AŞK VE İMAN

İnanmak ne kadar kutlu bir davadır ve ne kadar yüce bir sevdadır. Batının anlayamayacağı ve ancak doğu insanının kavrayabileceği bir davadır sevda. Batının sevgisi nefsini köreltmenin adı, doğunun sevdası ise kahra tahammüldür. Elde edememektir sevda, kavuşamamaktır. Sevda ile vuslat ne kadar da yakışır birbirine. Batılı kavuşamadığı hiçbir şeyi sevmez, sevemez. Ama doğulu kavuşamadıkça, vuslat için şiirler yazar, şarkılar besteler. Sanki doğulu kavuşamamaya aşıktır.

Vuslat onun için ne kadar uzak olursa aşık o kadar mecnunlaşır. Doğunun vuslat destanları yoktur edebiyatında. Ama vuslata erememenin terennümleriyle doludur destanları, şiirleri, şarkıları ve türküleri… Sanki aşık vuslata ermek istemez.

Öyle bir tad alır ki ayrılıktan, bu tadı kaybetmekten korkar, ürker ve  yandıkça yanar yüreği. Rabiatül Adeviye belki de bunun için söylemiştir o  meşhur sözünü “Ya Rabbi eğer beni cehenne-mine atarsan bütün cehennemliklere seni sevdiğimi söyleye-ceğim”. Doğulunun aşkı vuslata erememekten ibarettir sanki. Vuslata erdiğinde ya heyecandan ölüp bir daha göre-memekten veya aşkını görünce kaybetmekten korkar.

Sevda inanmaktan ibarettir… Batılı sevemediği için inanamaz. İnanmayınca da tüm insani ideolojilerin kurbanı olur. Ama doğulu sevdikçe inanır ve hiçbir insani ideolojinin kurbanı da kölesi de olmaz. İman eden öyle bir köle olur ki Sevdiğine.. Sevdiğinin kölesidir ve sevdiği onun gerçek sahibidir. Sahibini kırmaktan, üzmekten, isteğini yerine getirememekten çekinir. Bu yüzden Ömer radıyallahu anh “keşke kuru bir dal parçası olaydım da bu sorumluluğu, bu sevdayı taşımasaydım” der.

Sevmek imandır, iman ise Sahibi’nin tüm sevdiklerini sevmektir. Kâh Ebubekir(r.a.) olur feryad eder “benim vücudumu öyle büyüt ki cehennemi doldursun da yarattığın kullarına orada yer kalmasın” diye.. Kâh Hazret-i Hüseyin(r.a.) olup Kerbelâ’da başını verir yol arkadaşlarını yalnız bırakmamak ve iki cihan Güneşi(S.A.V) uğruna…

İman aşkdır. Bunun için kalple söylenmesi şarttır. Kalp olmadan iman olamaz. Kalb ise aşkın merkezidir. Yere göğe sığmayan Allah Celle Celalühü Mü’min kulunun kalbine sığıyorsa eğer, Mü’min’in kalbi aşk sarayıdır da ondan. Mü’min olmayanın kalbi aşık değil, saray hiç değildir. Aşık nereyi severse orası saraydır

Bizi bizden, bizi nefsimizden ayıran şey imanımızdır. İmanımızın en belirgin özelliği de aşkla kabüllenmektir. Çünkü sadece aşıkta itiraz ve şüphe yoktur. İtirazın ve şüphenin girdiği yerde iman olabilir mi?

İman sevgidir.. Her şeyden evvel Allah’ı ve Rasülü’nü sevmedikçe… Mü’min kardeşini sevmedikçe… gerçek imana kavuşamazsın.. Eğer bunu başarabilirsen kötüler hariç her şeyi sevebilirsin.

Sevgi aynı zamanda buğzetmektir. Batılı bunu da anlayamaz. Kendinden ve nefsinden veya nefsinin sevdiklerinden başka sevgiyi tanımayan batı bunu kavrayamaz. Kendinden ve nefsinin işine gelmeyen herkesten nefret eder, kin besler ve buğz eder. Ama doğulu öyle değil. Yeri göğü Yaradan’ın sev dediklerini sever ve sevme dediklerini sevmez. Zalimleri sevmez. Allah düşmanlarını sevmez. Peygamber düşmanlarını sevmez ama yüreğinde iman taşıyanları hataları olsa bile sever. İşte farkımız burada… Tüm bu sözlerimi bunun için uzattım.

Ey gerçek aşıklar!.. Ey iman edenler!.. Ey Müslümanlar!.. Rabbimizin kitabının yol göstericiliği ile ben Müslümanım diyen herkese şefkatli ve merhametli ama kafirlere karşı onurlu ve zorlu olmalı değil miyiz? Aşık isen sevdiğine dil uzatana, el uzatamazsın. Aşık isen aşıklardan elini çekemezsin.

Batılının sahte sevgi anlayışlarına kanma sakın. Onlarınki sadece nefislerini tatmin etmektir. Evlilikleri dahi öyledir. Ama senin aşkın onlarınkine benzememeli, dokunmak için olmamalı. Batı medeniyeti ne dersek diyelim girdi içimize. Hiç olmazsa aşkımıza nüfuz edemesin. Aşkımızın ulviliğini çalamasın.

Aşk bir çift gözdür. İster vuslattan önce sevgiline baka baka körleştirirsin, istersen vuslata kadar bakmaz nikahtaki kerameti yaşar sevdiğinin gerçek güzelliğini yaşarsın bir ömür veya o gözlerini kainata çevirir büyük sanatkarın sanatını görür ve başkalarının göremediklerini görerek büyük güce erişir etrafına da ışık olursun. Tercih senin… Var mı böyle bir şey demesin kimse bana ben bu gözlere sahip insanları gördüm, şahid oldum hayatta..

Aşık olacaksan sana bu aşk gücünü verene aşık ol da rüyanda dolaştığın gibi gerçek hayatta da gönüllerde dolaş, boşa kürek sallayıp boşa yorulma şu fani dünyada… Bu fani dünya bitecek ve Mahşer’de toplanacağız. Mahşere götüreceğin en büyük sermaye aşkla dokuduğun imanın olacak unutma sakın.

Aşk insanı sevdiğinin arzularına teslim olmaktan ibarettir. Sevdiğin ne ise onun istekleri de senin hayatının nasıl şekilleneceğinin en belirgin özelliği olacaktır.

Aşk insan korksa da, ürkse de Mahşere aşık eder. Sevgili’yi görebilmek için MAHŞER’den başka çaremiz var mı ki?

Sevgili’yi göreceğimiz o gün aşkına…

Haydi Bismillah…

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/917/ask-ve-iman.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Kasım Özdemir
02.05.2017 22:22
Sayın yazar Taha akyol yazınızı okudum.benzer bir yazıyı omer lekesiz den de okumuştum. Iki yazinin arkasindan da üzüldüm. Sizi hiç okumamıştım. Bir kanaat edineyim diye yazı başlıklarına bakarak bu yazinizi da okudum. Geçmişte incinmiş olabilirsiniz hakikati Allah bilir. Bir kapte aşk çiçek açmışsa kavga bitmiştir. İman olgunlaşmişsa insaf görünür olur. Selam saygı.

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar