Bugün, genç bir akademisyen okurumun mesajını yorumlarımla sizlere sunmak istiyorum.

Akademisyen diyor ki!;

Okur: “Hocam merhabalar, ben de eşim de “akademisyeniz”, “dergiler” konusunda bazı tecrübelerimiz oldu. Benim sadece Doi numarası için para ödediğim, ancak gerçek hakem süreçlerinden geçip raporlanıp bastırdığım iki makalem var. Amacım, hakemlik sürecinin bir kaç ay içerisinde tamamlanmış olmasıydı.”

AY: (DOI kısaltması ile anılan Digital Object Identifier (Dijital Nesne Tanımlayıcı), internet üzerinde yayınlanan içeriğe kolay erişimi sağlayan benzersiz numaralandırma ve erişim sistemidir. ... Günümüzde artık özellikle bir çok dergi makalesinde DOI numarası, yani dijital plaka numarası bulunmaktadır.)

Birçok akademisyen bildiri sunuyor, sonra bakıyorsunuz vazgeçip, geri çekiyor. Dergiye yazı gönderiyor, basım gecikince geri çekip sempozyumda sunuyor. Amaç, Dr. veya Dr.Öğr.Üy./Doç./Prof. unvanı için başvuru süresini kaçırmamak. Ya da o yılki akademik teşvikten yararlanmak…

Okur: “Türkiye de özellikle bazı Sosyal Bilim alanlarında yeterli kalitede dergi bulunmamakta, bulunsa da bu dergilerin hakemleri bazen çalışılan konulardan yazarın kim olduğunu çıkarıp taraflı rapor vermekte.”

AY: Uygulamaları maalesef var…Eğer, hakem yazıyı/bildiriyi olumlu görmemişse, hemen hakemlikten çıkarılıyor, daha dengeli/evetçi/terminolojiyi bilmeyen v.b. bir akademisyen seçiliyor.Çünkü, bazı sempozyumlarda para kazanılıyor. Başıma geldi, biliyorum.

Okur: “Türkiye’de henüz tanınmamış konu ve yöntemlerle yapılan yayınları benimsememekte ve anlamamaktalar. Benzeri bir süreci eşim yaşadı, çok iyi bir üniversitenin dergisiydi ancak, gelen hakem raporlarını görseniz öyle bilimsellikten uzak, öyle taraflıydı ki..”

AY.Burada önemli olan akademisyenin unvanını gerçekten hak etmiş olmasıdır. Avcı dergilerle, oluşturulan/kurulan yanlı jürilerle, çalınmış y.dil sorularını vermeyle unvan almamasıdır. Yayınlarının “atıf yapılabilir”, alana “yenilik getirebilir” bir içeriği olması gerekir.
Okur: “Ben makalemi doktora sürecinde yayınladım, İletişim Bilimleri alanında doktora yaptım. Doktorayı bitirmemin şartı bir yayın yapmamdı. Bitmek üzere olan doktora öğrenimimde aylarca hakem raporu bekleyecek ne maddi, ne de manevi gücüm kalmamıştı. Bunun yanı sıra çalışmamı bastırabileceğim üniversitelerin dergileri doktora tezinden yayın kabul etmiyorlardı.

AY: Burada da tenakuz var. Y.Lisans ve Dr./Sy. Tezlerinden bildiri/makale üretilmesi çok yaygın. Ancak, “makalenin” kabul edilmeyip, “bildirilerin kabul edilmesi de” ikilem yaratıyor. Bu konuda “akademik birlik sağlanmalı” ve tezlerden bildiri/makale yazılmasının önüne geçilmelidir. Çünkü, zaten akademisyen Y.lisans ve Dr./Sy. Bitirdiğinde hakkını ve derecesini alıyor. Daha, işin suyunu çıkarmanın gereği yok!...

Okur: “Doi numarasının ‘ücretini ödediğim’ bu iki makalenin de bilimsel niteliği olduğunu ve Türkiye için alana önemli katkıları olduğunu söyleyebilirim. Diyeceğim o ki, sorunlarımız çok daha derin. Yağmacı dergiler büyük sorun ancak öncelikle bir sonuç. Bunu görmek gerekli ...”

AY: Evet, çok iyi dergiler var…Ancak; “iyi ile kötüyü”, “gerçek ile avcıyı” ayırmayan bir sistem de var. YÖK, iyi dergileri her yıl ödüllendirmeli, avcı dergileri de açıklamalıdır. Hep söyleniyor, ama hala bir dergi ismi bile açıklanmadı. Akademisyenlerce tweetlerde çok isim veriliyor. Yanlışın cezalandırılmadığı bir sistemde; saygınlık ve başarı beklenemez…Tıpkı, birçok Doç./Prof. unvanlı akademisyene (özellikle 2007-2016 arası) kurumlarında değer verilmediği gibi..

Okur: “Akademinin çok ciddi sorunları var. Bence “üniversite dergileri” ve “editörlük” süreçleri daha ciddi işlemeli. Bilimsel bir çalışmaya “nitelik yönünden” yaklaşılmalı. Doktora tezinden olup olmaması sonucu değiştirmemeli.”

AY: Katılmamak mümkün mü? (Ancak, yukarda yazdığım gibi son cümle hariç.)

Okur: “Hakem olarak nitelendirilen kişilerin objektif olmayı becerebilmeleri gerekli ve alana ciddi anlamda hakim olması şartı aranmalı.”

AY: Objektif olmak için; birikimli, nitelikli, ehliyetli, paylaşımcı v.b. özelliklere sahip olması ve alana ciddi hakim olması ve katkılar sunması gerekli…Eğer idareci ise; çalışanlarına saygılı, onları yönlendiren, ötekileştirmeyen v.b. olmalı. Ancak, idari görevler alana hizmetten sayılmamalı, görevdeyken; kurumu ne kadar öne çıkardığı, çıktılarının ne olduğu ile fark yaratırsa değerlendirilmelidir.

Okur: “Mesela objektif bir tarih makalesine toplumsal cinsiyet eleştirisi ile yaklaşan bir hakemin bilimsel yaklaşımı dergi tarafından eleştirilebilinmeli. Bu bizim başımıza geldiğinde bu çok iyi üniversitenin dergisinin editörü "kusura bakmayın hakem çok güvendiğim biri" cevabını verdi.. Bilimsel yaklaşımın daha fazla içselleştirilmesine ihtiyaç var. Kendi deneyimlerimi aktarmak istedim, sürç-i lisan ettiysem affola. Saygılarımla.”

AY: Bir akademisyenin başından geçenleri okuyunca, çoğu akademisyen arkadaşım kendi başlarından geçenleri hatırlayacaklardır. Ancak; sıkıntı çekenler, bir üst unvana geçince her şeyi unutuyor ve altların sorunlarıyla ilgilenmiyor, destek olmuyor.

15.10.2020’de yapılan 2020/2021 açılışında yine akademisyenlerin sorunlarına yönelik bir çözüm veya müjde söylenmedi. Sadece, YÖK Anadolu Projesi, ile gelişmiş üniversiteler, yeni üniversitelerle eşleştirilecekmiş. Biz bunu araştıracağız, ama akademiyi geri çekecek bir proje gibi görüyoruz.

En kısa zamanda, akademisyenlerin acil sorunlarının giderilmesini diliyorum. Okuruma teşekkür ederim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.