AVRUPA TÜRKLÜĞÜ GÖZLEMLERİ



2005 yılından itibaren beş yıl süreyle Almanya’da kaldım. Oraya gitmeden önce ben de Avrupa Türklüğü hakkında yüzeysel bilgilere sahiptim. Sanıyordum ki Avrupa’da üçüncü kuşak kayıp nesillerdi, sanıyordum ki dini cemaatler, cami derneği çevresindekiler dışında herkes ağustos güneşindeki kar yIğınları gibi eriyor, asimile oluyordu. Bu konudaki muhakeme hesaplarımın hepsi oradaki gözlemlerimle iflas etti.

Avrupa’ya işçi olarak giden birinci kuşağın çoğunluğu köy ya da kasaba kökenliydi. İlteriş Hoca’nın beylik bir sözü vardır:“Milliyetçilik ve sosyalizm kasabalının altından kalkacağı iş değildir”. Hatta buna şuurlu müslümanlığı da dahil edebiliriz. O yüzden Avrupa'daki kasabalımız her yıl yaz izinlerinde Almanya’yı öve öve göklere çıkarırlar: “İnsanlık orada, adalet orada, kaldırımlarını bal dök de yala, hele bir sağlık hizmetleri var, of offf!..”

Bütün bu övgülerden sonra bir de gerine gerine “Türkiye’de yaşanır mı be!..” demeleri yok mu?.. Bütün bunlar köydeki konu komşuya hava atma icabıdır.

Almanya yıllarımda bir arkadaşımın oğluna sordum:


“Baban veya deden, Türkiye’de, neden Almanları çok överler?..”


Cevap çok şaşırtıcı idi:


“Hocam onlar Almanya’da aşağılandıklarını anlayamıyorlar. Anlamaya Almancaları yetmiyor ki... Ama biz burada doğduk, her ayrıntıyı anlıyoruz. O yüzden biz daha daha milliyetçiyiz, daha vatanseveriz...”

Bu gencimiz cami derneklerine, dini cemaatlere katılmazdı ama Almanlardan gördüğü aşağılayıcı tavır onu daha şuurlu yapmıştı. Bu ayrıntıyı Almanya’da yakalamıştım.

İstanbul Atatürk hava alanına uçakla inmiş, otobüs bekliyorduk. Sadece bir dakika olmuştu. İslami sakallı, altmışlık bir adam meydandaki polise bağırıyordu:

“ Niye gecikti otobüs?.. Ne biçim ülke burası?.. Bizi bekletmeye hakkınız yok!..”

Otuzluk bir genç, İslami sakallı adamın karşısına heybetle dikildi:

“Hacı amca!.. Almanya’da polise böyle bağırabiliyor musun?.. Senin ağzını yırtar, kemiklerini kırarlar orada... Burası bizim vatanımız, burası Türkiye, ülkemin polisine haksız yere  bir daha bağırırsan bu defa ağzını ben yırtarım senin!.. İşte bak geliyor otobüs. Otobüsü getirmek hem polisin işi değil, Havaş’ın işi...”

Kim demiş “Avrupa Türklüğü asimile oluyor” diye?..

Tahmin edilenin tersine spor kulüplerindeki, hemşehri derneklerindeki, saz kurslarındaki gençler  cami derneğindekilere göre daha şuurlu. Çünkü onlar Almanlarla iç içe. Dağ başında evliya olmak kolaydır, zor olan evliyalığı şehirde sürdürebilmektir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/969/avrupa-turklugu-gozlemleri.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar