Tarihte Türkler kadar haksızlığa ve zulme uğrayan; etnik temizliğe ve soykırıma mâruz kalan başka bir kavim neredeyse yoktur.

Ancak bu uğradığımız haksızlıklara rağmen “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır “ prensibi doğrultusunda haklı davalarımızın çoğunda haksız ithamlara maruz kalırız.


Türkler, Asya'da, Çin, Hint ve İran medeniyetlerini hâkimiyetleri altına almış; kavimler göçüyle Avrupa'yı şekillendirmiş; Orta Doğu ve Afrika'yı yönetmişlerdir. Daha da mühimi, tam 10 asır boyunca İslâm'ın bayraktarlığını yapmış ve her devirde açık veya gizli, Haçlı saldırılarına muhatap olmuşlardır.

Türk Milleti, binlerce yıllık tarihi boyunca daima öne çıktığı için de, inhitat dönemlerinde zulme en çok mâruz kalan millet olmuştur.


Eski Çin'in Hun Türklerine uyguladığı soykırımları, İskender'in mezalimini, Bulgar Türklerinin asimilasyonunu ve Haçlı Seferlerinde katledilen milyonlarca mâsum Müslüman Türk'ü unutmak mümkün müdür?


Şimdi bize medeniyet dersi vermeye yeltenen Avrupalıların Haçlı atalarının, Müslüman çocukların etlerini nasıl pişirip yediklerini, gene kendi tarihçileri itiraf ediyorlar.


16. asrın ortalarında, Karadeniz'in kuzeyindeki ve Orta Asya'daki Rus mezalimini artık kimse hatırlamıyor. Bu devirde Kazan Türkleri'nin büyük kısmı soykırıma uğramış; Türkistan, Kafkasya ve Kuzey Asya'da milyonlarca Türk katledilmiş ve sürgüne gönderilmiştir.

19. asrın sonlarından itibaren Rus-Ermeni işbirliğiyle Azerbaycan, Revan, Gürcistan ve Doğu Anadolu'da 3 milyonu aşkın Müslüman Türk tehcir edilmiş ve soykırıma uğratılmıştır.


Gürcistan’ın Ahıska bölgesinden gelen Türk asıllı Müslüman nüfusuna verilen addır. Rusların bu bölgeye verdiği coğrafî isim, Meshetya'dır. Bundan dolayı Meshet Türkleri olarak da adlandırılırlar.


SSCB döneminde, bütün kavimler bir etnik isimle anılırlarken, "TÜRK" ismiyle anılan tek topluluk. (bu arada "TÜRK", bizim anladığımız anlamda "Türkiye Türkü"dür; o dönemlerde ve hatta halen Azeri Türkleri Azeri, Kırgız Türkleri Kırgız, Atay Türkleri Altay ulusu vb şeklinde adlandırılmışlardı)


SÜRGÜN


Sürüldükleri Orta Asya'da yasayanlari "Meshketian Turks" olarak bilinir.


Stalin tarafindan, Türkiye Cumhuriyeti ile birleşebilme ihtimallerini ortadan kaldirabilmek için Nazilere casusluk yaptıkları bahanesiyle Orta Asya ya sürülmüş Türk topluluğudur.

Ahıska Türkleri, 1944 yılında Stalin tarafından iki saat içinde tren vagonlarına doldurularak, gidecekleri yere kadar aşağı dahi inmemek koşulu ile kapalı tren vagonlarında Orta Asya'ya sürülerek Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’a yerleştirildi.

Bu sürgünün Stalin'in Karadeniz kıyılarını Türklerden temizleme operasyonunun bir parçası olduğu Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra açıklanan arşivlerde ortaya çıkmıştır.


Etnik köken olarak Kıpçak Türklerine dayanmaktadır. Nüfusları 350- 400 bin civarındadır.


Özbekler tarafından, Özbekistan’dan zorla çıkarılmışlardır. Kendi kültürlerini, benliklerini, gelenek ve göreneklerini korumayı başarabilmiş bir Türk topluluğudur. Bir kısmi Türkiye de bir kısmi Azerbaycan da ve Orta Asya’nın değişik bölgelerinde hayatlarını sürdürmektedirler.


Bulundukları başlıca şehirler : Rusya’nın Moskova, Smolensk, Orel, Belgorod, Özbekistan'ın Fergana, Taşkent, Kırgızistan'ın Bişkek, Oş, Celal-abad, Kazakistan'ın Almatı, Jambıl ( taraz ), Türkistan ve Kentav şehirleri.


 İlk göçler 1944’de başlamıştır


Siyasi ve idari konumları ise 1944 yılından itibaren sürüldükleri bölgelerde azınlık olarak yaşayan Ahıska Türklerinin SSCB'nin dağılmasıyla birlikte kurulan az sayıdaki sivil-toplum kuruluşları dışında herhangi bir siyasi grupları yoktur.


Ahıska, Türkiye sınırına 12-30 km. mesafede Gürcistan’ın güneybatısına düşen bölgenin adıdır. 31 Temmuz 1944 gün 6279 sayılı devlet savunma komitesinin ''gizli'' kararıyla top yekûn sürgüne tabi tutulan Ahıskalıların çoğu, bu zor yolculuk şartlarına dayanamayarak hayatlarını kaybettiler.

Ahıska Türkeri’nin neden sürgüne tabi tutuldukları tam 47 yıl gizli tutuldu. Ahıska Türkleri tarafından “vatana dönüş'' mücadelesi veren birçok cemiyet oluşturulmuş ise de çeşitli ülkelerdeki sürgün hayatı hala devam etmektedir.


Türkiye dışında 8 cumhuriyette 260 kadar yerleşim bölgesinde dağınık vaziyette yaşayan Ahıska Türklerinin sosyal, kültürel ve eğitimle ilgili pek çok etkinlik sunan kültür merkezlerinde Ahıskalılar kimliklerini koruma mücadelesi vermektedirler.

Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan’da Ahıska Türklerinin kurduğu çok sayıda Türk Kültür Merkezinde bu çaba gösterilmektedir.


Bizlerde devlet olarak bu mücadelelerin de kardeşlerimize en azından siyasal, ekonomik konularda desteğimizi esirgememeliyiz.

Rusya’nın burnumuzun dibinde ki Suriye ile hiçbir etnisite ve dini bağı olmamasına rağmen sahiplene biliyorsa bizde soydaşlarımıza, kandaşlarımıza, karındaşlarımıza sahip çıkmalıyız.


En azından kamuoyu oluşturma noktasında gayretlerimizi ortak bir ses olarak dile getirmeliyiz. Eğer bizler bu konuda desteklenir isek Ahıska Türkü’nün, haklı davasını Türkiye’ye belki de dünyaya duyurabiliriz.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.