google-site-verification: google93004a1f8b19e30c.html

Bu memlekette kutuplaştırma adına; etnik bölücülükten, mezhep ve tarih bölücülüğüne kadar sayamadığım her tür bölücülük yapıldı.

Muhalefet 30 Ağustos Zaferi, iktidar 26 Ağustos Malazgirt Zaferi, diyor…

Yapmayın Allah aşkına her ikisi de bizim zaferimiz, Türk’ün zaferi…

Başkaları hariçten gazel okumasın.

Türk Tarihinde Malazgirt Zaferi elbette çok büyük önem taşıyor. Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan’ın Bizans İmparatoru Romen Diyojen’e karşı kazandığı bu zafer ile Türklere Anadolu’nun kapıları açılmıştır. 1071 de kazanılan bu zaferden sonra 1075 yılına gelindiğinde İznik merkezli Selçuklu Devleti Anadolu’ya yerleşmişti.

Bin yıllık Anadolu Türk tarihine baktığımızda o kadar çok muhteşem ve destansı zaferlerimiz var ki saymakla bitmez. Malazgirt zaferi bunların içerisindeİstanbul’un fethiyle birlikte,  biri hariç en önemlisidir.

Evet, hiç tartışmasız 30 Ağustos Zaferinin, önemi açısından hiçbir zaferle mukayese edilmesi dahi söz konusu olamaz.Çünkü Başkomutanlık Meydan Muharebesi olarak adlandırılan Büyük Taarruzun başarıya ulaşıp-ulaşmaması, varlık-yokluk meselesiydi.

Ya var olacaktık, ya yok olacaktık…

Sevr Antlaşmasını dahi bize çok göreceklerdi.

Atatürk; “Ya istiklal ya esaret”  dememişti. Daha Sivas’tayken arabulucu olarak gelen Amerikalı General, Mustafa Kemal'e "Bu savaşı kazanma şansınız yok. Gelin, teslim olun, boş yere kan dökülmesin!" demişti. Mustafa Kemal "Türk Milleti asla esir olarak yaşamaz. Ya istiklâl, ya ölüm!" cevabını vermişti.

Büyük taarruz öncesi Atatürk askerlerine;  "Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar alabilir." 

Dünya tarihinde bunun başka bir örneği de yoktur.

Başkomutanın ruh hali böyleydi, diğer komutanların ve askerlerin de elbette. Zaferi getiren de bu ruh haliydi…

Bu savaşı ya kazanıp istiklalimize kavuşacaktık, ya da ölecektik. Biz ölümü göze aldık ve savaşı öyle kazandık, zafere öyle ulaştık.

Faruk Nafiz Çamlıbel ne güzel söylemiş;
 

“Yaşamaz ölümü göze almayan,
Zafer göz yummadan koşana gider.
Bayrağa kanının alı çalmayanın,
Gözyaşı boşana boşana gider.”

1071 de Malazgirt Savaşını kazanamasaydık, 1075’de, 1080 de mutlaka kazanacaktık. Türk Ordusunun karşısında duracak bir ordu yoktu ki…

İstanbul da mutlaka feth olunacaktı, kaç defa kuşatıldı, bu zafer 1453 değil de 1463 de belki gerçekleşecekti ama gerçekleşecekti.

Evet,"İstanbul elbette feth olunacaktır… Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur." 

İki Cihan Serveri Sevgili Peygamber Efendimiz böyle buyurmuştu. Aksi mi olacaktı yani…

Ve Türk Ordusu ancak Peygamber Efendimizin övgüsüne mazhar olacaktı. Türk’ün anlamını anlayın gayrı…

Lakin 30 Ağustos başka, kaybetseydik tekrar kazanma ihtimalimiz hiç olmayabilirdi, bir başka Endülüs’ü yaşayabilirdik belki de.

30 Ağustos Zaferinden sonra 4 yıldır işgal altındaki İstanbul’u tekrardan kurtaran da yine Türk Ordusu-Milletidir.

Her türlü bölücülük bu millete ihanettir, kimse tarih bölücülüğü yapmasın. Türk Milletinin kanıyla, canıyla, kahramanlıklarıyla, imanıyla, inancıyla kazandığı zaferlerin hepsi bizimdir, gurur kaynağımızdır.

Tarih bölücülüğünü; “Büyük taarruzda keşke Yunanlılar kazansaydı” diyen kanı bozuk meczuplar yapıyor.

Zaferlerimizi kavga ettirenler Türk değildir. Oyuna gelmeyelim.

Bu vesile ile 26 Ağustos Malazgirt Zaferini ve 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesinde kazanılan Büyük Taarruz Zaferini kutluyorum. Bu zaferleri yaşatanlara minnettarız, mekânları Cennet olsun.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.