PARTİCİ Mİ?  PARTİLİ Mİ?
Prof. Dr. Seyit Mehmet Şen

PARTİCİ Mİ? PARTİLİ Mİ?

 

Seçmen mi?

Fanatik mi?

Hayatın her alanında bu ikili sorular karşımıza çıkar

Mesela:

Seyirci mi?

Taraftar mı?

Oysa biz Kur’an diliyle ifade edildiği gibi, vasat/orta yaratılan bir ümmetiz.

Nasıl mı?

İşte şöyle:

“Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi vasat/ orta bir ümmet yaptık.” (Bakara/ 143)

Vasat ümmet ne demektir mi diyorsunuz?

Sağa sola sapmadan…

Sırat-ı müstakim üzere giden bir ümmet!

Emredildiği gibi dosdoğru olan bir ümmet!

Peygamber diliyle söyleyecek olursak:

“İşlerin hayırlısının ortada olduğuna inanan bir ümmet”

İfrattan tefritten kaçınan bir ümmet!

Sözlerinde, işlerinde, davranışlarında, sevgisinde, nefretinde orta yolu, mutedil olanı, aşırıya kaçmayanı tercih eden bir ümmet…

Ne müsrif, ne cimri olmayan…

Cömert olan bir ümmet!

Ne gözü kara, ne korkak olmayan…

Cesur olan bir ümmet!

Ne ahireti için dünyasını, ne dünyası için ahiretini terk etmeyen…

İkisinin de hakkını veren bir ümmet!

İzine bastıklarını severken puta tapar gibi sevmeyen, izine basmadıklarından nefret ederken puttan nefret eder gibi nefret etmeyen bir ümmet!

Evet, Kur’an ve Sünnet bizlere orta olanı, doğru olanı, güzel olanı tavsiye ederken…

Düşmana uzatmamız, onların bileğini bükmemiz için kullanmamız gereken ellerimizi neden birbirimizin boğazını sıkmak için uzatıyoruz, neden birbirimizin boğazını sıkmak için kullanıyoruz?

Düşmanın ne kadar kavi olduğunu görmedik mi?

En azından bu topraklarda bin yıldır domuzsever haçlılarla çarpışan bir milletin evlatları olarak, bu topraklarda yaşamanın, bu topraklarda tutunmanın birlikten beraberlikten, el ele gönü gönüle olmaktan, omuz omuza sırt sırta vermekten geçtiğini asırla içinde defalarca görmedik mi?

Daha dün yaşadığımız 15 Temmuz’u ne çabuk unuttuk!

Müttefik dediğimiz domuzsever haçlıların, her on yılda bir içimizdeki Truva Atlarına ve onların tasmalı uşaklarına yaptırdıkları darbeler yetmiyormuş gibi…

Yarım asrı aşkın bir süredir bu aziz vatanı işgal hareketinin hazırlığı içinde olmaları da bizleri uyandırmayacak mı?

Mini bir anayasa değişikliği için yapılacak referandum çok mu önemli?

Birbirimizin boğazına sarılacak kadar…

Birbirimizi vatan hainliğiyle itham edecek kadar…

Birbirimize saygımızı kaybedecek kadar…

Birbirimize mahalle baskısı uygulayacak kadar…

Birbirimizin düşüncesini hiçe sayarak kadar…

Birbirimizle selamı sabahı kesecek kadar…

Allah’ın muhatap aldığı insanı muhatap almayacak kadar…

Bu nasıl aymazlık söyler misiniz?

Ey okumuşlar!

Ey diplomalılar!

Ey unvan sahipleri!

Ey makamlarıyla, şöhretleriyle bir şey oldum sananlar!

Halık-ı Zülcelal ne diyor, O Güzel Nebi’ye (sav):

“Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin…” (Kasas/ 56)

Yani…

Sen sadece doğrunu söyle…

Kimseyi zorlama…

Çünkü zorlanan kişi:

Kâfirse münafık…

Müslümansa riyakâr olur.

Ve karşımıza takiyyeciler olarak çıkar…

Tıpkı Sabatay sevinin bağlıları gibi…

Tıpkı Truva atının içinde hayatlarını sürdüren Boğaziçi Aşireti gibi…

Her ülkede…

Her milletin içinde…

Vatansızlar da…

Vatan hainleri de…

Münafıklar da…

Takiyyeciler de…

Kimliklerini gizleyenler de…

İki kimlikliler de…

Çıkabilir…

Fakat bu milletin büyük çoğunluğu:

Vatanperverdir…

Vatanseverdir…

Hak üzeredir…

Bu nedenle:

Evet diyen de ülkenin geleceği için evet diyor…

Hayır diyen de ülkenin geleceği için hayır diyor…

Bu bakımdan karşınızda gibi gördüklerinizi asla suçlamayın…

O Güzel Nebi’nin (sav) sözlerine kulak verin:

“Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin.

Ey Allah’ın kulları, kardeş olun.

Bir Müslümana, üç günden fazla din kardeşi ile dargın durması helâl olmaz.”

Ben mi?

Elbet EVET vereceğim…

Ama kimseye kızmadan, küsmeden, dargın olmadan…

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500