ALMANYANIN IRKÇILIK ANLAYIŞI VE BİZİM MİLLİYETÇİLİĞİMİZ

Irkçılık ve milliyetçilik kavramlarının ilmi açıklamalarını hocalarıma bırakarak işin yaşanmışlığını anlatmak istiyorum. Gözyaşı Geceleri ili iki aydır Avrupa turnesindeydik. Son Kale “Türkiye” isimli 15 Temmuzu konu alan programımızdan rahatsız olan Fetöcülerin lobi faaliyetleri sonucu Alman medyası aleyhimizde yazılar yazmaya başladılar. Bu aleyhteki yazılar neticesinde üç belediye salonlarını iptal ettirdi. İşin içine Yeşiller ve SPD partileri de girdi.

Tabii ki PKK da aleyhimizde faaliyet yürüttüler. Sadece Mannheim’da 1278 şikayet dilekçesi polise ulaştığını olaya müdahale eden polislerden öğrendik. Suçlamalara gelince en bariz olanı ırkçılık suçlaması. Şiddeti teşvik etmek ve Erdoğan’cılık yapmak. 30 yıldır Türkiye’de 16 yıldır Avrupa’da 3 bini aşkın programla Mevlânâ’nın mesajlarını sahneye taşıyan Gözyaşı Geceleri’ni şiddeti teşvikle suçlamak ancak komedi olabilir.

Bu programımızda da şiddeti kuruluş sebebi kılan terör örgütlerine karşı bir senaryoyu sahneye taşıdık. “Erdoğan’cılık” yapma suçlaması ise çok trajikomik. Ülkemin Cumhurbaşkanını savunmak ve onu anlatmak nasıl suç olabilirdi? Bu vatanın sanatçıları olarak tabii görevimizdir ve bundan şeref duyarız.

IRKÇILIK SUÇLAMASI VE BİZİM MİLLİYETÇİLİĞİMİZ

Avrupa’daki nasyonalizmin veya Almanya’daki Nazizm’in bizim milliyetçilik anlayışımız ile hiç alakasının olmadığını gördük. Salonda bayrakların coşkuyla sallanması onlar için hemen ırkçılık olarak algılandı. Türkiye sevdası ile ilgili sözlerimiz ve izleyenlerin Türkiye denince coşkusu ırkçılık olarak görüldü. Oysa bizi yakından tanımış olsalardı bizim ırkçılıktan ne kadar uzak olduğumuzu göreceklerdi. Bizim milletimize olan sevdamız ırkçılıktan dolayı değil milletimizin taşıdığı insan sevgisi ile dolu karakterindendir. Bunun en büyük delili oyunumuzdaki “Yaradılanı severim, Yaradan’dan ötürü” repliğini duyan izleyenler alkışlıyorlardı. İşte bu milleti sevmemizin sebebi budur. Bu millet kendisini değil, Allah’ın yarattığı insan başta olmak üzere tüm varlıkları sevmesindendir. Avrupalıların veya Almanların milliyetçilik ise ırk üzerine bina edilmiştir. Kendi tarihleri ırkçılıkla dolu olduğu için kim vatan millet diyorsa onu da öyle sanıyorlar. Bizim onlara bunu anlatmamız zor gözüküyor.

Almanya’da da Hitler’i sevmek suç sayılıyor. Toplum Hitler düşmanlığı ile büyütülüyor ve tüm düşman saydıklarını da Hitler olmakla suçluyorlar. Çok ilginçtir ki vatandaşlarımızın anlattığına göre geziye götürdükleri İlkokul öğrencilerine iki parmağını Hitler bıyığı yapıp “Erdoğan” diyorlarmış. Almanya’da sayın Cumhurbaşkanımızın Hitler olduğu algısını oluşturmaya çalışıyorlar. Hitler, dünyaya üstün ırk olan Almanların hükmetmesini istiyordu.

Peki biz veya Cumhurbaşkanımız neyi istiyor? “Irkçılık ayaklarımın altındadır” diyen Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem’in sözünce istediği hangi ırktan, hangi inançtan olursa olsun mazlumların ezilmeyeceği bir dünya için güçlü Türkiye’nin gerekli olduğunu söylüyor ve istiyor. Böyle olduğu için millet onu destekliyor. Bu yüzden programımızda sayın cumhurbaşkanımızın okuduğu Dua şiirinin sonunda ekranda Recep Tayyip Erdoğan’ı görünce inanılmaz bir alkış tufanı kopuyor. Bu millet tüm diktatörlük heveslilerini hep sandığa gömmüştür. 15 Temmuz ihanetini yapan, 16 Temmuz sabahına 100 bin ceset torbası hazırlayan diktatörlük heveslisi Fetö’yüde tanklara, fantomlara karşı canını ortaya koyarak durdurdu ve destan yazdı. Tüm dünyanın başına bela olacak bu diktatörlük heveslisi Fetö’den insanlığı kurtardı.

Tarihin sayfaları bizim asla ırkçı olmadığımızın delilidir. Fethettiğimiz hiçbir ülkenin inançlarına, dillerine karışmamış ve zenginliklerine göz koymamışız. Ama bizi ırkçılıkla suçlayanların tarih sayfaları kara sayfalarla doludur. Hırsız herkesi hırsız zannedermiş sözü ne kadar da doğru bir söz.

Irkçılık bahanesinin aslında güçlenen bir Türkiye istemedikleri için olduğunu Avrupa’da  yaşayan halkımız çok iyi biliyor. Fetöcüler Türkiye aleyhinde faaliyet yürüttükleri için siyasette ve medyada büyük rağbet görüyorlar ama Avrupa’daki Türk vatandaşlarına bakacak yüzleri olmadığı için kaçıyorlar. Belçika’da kurdukları sözde Türk dernekleri Ermeni soykırımına imza atmışlar. Kilisede yaptıkları toplantıda “Muhammedsiz”(haşa) ezan okumuşlar.

Türkiye’nin iç meselelerinin Almanya’ya taşınmasına karşıyız bahanesini öne sürenlerin, Başbakanımızın bile bu yüzden tutuklanmasını isteyenlerin Almanya’da üç milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının yaşadığını unutuyorlar. Bu insanların pasaportunu taşıdıkları ülkelerindeki tüm gelişmelerden haberdar olma hakları var. Oy verecekleri Anayasa halk oylaması hakkında bilgilenme hakları var.

Ülkelerinde yaşanan 15 Temmuz ihanetinin gerçek yüzünü bilme hakları var. Bu konunun Almanya veya Avusturya’nın iç siyaseti ile hiç ilgisi yok. Bu yapılanlar yüzünden Avrupa’daki vatandaşlarımız büyük bir baskı altındalar. Bunu fırsat bilen FETÖ, PKK gibi hain örgütler de şikayetleri ile vatandaşlarımızı baskı altına almaya çalışıyorlar. Şikâyetlerinin gerekçesi ise ırkçılık ve Erdoğancılık. Yazıklar olsun. Programı şu sözlerle bitiriyordum; “Ey Avrupa, ey Almanya şunu bilin ki; kendi vatanına ihanet edenler herkese ihanet eder.”

Vesselam.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/911/almanyanin-irkcilik-anlayisi-ve-bizim-milliyetciligimiz.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

zeki
03.03.2017 16:24
milliyetçiyim deme erdoğancıyım de,duruşuna daha yakışır
Haşim Akten
03.03.2017 21:55
Ne milliyetçiyim ne Erdoğan iyim sadece Müslümanım elhamdülillah. Lakin İslam'aleminin asırlarca sancaktarlık etmiş Türk milletini ve bu milleti yeni hedeflere taşıyacağını inandığım Erdoğan'ile seviyorum vesselam
Haşim Akten
03.03.2017 21:55
Ne milliyetçiyim ne Erdoğan iyim sadece Müslümanım elhamdülillah. Lakin İslam'aleminin asırlarca sancaktarlık etmiş Türk milletini ve bu milleti yeni hedeflere taşıyacağını inandığım Erdoğan'ile seviyorum vesselam

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar