HDP’lilerin Dokunulmazlıkları...

Bazıları demokratlığı HDP’li vekillerin ihanetlerine gösterdiğimiz tepki ile ölçüyor. Dokunulmazlıkları kaldırılmasın,her naneyi yesinler, suç işleme özgürlükleri olsun dediğinizde demokrat, suç işleyen cezasını çeksin dediğinizde demokrasi düşmanı veya faşist oluyorsunuz.

Bu anlayışla bugüne kadar HDP’yi koruyup kolladılar. Her türlü suçu işlemesine müzahir oldular. HDP’li vekiller kan tacirliği yaparken alkış tuttular. Ateş düşen şehit ailelerinin acıları, üzüntüleri, feryatları onları hiç ilgilendirmedi. Bugün de ilgilendirmiyor. Demokrasiyi kalkan olarak kullanıp her türlü ihaneti meşrulaştırıyorlar.

Türkiye 30 yıldır devam eden terör mücadelesinde büyük tecrübe kazandı. Son çözüm sürecinde bu işin barışçı yollarla çözülemeyeceğini gördü. Demokrasi gibi barışın da HDP/PKK tarafından nasıl istismar edildiğini gördü. Bütün bu tecrübeler PKK ile de onun siyasi uzantılarıyla da nasıl mücadele edilmesi gerektiğini gösterdi.

Vatandaş kan ağlarken onların ocağına ateş düşüren bir teröristin taziyesine gitmek dünyanın hiçbir yerinde töleransla karşılanamaz. Bu, işlenen eylemi onaylamak hatta ona katılmaktır. Bölgede meşru devlet otoritesini yok sayan kurtarılmış bölgeler oluşturulurken susan, hendekler kazılırken alkışlayan, askere polise hunharca saldırılırken hendeğin ötesindekilerin ellerinden öpüyorum diyen bir siyasetçi demokratik töleranstan  yararlanamaz. Çünkü bu tavır şiddeti besleyen, kışkırtan, büyüten akan kanı çoğaltan siyasetle asla telifi mümkün olmayan bir tavırdır. Bu bakımdan kendini dokunulmaz sanarak her türlü suçu rahatlıkla işleyenlere karşı hukuku işletmek, işledikleri suçun cezasını ödetmek şarttır. Zira hukuktan vazgeçmek devletten vazgeçmektir. Zamanında hukuk işletilebilse bugün bu kadar ağır bedeller ve açık ihanetlerle karşılaşmayacaktık. HDP’li vekiller hukuk denetiminin dışında kaldıkça daha da küstahlaşarak taleplerini ayrı bir toprak, ayrı bir siyasi yapı ve  ayrı bir devlet noktasına  kadar getirdiler. İşin bu noktaya gelmesinde dokunulmazlık zırhının arkasına saklanmanın büyük etkisi vardır.

Suç işleyeni cezalandırmak asla demokrasiden vazgeçmek demek değildir. Bugün dünyanın bir çok yerinde suç işleyen bakanlar, başbakanlar rahatlıkla yargılanabiliyor. Tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler de bu tip bir siyaset şekline cevaz vermiyor. Bugüne kadar demokrasi, barış kisvesi altında Türkiye uyutuldu. Siyasetin ve toplumun gözleri gerçek dışı propaganda ile bağlandı. HDP’ye dokunmak neredeyse demokrasiden vazgeçmekle eş değer tutuldu. Bunun hangi sonuçlara sebep olduğunu hep beraber görüyoruz. Mecliste siyaset yapmak yerine dağdaki, şehirdeki teröristle saf tutanın mecliste yeri olmamalıdır. Bu hem meclisin saygınlığına gölge düşürmekte hem de terörle mücadelenin samimiyetine etki etmekte, iktidarın inandırıcılığını ortadan kaldırmaktadır. TBMM suçluların, ipini koparanların, terör yardakçılarının bir sığınağı değil, toplumun önünde olan, ahlaklı, bilgili, faziletli insanların bulunduğu bir mekan olmalıdır.

Dolayısıyla HDP’li vekillerin dokunulmazlıkları ile demokrasi arasında bir ilişki kurmak mümkün değildir. Demokrasi teröre göz yumarak değil onu cezalandırarak kurumlaşır. Yakmanın, yıkmanın, bölmenin, ayrıştırmanın özgürlüğü olamaz. Üstelik hukuk işletildikçe bölge insanına da güven gelecek bu ihanet şebekesi karşısında sesini yükseltme imkanı bulacaktır. Demokrasiyi ve bölge insanını önce HDP gibi partilerin ayrıştırıcı politikalarından korumak zorundayız. Bu yapılmadığı takdirde terör mücadelesi de amacından uzaklaşacak, netice alınabilir olmaktan çıkacaktır. Suç işleyenin dokunulmazlığı kaldırılmalı ve dokunulmazlıklar kürsü dokunulmazlığı ile sınırlandırılmalıdır.

GAZETE VAHDET

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/95/hdplilerin-dokunulmazliklari.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar