google-site-verification: google93004a1f8b19e30c.html

2020 yılı İran-ABD geriliminin hızla tırmandığı bir yıldı. 2020 senesine ABD Başkanı Donald Trump’ın talimatıyla Amerikan Ordusu’nun dron ile İran Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü’nün Komutanı Kasım Süleymani ve HaşdiŞabi Genel Komutan Yardımcısı Ebu Mehdi El-Mühendis’in bulunduğu araçlarını bombalayarak öldürmesiyle girmiştik. Suikasttan iki gün sonra İran nükleer anlaşmalardaki verdiği tüm taahhütleri askıya aldı. Yine geçen sene Kasım Süleymani suikastından 9 ay sonra Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) 4 Eylül’ de İran’ın yapılan anlaşmalardaki kurallara riayet etmediği açıklamasını yaptı ve yaklaşık 3 ay sonra 27 Kasım günü İran’ın nükleer gücünün mimarı ve İran Savunma Bakanlığı Araştırma ve İnovasyon Kurumu Başkanı  Muhsin Fahrizade teröristlerce yapılan suikast ile öldürüldü. Tabi İran-ABD arasındaki askeri tacizleri de sıralarsak kitap dolduracak boyutta olay var. Dün gece ABD Hava Kuvvetleri’ne ait savaş uçaklarının  Jurf Sakhar Bölgesinde İranlı Milisleri vurdu. Peki bu krizlerin sonunda ABD İran’ı topyekun işgal edebilir mi?

Öncelikle bu işgal senaryosunu anlatmadan şunu bilmemiz gerekiyor: İran Afganistan, Suriye ya da Irak’a benzeyen bir ülke değil sağlam tarihi kökleri olan bir ABD olmasa da güçlü bir devlettir. Kolay kolay Irak gibi işgal edilemez. Ayrıca bir çok farklı millete sahip olsa da halkın çoğu Şii Mezhebine bağlı olduğundan İran dini gücünü kullanarak savaş zamanında halkı tek bir çatı altında birleştirebilir ve bu yüzden Suriye gibi bölünmesi kolay bir ülke de değildir. Bir başka zorluksa: “Rusya ve Çin”. Olası bir işgal anında aynı Kore Savaşı’nda olduğu gibi İran’da Rusya ve Çin tarafından desteklenecektir. Rusya ve Çin ABD’nin Orta Doğu’daki parlak çocuklarını ezmelerine izin vermezler. Ama diyelim ki ABD topyekun bir işgal başlattı. Bu durumda 3 senaryo var. Kuveyt’in Kuzeyinden Şattülarap üzerinden kara taarruzu , Basra Körfezi üzerinden taarruz ve yazının sonuna doğru anlatacağım olasılığı daha güçlü olan bir başka durum.

ABD gibi bir süper gücün askeri analizini yapmaya gerek yok ancak İran’ın askeri gücüne üstün körü değinmekte yarar var.

İran’ın ordusu dünyadaki en güçlü ordulardan biri ancak çok sayıda sıkıntıya sahip. İran’ın hava , kara ,deniz ve hava savunma kuvvetleri olmak üzere 4 ana kuvvet unsuruna sahip Ancak bunların haricinde İran Devrim Muhafızları adında bir ordusu daha var. Yani ülke iki farklı orduya sahip. Bu da herhangi bir olası savaş durumunda çift başlılığa sebebiyet vererek İran’a büyük zararlar verebilecek sebeplerden biri. İran ordusuna baktığımızda hava kuvvetlerini karışık kuruyemiş olarak adlandırsak yeridir. Bir taraftan envanterde Rus yapımı Mig-29, Su-24   gibi savaş uçakları bulunurken diğer taraftan devrilen Şah Rıza döneminden kalma Amerikan F-14 Tomcat uçakları da bulunmakta. İran ABD’nin ambargolarından dolayı yedek parça alamadığından F-14’lere ters mühendislik yaparak uçakları bugüne kadar envanterde tutmayı başardı Fakat İran olası bir savaşta ABD Hava Kuvvetleri’ne üstünlük sağlayabilecek bir kuvvete sahip değil . Bu yüzden İran Kuzey Kore , Çin ve Rusya’ dan aldığı teknolojiyle hava savunma sistemlerine büyük yatırımlar yaptı ve ABD’ni hava-hava çarpışmasında alt edemeyeceğini bildiğinden savunma doktrinini bu yönde geliştirdi. Kara Kuvvetleri’ne baktığımızda zaten apayrı bir facia ile karşılaşıyoruz. Kara Kuvvetleri içindeki teçhizatlar çoğunlukla Rus yapımı. Yine ABD’den kalma teçhizatlar da bulunuyor. Zırhlı kuvvetleri de çoğunlukla Sovyet Yapımı T-72’ler ve bunların İran tarafında modernize edilmiş varyantları oluşturuyor. Deniz Kuvvetleri’ne bakarsak özellikle Basra Körfezi’ne uygun olarak tasarlanan savaş gemileri ve Kuzey Kore’den alınan teknoloji ile üretilen mini denizaltılardan oluşuyor. Deniz kuvvetlerinin Basra Körfezi’ne özel olarak geliştirdiği doktrinden 2. Senaryoda bahsedeceğim.

İran , ABD’nin Türkiye , Irak , Afganistan , Türkmenistan , Kuveyt ve diğer Arap ülkelerindeki üsleriyle çevrelenmiş durumda Ancak eğer ABD bir kara harekatı başlatacaksa en uygunu  Kuveyt ve Irak üzerinden yapılacak bir taarruz olacaktır. İlk senaryoda  Irak-İran sınırındaki Şattülarap Nehri üzerinden yapılacak bir kara harekatını düşünelim. Öncelikle İran Ahvaz ve Abadan bölgelerine büyük yığınak yapacaktır. Hava savunma sistemleri ve çeşitli istihkamlarla sınırı koruyacaktır. ABD Hava desteği olmadan  nehir üzerinden çıkarma yapmak zorunda kalacağı için savaşın ilk haftalarında büyük kayıplar verecek ve aynı Vietnam Savaşı’nda olduğu gibi halkının desteğini de büyük ölçüde kaybedecektir. Diyelim  Ahvaz Şehrini Amerika ele geçirdi ve ilerlemeye devam etti. Bu durumda Amerikan Ordusu’nun önündeki bir başka engel ise ülkenin kuzeyinden güneyine doğru uzanan Zagros Dağları. Zagros Sıra Dağları aynı bir sur gibi bütün İran’ı baştan aşağı koruyan duvar gibidir ve ülkenin ordusunun Afganistan’daki Taliban olmadığını düşünürsek ABD’nin işi çok zor. En nihayetinde yazdığım 1. Senaryo ABD’nin elinde patlar.

İkinci bir olasılık ise Ülkenin Basra Körfezi’ne bakan kıyılarına bir çıkarma harekatı düzenlemek. Basra Körfezi aynı Adalar Denizi gibi sığ bir su havzasıdır. Bu sebepten ötürü büyük tonajlı savaş gemilerinin bu bölgede ilerlemesi çok zordur. Amerikan Deniz Kuvvetleri özel olarak iç denizlerde ilerleyebilme kabiliyetine sahip hafif destroyer projeleri başlatsa da henüz envanterinde sığ sularda operasyon kabiliyetine sahip gemisi yok.  İran Basra Körfezi’nde ABD’ye üstünlük sağlayabileceğini bildiğinden bu denize özel bir deniz savunma doktrini geliştirdi. İran Deniz Kuvvetleri yaklaşık 34 adet denizaltıya sahip. Bunların üç tanesi Avrupa ve ABD’nin elindeki denizaltılarla kıyaslanabilecek türden denizaltılar. Bir de ellerinde mini-denizaltılar bulunuyor. Nedir bunlar? Bunlar sadece iç denizlerde hareket edebilen , küçük radarlara sahip 3-4 kişilik mürettebatı bulunan denizaltılar. Mini denizaltılardan İran’ın elinde 27 adet var. Her bir mini denizaltı da içi bomba yüklü deniz altında hareket edebilen araçlar fırlatabiliyor. Diğer bir değişle bunlar denizaltı intihar bombaları. ABD’nin geniş bir hava harekatı için uçak gemilerini Basra Körfezi’ne olabildiğince yaklaştırmaya ihtiyacı var. Uçak gemilerini korumak ve kıyılara yapılacak olan çıkarma için Basra Körfezini kontrol altına almak zorunda fakat Basra Körfezi’ni ele geçirmek için önce sığ ve dar Hürmüz Boğaz’ından geçmek zorunda. Boğaz geçişinde hareket kabiliyeti sıfırlanan Amerikan Donanması denizaltındaki intihar timlerinin karşısında yine büyük kayıplar verecektir.

Gelelim 3. ve son senaryoya. Pentagon ve  Ordu’nun başındaki kurmaylar bu durumun farkındalar. Bu yüzden önce İsrail ve ABD tarafından Suriye ve Irak’daki Şii güçleri ve Şii Milisleri’nin üsleri vurulmaya devam edecektir. Yine yakın zamanda başka suikast ve ambargo haberleri duymamız olası. ABD’nin İran’a yapabileceği en büyük vuruş ülke toprakları içerisinde bulunan stratejik üslerin , nükleer araştırma tesislerinin , ordu üslerinin bombalanması olacaktır. Bunun dışında 1. ve 2. Senaryoda ABD çok büyük kayıplar verecek. Olası savaşta alacağı zarar İran’a  vermek istediği zarardan daha büyük olacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.