ALÇAK ÜLKE/ NETHERLANDS YÖNETİCİLERİ NE YAPMAK İSTİYOR

Öncelikle iki şeyin altını çizmek durumundayız:

İlki, Netherlands yani Alçak Ülke yöneticileri Türkiye Cumhuriyeti Devletine yapılan, yapılmak istenen ve ilerleyen zaman içinde yapılacak olan uygulamalar konusunda yalnız değiller.

Yani, Netherlands yöneticileri bu uygulamalarıyla Almanya başta olmak üzere, Kıta Avrupa’sının fiili sözcülüğünü yapıyor.

İkincisi, uluslararası ilişkilerin din ve ideoloji temelinde yürüdüğüne oldum olası inanmam.

Uluslararası ilişkilerin çıkar temeli üzerinde yürüdüğüne inanırım.

İnsanlık tarihi boyunca uluslararasından gelişen olaylara baktığımızda, kimi olaylarda çıkar ilişkisini göremesek de; çoğu olaylar da çıkar ilişkisini ayan beyan görebiliriz.

Bu bakımdan Netherlands yöneticilerinin Kıta Avrupa’sının fiili sözcüsü olarak bazı yaptırımlara girmesinin altında yatan şey, kimilerinin hemen dile getirdikleri gibi İslamofobi veya Haç-Hilal kavgası da değildir.

Ne var ki genellikle bu tür durumlarda bütün ülkelerin yöneticileri, tıpkı Alçak Ülke/ Netherlands yöneticilerinin yaptıkları gibi, kendi kamuoylarını kendi yanlarına çekebilmek için meseleyi din ve ideoloji temeline dayandırabilirler.

Zaman zaman bu satırların yazarı olarak, Domuzsever Haçlılar tabirini kullansam da, bu tabir sadece onları daha kolay tarif etmek içindir.

Öyleyse mi?

Kavga açık seçik bir çıkar kavgasıdır.

Ne Haçlıların Kudüs bahanesiyle Anadolu coğrafyasına saldırmaları…

Ne Moğolların İslam dünyasını perişan etmeleri…

Ne Emir Timur’un, hançerini Avrupa’nın ciğerine saplayan Osmanlıyı arkadan vurması…

Ne Kıta Avrupa’nın kendi arasında yaptığı yüz yıl ve otuz yıl savaşları…

Ne Birinci ve İkinci Cihan savaşları…

Ne Avrupalı serserilerin Amerika kıtasında sayısını Allah’tan başka kimsenin bilmediği milyonlarca Kızılderili’yi öldürerek, kan ve gözyaşı üzerine demokrasi havarisi bir devlet kurması…

Ne en bilinen adlarıyla Cowboyların yani Domuzsever Sığır Çobanlarının Vietnam’ı, Afganistan’ı, Irak’ı, Suriye’yi yerle bir ederek yaşanmaz hale getirmesi…

Din ve ideoloji için olmadığı gibi…

Ne ülkemizde her on yılda bir sudan bahanelerle yapılan darbeler…

Ne o darbelere çanak tutan sokak olaylarının…

Ne de bin yıldır bu topraklarda kardeşçe yaşayan toplumun değişik kesimlerinin boğaz boğaza getirilmesinin ana nedeni din ve ideoloji değildir.

Çünkü hiçbir din ve ideoloji mensuplarına kavgayı, boğaz boğaza sarılmayı önermez.

Ne var ki dinlerin ve ideolojilerin temsilcisi ya da sözcüsü konumundakiler, değişik amaçlı çıkar hesaplarıyla etkileri altındaki insanları dinleri ve ideolojileri adına kavgaya, boğuşmaya, vurmaya, kırmaya, öldürmeye, tahrip etmeye çağırabilirler…

Bu söylediklerimizi Rusya için de, Çin için de ya da bir başka emperyal güç için de söyleyebiliriz…

Kısacası…

İlk sözümüze tekrar dönecek olursak:

Bizim geçmişimizden ve geleceğimizden korkan bütün emperyal güçler, kendi içine kapanmış, gözlerini dışa kapamış, ne soydaşlarıyla ne de dindaşlarıyla ilgilenmeyen, düşü ve hayali olmayan, küçük, güçsüz bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti istiyorlar…

Ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti ne zaman kabuğunu kırmaya, geçmişine sahip çıkmaya, değerlerine dönmeye, yerli ve milli olmaya, tarihe yürüyüşüne başlamışsa…

İçimizdeki Truva Atının Ashabını da devreye sokarak…

Başımıza çorap örmeyi denemişlerdir.

Bütün mesele budur…

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/959/alcak-ulke-netherlands-yoneticileri-ne-yapmak-istiyor.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Sıddık Demir
13.03.2017 22:04
"bays bas"isminizden bir şey çıkaramadım vatandaş herhalde sendende beyaz kan var.
Sülhattin Şakar
14.03.2017 14:42
Türkiyemiz farkına varmıştır. Sizin gibi Alimlerin sayesinde Avrupalıların mahiyetlerine asla olamiyacağımızı inancım dır.

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar