AVRUPA TAHAMMÜLSÜZLÜĞÜ VE “TURO-ARYEN”LER

Batı, sadece bir coğrafya parçasına işaret etmez, aynı zamanda bir zihniyetin adıdır. Batı dünyasının zihin kodlarını okumadan, bizi ve Batı’yı ilgilendiren pek çok konu ve meselenin anlaşılması mümkün değildir.

Esas itibariyle Batı’yı şekillendiren Avrupa’dır. Avrupa ismi, Zeus’un boğa kılığına girerek kaçırıp iğfal ettiği, bugünkü tanımla Suriyeli “Eurupa” isimli bir genç kızın adıdır. Yani Avrupa, ismini ırz düşmanlığından alır.

Fransız şair ve yazar Paul Valéry, Batı medeniyetini inşa eden üç temel olduğunu söyler. Bunlar: Yunan düşüncesi, Roma kültürü ve Hristiyan teolojisi ve ahlâkıdır. Valéry haklı, Batı kültürünü inşada en büyük pay Hıristiyanlığındır. İbrahim Kalın’ın da işaret ettiği gibi, “Hristiyanlık, Avrupa insanının ruh ve vicdan dünyasını yeniden inşa etmiş ve ona etnik ve kültürel sınırların ötesinde evrensel bir kimlik kazandırmıştır.”

İslam vaaz edildiği günden itibaren uzun bir zaman hükmeden, egemen ve iktidar olan bir dindir; bin yıldan fazla bir zaman zarfında esareti tatmamıştı. Bu durum Müslümanların kültüründe hür düşünme ve bağımsız yaşama olgusunu beslemiştir. Maalesef bu durum, yirminci yüz yılın başlarında tersine dönmüştür. Hıristiyanlık ise, başlangıcından itibaren yaklaşık üç yüz yıl esaret, baskı ve zulüm altında varlığını sürdürmüştür; bu da Hıristiyan kültüründe kin ve intikam duygularını beslemiştir.

Bu tarihi arka plandan dolayı Hıristiyanlığın beslediği Batı kültüründe, adalet ve eşitlik kavramları yalnızca kendileri için geçerlidir. Batılılar, ötekinden intikam alma ve sömürmeyi yıllarca ertelenmiş tabii hakları olarak görmektedirler.

Bu duyguların beslediği ötekine tahammülsüzlükten dolayı, 1530 yılında Venedik’te Paganini Brixensis tarafından yayınlanan Kur’an metninin Avrupa’daki bu ilk baskısı, Papa’nın emriyle rahatlıkla tamamen imha edilebilmiştir. Keza Hıristiyan tüccarlardan, Müslümanlara silah, tel, demir, kalay, pirinç, bakır, kükürt, güherçile, at, top, ya da silah ve saldırı aletleri yapımında kullanılan başka eşya, halat, kereste ve denizcilik gereçleri ve başka yasaklanmış malları satanların aforoz edileceği ve lanetleneceği, on altı ve on yedinci yüzyıllarda Kilise papazları tarafından ilan edilmiştir.

Batının bu tür tahammülsüzlüklerini besleyen binlerce örnek mevcuttur. Batı, özellikle İslam’a karşı olan bin yılı aşkın kin ve düşmanlığını günü geldiğinde izhar etmede bir sakınca görmez. Batı’nın bu tehlikeli ve düşmanca tavrının yanında, en az Batılı kadar tehlikeli ve sinsi bir düşman daha vardır: “Turo-Aryen”ler.

“Turo-Aryen”, Meşrutiyet devrinin perişan münevverlerine milli benlik şuuru vermek üzere ortaya atılan iddiadır. “Turo-Aryen” görüşü, ilk defa Polonyalı mühtedi Mustafa Celalettin Paşa tarafından icat edilen ve sonraları Tarih Tetkik Cemiyetinde de pek çok taraftar toplayan bir tezdir. Bu teze göre “Türklerle Avrupalılar aynı ırkın çocuklarıdır, şu halde Avrupa medeniyeti de esasında Türklerin malıdır, bizim bu medeniyeti benimsemememiz, kendi malımıza sahip çıkmamız manasına gelir.” Cumhuriyet döneminde, yönünü Batıya dönmüş olanların benimsetmek istedikleri anlayış budur.

Son günlerde bazı Avrupa ülkeleri (Almanya, Avusturya, Hollanda, Danimarka vs.) ile aramızda esen soğuk rüzgârlardan dolayı, Batı’yı haklı çıkarmaya çalışan ve bütün olanları yine “senaryo” ile izaha kalkışan güruh bunlardır, yani Turo-Aryen’ler. Bazı Avrupa ülkelerinde Türkiye’nin bakanlarına rezerv konulması, her ne kadar kabul edilemez bir durum ise de, bunun gerisindeki saikleri iyi bilmek gerekir.

Bazı Avrupa ülkelerinin bu tavır ve tutumları, tarihin derinliğinden beslenen zihniyetlerinin dışa vurumunu ifade eder. Bizi yani Müslümanları yanlış tanıtma çabaları, doğruyu ifade etmemektedir. Zira Doğu yani Müslüman coğrafya karşısında haksız olduklarını itiraf eden vicdan sahibi Avrupalılar da mevcuttur. Nadir vicdan ve insaf taşıyanlardan biri Stendhal’dir.

Stendhal, Aşk Hakkında (De l’Amour) adlı incelemesinin 3. Bölümünde şöyle yazar: “Hakiki aşkın vatanı ve modelini gidip bedevî Arab’ın siyaha çalan çadırı altında aramak lazım… Görürüz ki, Haçlı ordularımızla gidip kendilerini rahatsız etmekle, Doğu karşısında asıl barbarlar bizler olmuşuzdur.”

Bu gerçeğin ifadesi, yıllarca saklanan bir tahammülsüzlüğün ve saldırganlığın acı bir itirafı gibidir.

Evet, barbarlığın kaynağını ve şiddetini görmek isteyenler, yüzlerini Batıya dönseler asıl gerçekle karşı karşıya kalacaklardır.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/971/avrupa-tahammulsuzlugu-ve-turo-aryenler.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Hamza
17.03.2017 13:30
Bu kurşundan kavî, kılıçtan keskin ifadeler ancak sizin gibi bilge bir şahsiyetin marifetidir. Kaleminize aşk olsun...

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar