(29 Şubat 2012 tarihinde Yeni Akit gazetesinde yazdığım bu makaleyi önemine binaen okuyucularımla paylaşmak istedim.)

1997 senesinin brifing günlerini hatırlıyorum…

Çoğunluk hâkim ve savcılar duruşmadan çıkar çıkmaz yemekhaneye uğramadan aç karnına Genelkurmay’ın salonuna koşuyordu...

Brifing!..

Asker gazı verecek hakim mürteci tutuklayacak...

O günlerden bir gün, MGK Adli müşaviri telefonda...

“Paşam soruyor, bakanlık Savunma Sekreteri hâlâ görevden alınmadı mı?”

Konu bakana (Ş.Kazan) tarafımdan iletilince,

“paşam emrin olur” hesabına sekreter apar topar gitti...

Sahnelerden ne sahneler seyrediyorduk.

12 Eylül’de birlikte çalıştığım Ankara Merkez Komutanı anlattı…

Rejimin hedefinde olan Refah Partisi’ni düşürmek niyeti ile MGK toplantısına oldukça hazırlıklı gitmişler. Ellerindeki deliller; asalı ve de sakallı birtakım dervişler, Fadime Şahin vakası, zikirler, cami çıkışı olaylar... Slâyt gösterisi başladığında Başbakan Erbakan Hoca pul pul terliyormuş, Çiller de perdedekilere baktıkça ellerini havaya kaldırarak “ah vah” ediyormuş, sonra hükümete bir dizi irtica uyarısı:

Kur’an kurslarını kapat,

örtülülere hayat hakkı tanıma,

dindar bürokratları takibe al,

kesintisiz eğitimi yürürlüğe koy,

İsrail’e yan bakanı at içeri...

Tıpkı yazının kaldırılması,

Osmanlıca Eğitimin lağv edilmesi,

Erzurum Kongresinde Kazım Karabekir’in yanlış karar vermesi gibi...

Diğer adı “ üçüncü cumhuriyet...”

Ne görsünler Hoca sağda solda “gulu gulu dansı” demeye başlayınca o zaman Koman paşa, Genel Kurmay Başkanı Karadayı’nın huzuruna çıkarak, “hazırız komutanım” demiş. Karadayı da Cumhurbaşkanını işaret etmiş.

Ondan sonrası karanlık tablolar.

Hey gidi günler hey...

Marko paşa buyurdu mu anında oluyordu...

Sincan cadde ve sokakları bir başka perişanlık...

Sincan Belediyesi İsrail katliamını kınadı diye yumruklar havada, tanklar cadde ve sokaklarda, çadırın sorumluları kelepçeli... Devlet o havada İsrail hesabına irtica avına çıkmıştı...Daha sonra emekliliğe zorlanan general İzzettin İyigün,

“Tankları sokağa ben saldım, şöhret Çevik Bir’in oldu” derken,

Cumhurbaşkanı Demirel, “Tankların geçişi normal, her zaman yapılan rutin hareketten ibarettir” diyerek  halka derinden uyku veriyordu...

Kılıçdaroğlu ne diyor biliyor musunuz?

“Çantasında yumurta ile yakalanana her yumurta için kırk gün hapis...”

Sincan gecesinde konuşana 17 yıl hapis ile şiir okuyana verilen cezaları göremeyince, erenlerin çantadaki yumurtalara aklı takılı kaldı...

Siyaset bu, yumurtladı…

Vesayet öyle bir şey işte...

Oğuzhan Asiltürk’ün Ergenekon subaylarını ABD karşıtı olarak açıklaması yanında, Kamalak Hocanın, “ABD önce suç işletir, arkasından cezalandırır” açıklamaları elbette ki farklı... Veya o günler çeneye atılan yumruğun mahiyeti tam da anlaşılamamış...Ne var ki Recai Kutan’ın Yeni Şafak’tan Burcu Bulut’a vermiş olduğu cevaplar gayet doyurucu.

“Beşli Çete” ve de “Cunta” işbirliğinde Refah Partisi hem iktidardan uzaklaştırıldı, hem de demokrasinin balans ayarı(!) hesabına kapatıldı...

Oyun içinde ne oyunlar vardı...

Daha gür seslisi çıkacak diye batı ne bıyığını, ne de sakalını kesmez, ama çıkarları söz konusu olduğunda adamımdır diye bakmaz, hem kolunu hem de ayağını keser...28 Şubatçı cuntacıların şu an itibari ile hesap vermeleri olayına gelince, o gün şartlar gereği görevlendirildiler, bugün de şartlar gereği imha ediliyorlar.

Bu kadar basit...

Ortadoğu’ya bakıldığında aynı argümanları görmek kehanet sayılmaz.

Batının kullanıp da sonradan imha etmediği var mı?

Soruyorum. Suriye’nin başındaki diktatör gidecek de Müslüman’ı mı gelecek?

Mısır’da, Libya’da, Irak’ta, Afganistan’da geldi mi?.. Diktatördür diye Kaddafi’yi işkence ile öldürten batı, bugün de Libya’nın bölünme işini konuşuyor...

Suriye Filistin için stratejik önemi olan bir koridordur…

Diktatör Esat’ın alaşağı edilmesi bir tarafa, ABD ile müttefikleri bu koridoru kapatmakla İsrail’in rahat nefes almasını sağlamaya çalışıyorlar. Demek oluyor ki, Davos’taki İsrail’i “one minut” yaptık, ama Ortadoğu’daki İsrail halen korumamız altında...

Rampalar ikinci bir İncirlik hava üssü vakasıdır, geldiler kolayına gitmezler.

NATO kazığı...

Veya eskilerin Yeşilçam oyunu derler buna...

İleride cemaat - Kemalist cepheler vuruşsun diye birileri işlediği cinayetin silahını bahçemize atıyor. Bu da batının bir başka 28 Şubat oyunudur, haberiniz olsun...

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.