunda olsa da, kendisi gidişattan memnun, marketteki fiyatlar da, son derece uygun olsa da milletimizin durumu maalesef hiç de iyi değil.

RÜZGARGÜLÜ PROJESİ

Ülkemizdeki derin yoksullukla mücadele planımız kapsamında, hazırladığımız projelerimizden ilkini, bugün burada, sizlerle paylaşmak istiyorum. Okul çağındaki her çocuğumuza, her gencimize, kahvaltı ve öğle yemeğini ücretsiz olarak sunacağımız Rüzgârgülü Projemiz milletimize, memleketimize, hayırlı uğurlu olsun.

Daha önce bu kürsüden dile getirdiğim, bir gerçek vardı. Ankara, İzmir ve İstanbul’da, Düşük ve orta gelirli ailelerin, çocuklarıyla yapılan araştırmalara göre, Türkiye’de çocukların, en çok değiştirmeyi istedikleri şey; Adaletsizlik ve eşitsizlikti. İşte bu nedenle, Rüzgârgülü’nü; sağlıktan eğitime, istihdamdan yerel ekonomiye, yoksulluktan gelir eşitsizliğine kadar, Türkiye’nin en can alıcı sorunlarına parmak basan, çok yönlü bir kalkınma projesi olarak tasarladık. Rüzgârgülü Projesi ile çocuklarımız, sadece günlük ihtiyacı olan, proteini ve vitamini almakla kalmayacak, Sağlık Bakanlığı tarafından, her yaş grubuna göre ayrı ayrı hazırlanacak, beslenme programıyla, dengeli ve doğru beslenerek, sağlıklı bireyler olarak yetişecek.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve enpolitik.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.