COĞRAFYA VE MİLLETLERİN KADERİ

İbni Haldun, milletlerin kaderini bazen coğrafyanın tayin ettiğini söyler. Bu söz Türk milleti için söylenmiş gibidir. Jeostratejik bir coğrafya’da bulunmak bu toprakları tarih boyunca milletlerin savaş alanı haline getirmiştir. Dünya tarihinin neredeyse yarısı Anadolu’da geçmiştir. Türkiyesiz, Anadolusuz bir dünya tarihi yazılamaz.

Eskiden savaşlar gögüs gögüse meydanlarda olurdu. Kimin ordusu kalabalık,strateji ve yönetimi güçlüyse meydandan o galip ayrılırdı. Kitle imha silahlarının çıkması ile her şey değişti.Bugün artık bir bomba ile eskinin savaşlarında verilen kaybın birkaç mislini vermek mümkün. Savaşların maddi manevi külfetinin büyümesi ile birlikte emperyalizm kendine yeni yol ve yöntemler aramaya başladı. Terörizm bu arayışın neticesi ortaya çıkmış, modernlik sonrası bir savaş biçimidir. Artık devletler mücadelelerini doğrudan doğruya yapmak yerine örgütler üzerinden yapıyorlar. Onun için bu tür savaşlara vekalet savaşları deniliyor.

Son yıllarda mantar gibi çoğalan örgütlü terörün arkasında işte bu gerçek yatıyor. Türkiye aslında ne PKK, ne Fetö, ne DHKP-C ile mücadele ediyor. Türkiye bu örgütleri kullanan devletlerle savaşıyor. Maske PKK ama arkasında ABD’sinden Fransa’sına kadar bir sürü ülke var. Maske Fetö arkasında bir sürü güç var.

Bu yeni savaş tipine ayak uyduramayan devletler bütünlüklerini kaybederler. Ancak terör mücadelesi sadece devletin vereceği bir mücadele değil. Asıl sorumluluk halka düşüyor. Bu örgütlerin pençesine düşenleri uyarmak,uyandırmak,çıplak gerçeği göstermek de ayrı bir mücadele şartı. Bir şeye körü körüne inanan insanları başka bir şeye ikna etmek zordur. Onun için çağımızın en önemli bilim adamlarından Einstein, bir ön yargıyı parçalamanın atomu parçalamaktan zor olduğunu söylemiştir.

15 temmuz öncesi ve sonrasında bir çok olay yaşadık. Sınav yolsuzlukları,kumpaslar,masum insanlara kurulan tuzaklar en sonunda yapılan darbe  bile bazılarının gözlerini açmaya yetmedi. Terör ve darbe yoluyla millete hizmet olmaz.İnsanların hak ve hukukunu çiğneyerek hakka hizmet edilmez.Yanlış yollarla gelen er geç adaletin duvarına çarpar.Birçok yazımda muhasebe eksikliğinden söz ettim. Hala ders almayan,gözünün önünde cereyan eden olayları algılamamakta ısrar eden insanlar var. Gaflette inat, ihanete hizmettir. İslam iki günü müsavi olanın zararda olduğunu söyler. Düşüncede, eylemde asla dünde kalmamak durumundayız. Bugün, düne göre idrakimize bazı şeyler damlatamamışsak zarardayız demektir.

Herkes aldanabilir ve yanlış yapabilir. Aldanmak insani bir durumdur.Önüne konulan hakikate rağmen aldanmaya devam etmek artık farklı bir durumdur.

Bu ülke hepimizin. Öyle hisseder, öyle anlarsak ona hepimiz sahip çıkarız. İnsan,benimdir dediği şeye sahip çıkar. Kendine ait olmayan şeye lakayt kalır. Bu konuda en büyük görev siyaset adamlarına düşüyor. Ülke ve milletin hepimize ait olduğunu şuur haline getirmek için kollarımızı Türkiye kadar açmak durumundayız. Eksiklerimizi yanlışlarımızı görmek için arada bir durup arkamıza bakmalıyız. Hiç kimse masum değil. Bugün yaşadığımız olaylarda herkesin şu veya bu oranda dahli var. Ancak geçmişe takılıp kalmak da yanlış.Zor bir süreçten geçiyoruz.Kavganın,husumetin zamanı değil. Bu zorlu coğrafya iç kavgalarla elde tutulamaz.Siyasetçilerin görevi toplumu dövüştürmek değil,barıştırmak, kucaklaştırmak olmalıdır.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/930/cografya-ve-milletlerin-kaderi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar