ONBİR MART: EN UZUN AKŞAM... (1)

11 mart Cumartesi.


Hollanda tarihinde ve Hollanda Türk göç tarihinde unutulamayacak bir gün ve kabus dolu bir gece yaşandı. Gün boyu, Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu’nun, akşam saatlerinde Rotterdam’a gelip gelmeyeceği konuşuluyor. Radyo ve televizyonlarda, sosyal medyada, Çavuşoğlu’nun uçağına iniş izni verilip verilmediği saat başı tartışıldı ve yer aldı. Sayın Bakanının toplantısının yer ve saati ile ilgili bilgiler de dolaştı sosyal medyada. Öğle saatlerinde, Rotterdam Başkonsolosluk binası etrafının çevrildiği ve Başkonsolosun evinin bulunduğu sokağının kapatıldığı yer alıyordu medyada...


Hollanda’da garip şeyler oluyordu...


Saat 16.00 sularında Türk haber kaynakları, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın kara yoluyla Hollanda’ya geleceğini duyurdu. Oysa Sayın Bakanın saat 18.00’de Essen’de programı vardı. Neler olduğunu anlamaya çalışıyoruz.


Tam bu saatlerde, Hollanda Başbakanı Rutte, Başbakan Yardımcısı Asscher, Dışişleri Bakanı Koenders ve Devlet Sekreteri Dijkhoff sürekli Rotterdam Belediye Başkanı Ebutalip ile gelişmeleri değerlendirmişler.


Oysa biz, Mehmet Emin Ateş, Metin Yazarel ve İbrahim Karaman ile 15 Mart Hollanda genel seçimlerini konuşmak üzere, Kanal Avrupa’nın yolundayız. Türkiye’den, Almanya’dan, Belçika ve Fransa’dan gelen telefonlar, Rotterdam’daki gelişmelerin ne kadar önemli olduğuna işaret ediyordu. Aciliyetle, HABER Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Karaman beyi olay yerine gönderdik. Gelişmeleri dakika dakika izlemeye başladık. Fotoğraflar, ses kayıtları peyderpey gelmeye başladı. Her geçen saat ortalık biraz daha geriliyordu.


Saat 18.30 sularında, Sayın Bakana 'hoş geldin' demek için gelen grup 30, 40 kişi iken, ilerleyen saatlerde bu sayı arttı. Saat 19.20’de benzin istasyonu De Kuip’de Bakan'ın içinde olduğu zannedilen bir araba durduruldu. Arabanın kapısı açıldı, içindeki başörtülü bayan Bakan değildi. Panik yaşandı. Sayın Bakan neredeydi?  Saat 19.45’i gösterdiği sırada Başkonsolos Sadin Sarıyıldız ve ekibi, Konsolosluk binasına girdi. Kısa bir süre sonra Sayın Bakan Konsosluk binasına girmek üzere geldi. Bakan binanın arka girişine yüz metre kala iki polis tarafından durduruldu. Hollanda kabinesinin kararı belliydi.

Sayın Bakan Konsolosluk binasına alınmayacak ve geri gönderilecekti. Saatler süren müzakere başlamıştı. Bakan araçtan inmeyi önce redetti. Korumalar aracın etrafını sardılar. Sayın Bakana ülkeyi gönüllü olarak terk etmesi söylendi. Bakan, 'Hayır, Konsolosluk binasına gireceğim, oradı T. C. toprağı' dedi. Konuşmalar devam ederken, özel kuvvetler geldi. Bakan'ın korumaları arandı. Bazıları geçici olarak göz altına alındı. Bütün bunlar olurken saat 23.00’ü gösteriyordu. Bakana yapılan bu anti diplomaik muamele televizyonlardan canlı olarak tüm dünyaya yayınlanıyordu. Adeta bir akıl tutulması yaşanıyordu. Tabii ki bu arada, Devlet Sekreteri Dikhoff, Sayın Bakanı ‘istenmeyen yabancı’ ilan etmişti. Ve, saat 00.00 sularında Sayın Bakan Hollanda polisi eşliğinde, Almanya’ya hareket etti...


Türkiye’den gelen bir Bakanı dinlemek için Hollanda’nın bir çok yerinden gelen vatandaşlarımız, kalabalık bir grup oluşturdu. Saatlerdir, Konsolosluk binasının önünde beklediler. Yer yer slogan attılar. Ama Türkiye’den gelen Bakanı dinleyemediler. Hoş geldin diyemediler. Sayın Bakana yapılan haksızlık karşısında vatnadaşlarımızın neler hissettikleri, nasıl bir duygu ve psikoloji içinde olduklarını düşünen var mı? Mustafa Yeneroğlu megafon kullanarak bir konuşma yaptı. Saat 00.30 gibi artık vatandaşlarımızın evlere dağılması söylendi.

Kalabalığın büyük bir bölümü dağıldı. Geriye kalanlar oldu. Saat 01.15 sularında tarihe geçecek kabus dolu anlar yaşanmaya başladı. Ortalık karıştı ve coplar, köpekler ve atlarla bir anda oradaki kalabalığın üzerine yüründü. Su püsürtüldü. Yaralananlar oldu. Taşlar havada uçuştu. Bir vatandaşımızı polis köpeği canlı yayında bacağından yaraladı. Saat 01.45’de Rotterdam Belediye Başkanı basın toplantısı yaptı. Erdoğan’ın sözlerinde büyük yara aldığını söyledi... Saat 02.30’da ellerinde bayraklarla Türk gençleri hala sokaklardaydı. O an 12 kişi göz altına alınmıştı.

Gece bitmiyordu. Uzadıkca uzadı...


Sosyal medya başta olmak üzere, telefonlar, mesajlar, geçmiş olsun dilekleri, Hollanda’da neler oluyor soruları sabaha kadar devam etti.


Bizim TV programı, 15 mart seçimleri ile ilgiliydi ama, artık 11 mart akşamı Rotterdam’da olan olayların tartışıldığı bir program olmuştu. Her an gelen yeni görüntü ve haberler karşısında şaşkınlığımız artıtıyordu. Rotterdam ve Ankara’ya canlı yayın bağlantılarıyla yaşananlar ekrana getirildi.


Artık sabah olmuştu. Televizyon ekranlarında ve cep telefonlarında olay devam ediyordu. Yani gece bitmiyordu. 11 mart Rotterdam olayları, ertesi gün akşam Amsterdam’da küçük ölçekli gösterilerle devam edecekti. Biz, hala o gecenin içindeydik...

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/968/onbir-mart-en-uzun-aksam-1.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar