ABDÜLHAMİT’TEN BUGÜNE BAKMAK

Şu sıralar Abdülhamit figürü çok ön plana çıkarılıyor. Tarihi şahsiyetlerin şahsi meziyetleri elbette önemlidir. Ama tarihi yazarken, mevcut siyasi,sosyal şartları ıskalayan analizler bizi yanlış sonuçlara götürür.

Kamuoyunda bir büyük yanılgı var,Abdülhamit döneminde toprak kaybetmediğimiz sanılır oysa o dönem bugünkü Türkiye kadar toprak kaybetmişizdir.

Fakat bu Abdülhamit’in değerini düşürmez,çünkü kayıplar sadece bir kişinin yönetim tarzından kaynaklanmaz,siyasi ve sosyal şartlarında büyük önemi vardır. Abdülhamit, İmparatorluğu  yaşatmak için elinden geleni yapmıştır.Parçalanmanın gecikmesinde onun siyasi dehasının büyük etkisi olduğu kabul edilir.

Abdülhamit’in en önemli vasfı, uluslararası dengeleri gözetmesi ve bunlardan yararlanmayı bilmesidir. Gücünün sınırlarını bildiği için asla sürüye kurt çağıran bir siyaset izlememiştir. Bugün, Abdülhamit’i ön plana çıkaranların en çok dikkat etmeleri gereken yönü budur. Herkesle kavgalı bir siyaset asla Abdülhamit tarzı bir siyaset değildir. Ve böyle bir siyaset eldekini,avuçtakini kaybetmekten başka işe yaramaz.

Mustafa Kemal’i itibarsızlaştırmak için Abdülhamit’i ön plana çıkaran siyasetler de yanlıştır. Her iki tarihi şahsiyetlerin misyonu farklıdır. Biri bir İmparatorluğun dağılmaması için mücadele ederken,öteki dağılmış,topraklarının büyük kısmını kaybetmiş, işgal edilmiş bir ülkenin içinden yeni bir devlet çıkarmak için mücadele etmiştir. İkisinin de önüne tarihi akışın getirip koyduğu mecburiyetler vardır. Belki, farklı tarihi dönemeçlerde yaşasalar ikisinin de rol ve misyonları çok farklı olabilirdi.Abdülhamit’in yerine Atatürk’ü, Atatürk’ün yerine Abdülhamit’i bir yerleştirin bakalım,ne yaparlardı acaba?

Türk kimliğinin İslam’dan soyutlanmış bir şekilde inşası yanlıştı.İslam,etnik farklılıkları törpüleyen, farklı orjinden gelenleri kardeş yapan,toplumun çimentosu olan bir işleve sahipti.İslam, toplumun damarlarından çekilince, toplum bütünleştirici  tutkalını kaybetti. İslam, herkesi aynı yola yöneltiyordu o gitti herkes farklı bir yola gitti.

Bugün, etnik ayrılıkçılığın arkasında yatan ana neden etnik aidiyetleri aşan bir ortak değerler manzumesinin olmayışıdır. Ama tek neden bu değildir,çağımız uluslar ve ulus devletler çağıdır. Bir çok toplumda İslam etnik ayrımcılığı engellemeye,onu durdurmaya yetmemiştir. Bu,İslam’ın bir zaafı değil,insanların artık eskisi kadar hayatlarını dine göre tanzim etmemeleri ve sekülerleşmeleri yüzündendir. Kimlik inşasının dışında Atatürk döneminde yapılan düzenlemelerin çoğu tarihi akışın getirdiği zorunluluklardan kaynaklanmıştır. Mesela, Latin alfabesine geçiş, Atatürk’ten 50-60 yıl önce üstelik A.Cevdet paşa gibi aydınlar tarafından tartışılmıştır. Türkçe’nin resmi dil olması Cumhuriyetin bir uygulaması değil, Osmanlı’nın bir uygulamasıdır. Nitekim, devletin resmi dilinin Lisan-ı Türki olduğu 1876 Anayasasında bir anayasa hükmü haline getirilmiştir. Osmanlı aynı dili konuşamayanların birbirinden kopuk  gettolara,kompartımanlara ayrıldığını,ortak bir kültür geliştiremediğini görmüştür. Bugün–çok dilli- bir toplum oluşturmaya çalışanların Osmanlı’yı referans göstermeleri tam bir çarpıtmadır.

Hülasa,Suriye ile Irak’la kavgalıyız. Almanya ve Hollanda ile münasebetlerimiz kopma noktasına geldi. Yunanistan burnumuzun dibindeki adaları işgal etmiş,pusuda bekliyor.Rusya ile atılan adımlara rağmen aramız hala limoni. ABD ile ilişkilerimizin muhtevası ortada.Şehit vere vere kapısına dayandığımız Menbiç’i PYD’ye ABD ve Rusya teslim etti. Mısır’la Nursi yüzünden,Libya ile iç savaşta taraf olmamız ve Kaddafi’nin tasfiyesinde aktif rol almamız münasebetiyle problemliyiz. Geriye ne kaldı,zaten ilişki dünyamız bunlardan ibaret değil mi? Abdülhamit edebiyatı yaparken, biraz onun dengeleri gözetleyen,ittifaklar arayan politikalarını  gözetmemiz gerekmez mi?

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/977/abdulhamitten-bugune-bakmak.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

melih
18.03.2017 14:41
makul ve isabetli bir yazı. tarihi putlaştırıyoruz bu da ondan yararlanmayı engelliyor. ideolojik şablonlarla bakmak tarihi bir çatışma alanı haline getirir.
Doğrucu
18.03.2017 18:13
Kendimiz kavga ediyoruz yetmiyor tarihi kişileri de dövüştürüyoruz
Doğrucu
18.03.2017 18:14
Kendimiz kavga ediyoruz yetmiyor tarihi kişileri de dövüştürüyoruz
Nusret Çiçek
21.03.2017 12:13
" Atatürk döneminde yapılan düzenlemelerin çoğu tarihi akışın getirdiği zorunluluklardan kaynaklanmıştır." Sayın yazar, bu cümleyi bir de tarihin akışından okusanız iyi edersiniz. Herhalde İngiliz'in ne yapmak istediği ve de ne yaptığından haberdar değilsiniz. Adam asmalar, tarihi kaldırıp çöpe atmalar, asimilasyon zorunluk muydu yoksa İngiliz'in projesi miydi? Yadırgadım.Hele de aynı sitede yazı yazıyoruz.

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar