ÜLKÜCÜLERE SESLENİŞ 3 SENİ ÇOK ÖZLEDİK MUHSİN BAŞKAN

Benden bir yaş büyük olmasına rağmen kendisine hiçbir zaman “Muhsin” diye hitap etmedim, edemedim. Onu ismiyle ananları da acıyla seyrettim. O’nu tanısalardı böyle yapmaz, yapamazlardı. O kadar saygın birisi idi ki hala da adıyla hitap edemiyorum.

 

GÖZYAŞI GECELERİ’NDEKİ HATIRA

Muhsin Başkan’ın Şehit edilmesinden 4 gün önce Ordu’da yapılan Gözyaşı Geceleri’nde beraber olmuş ve sarılmıştık birbirimize. Meğer veda sarılmasıymış. O gün Kabataş’ta mitingi vardı. Kendisini karşılayanlar arasında beni görünce her zamanki gibi tebessüm etti. Bu tebessüm 12 Eylül öncesi Ülkü Ocaklarındaki hatıralara dayanıyordu ama  bunu anca ikimiz bilirdik. İlçede aracından inerek yürümeye başladı. Benim bindiğim arabada mitingler için mikroforn olduğunu görünce alıp konuşmaya Kabataşlılara seslenmeye başladım. “Kabataşlılar Muhsin Yazıcıoğlu aranızda dolaşıyor. Biraz sonra miting yapacak. Gelin dinleyin. Çağ açıp çağ kapatacak çağın Fatih’i Kabataş’a geldi. Gelin yakından görün ve sözlerine kulak verin” Biliyorum ki Musin Başkan bunları duydukça “Bizim Haşim yine konuşuyor” diye tebessüm etmiştir. Akşam Gözyaşı Geceleri’nde O’nu “Fatih gelse kıymetini bilmezsiniz. Aranızda bir Fatih oturuyor” diyerek sahneye davet ettim. Tabii ki Mamak hatıralarından birkaç hatıra ile de O’nun nasıl bir mü’min ve kahraman olduğunu da aktarmıştım. Bir partinin lideriydi. Seçime bir hafta kalmıştı. Oy istemeliydi ama o adı gibi Muhsin olan Muhsin Başkan Muhsin Başkan Gözyaşı Geceleri’nin ne kadar önemli olduğunu ve yıllarca yayılması için neler yaptıklarını anlattı. Birlikte organizeler yaptığımız Manisa Milletvekilimiz Selçuk Özdağ o günlerimizi çok iyi bilmektedir. Muhsin Başkan sonra  “Bu gece burada Gözyaşı Geceleri’nde bir manevi atmosfer olacak. Siyasi konuşmayalım. Sadece aday arkadaşlarımı önce Allah’a, sonra size emanet ediyorum” demiş ve yıllar önce Mamak Cezaevinde birlikte yatarken benim bile tam hatırlamadığım benim gördüğüm bir rüyayı anlattı. Programı organize eden sayın Ordu Milletvekilimiz Metin Gündoğdu iyi hatırlar.

12 Eylül Mamak zindanlarında yatarken bir rüya görmüştüm. Muhsin Başkan bir dağın en üstünde ben ise dağın eteklerinde idim. Aşağıdan yukarıya, Muhsin Başkan’a doğru tekerlek gibi bir şeyi yuvarladım yukarıya doğru. Sonra dağların ağladığını gördüm. Dağın arkasında kayboldu. Dağın arkası ise hayatımda hiç görmediğim kadar güzellikte yeşil çimenler vardı.

Muhsin Başkan’a dünya ağlarken Keş dağları bile ağlamıştı ve O rüyada gördüğüm eşi ve benzeri olmayan yemyeşil çimenlerin arasına, Cennet’e gitmişti.

 

HELİKOPTER NASIL DÜŞTÜ

Muhsin başkanla dertleşmek için telefonda görüşürdüm. Bir defasında tel açtım dedim ki;“Başkanım bir şey istemek için aramadım, sadece dertleşmek için aradım”diyerek içinde bulunduğum borçlarımdan bahsettim.  O da bana açıldı ve dedi ki; “Haşim, ben de farklı değilim. Her sabah maaşlarını geciktirdiğim için çalışan çocuklardan utanarak partiye giriyorum”Yani maddi sıkıntılar içinde geçen bir mücadele hayatı oldu. Herkes onu seviyordu ama istisnalar hariç zenginler destek vermiyordu. İşte bu sebeple seçim öncesinde yapılan toplantıda bir helikopter tutularak K.Maraş Çağlayancerit’e gidilmesi, ardından da yine helikopterle Yozgat Yerköy’e gidilmesi tartışıldı. Tabii ki maddi imkansızlıklar yüzünden ucuz bir helikopter kiralanabilinecekti. Toplantıda bu konu tartışılınca Muhsin Başkan, arkadaşlarına dönerek “Beni öldürecek misiniz?” diye sordu. O toplantıda olanlar bu konuyu iyi bilirler. Toplantıdan bu söze rağmen helikopterin kiralanması kararı çıktı. Muhsin Başkan ölümden korkmayan birisiydi ve istişareye uydu. Maalesef helikopter düşürüldü ve Cennet’e gitti.

Peki helikopter bir kaza ile mi düştü yoksa düşürüldü mü? Çoğunluk ve medyada çıkan yazılarda düşürüldüğü yönündeydi. Muhsin Başkan’ın sahip olduğu bilgiler yüzünden şehit edildiğini yazıyor, konuşuyorlardı. Ben ise düşmanının bile saygı duyduğu bu insana kimsenin kıyamayacağını düşünerek ucuz bir helikoptere bindiğinden veya bindirildiğinden dolayı bir kaza olduğu kanaatini taşıyordum. Amma iş öyle değilmiş. En başından en sonuna planlanmış. Helikoptere binmesi sağlanacak, askeri jetler helikopteri düşürecek, polisler şaşırtmaca yaparak helikoptere ulaşılması engellenecek, hakimler, savcılar olayı örtbas edecekler.

Türkiye turnelerinde dolaşırken BBP’li arkadaşların Recep Tayyip Erdoğan’ı suçlamalarına tanıklık ettim. “Katil Erdoğan. Bu yüzden mahkemenin üstünü kapatıyor” suçlamalarını acıyla işittim. Tartıştım ama onlara bir şey anlatmanın imkanı yoktu. BBP bu yüzden Recep Tayyip Erdoğan düşmanı kesilmişti. Evet doğru Recep Tayyip Erdoğan Başbakandı. Yani devletti. Bu olayın üstüne giderek çözüme kavuşturmalı katilleri bulmalıydı. Ama unutulan ve şimdi ortaya çıkan gerçekler. Başbakandı ama muktedir değildi. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un bile tutuklanmasına engel olamamıştı. Çünkü her tarafı sinsice çaldıkları sorularla hırsız ve hain FETÖCÜLER işgal etmiş ve Kainat imam(!)ından başka kimseden emir almıyorlardı. Muhsin Başkan’ın bulunmaması için ellerinden geleni yapmışlar. Savcı onlardan, Hakim onlardan, polis onlardan ve asker onlardan. Kendini Kainat imam(!) ilan eden hain 5 gün sonra mesaj vermiş "Bir ilahi tokatla dışarı atıldı" ve "Bir perşembe günü vefat edip cuma günü cenazesine ulaşıldı" demiş. Yani ölüm emrini verdiğini itiraf etmiş. Bu dava ile ilgili polisi askeri savcısı şimdilerde FETÖ’den tutuklu. Acı gerçek ortaya çıktı, çıkacak ve hainler hak ettikleri cezayı bulacak inşallah.

Bundan yıllar önceydi. Muhsin Başkan Pensilvanya’daki hain ile görüşmüştü. Kendisine “Ben hiç görmedim, merak ediyorum nasıl birisi?” diye sorduğumda, o güne kadar düşmanının bile dedikodusunu yaptığını görmediğim asil insan Muhsin Başkan ilk defa beni şaşırtan bir cevap verdi. Elini sallayarak “İşte öyle birisi”. Anladım ki Muhsin Başkan, bu adamı hiç sevmemişti. Tabii ki zannımca o hain de Muhsin Başkanı sevmemişti. Çünkü Allah ve Resülü’nden başka mutlak hakikat tanımayan bir yiğitti Başkan. O hain ise kendisine itiraz etmeden köle olacak zayıf karakterli insanlar arıyordu. 40 yıldır planladıkları sinsi 15 Temmuz işgal girişimine karşı duracak güçlü bir liderdi. Oyunlarını bozabilirdi. O yüzden 15 Temmuz hain girişimden önce yok edilmeliydi.

Artık kimsenin şüphesi kalmadı. Bu katliamı FETÖ yapmıştı. İnşallah Türk adaleti bunun hesabını soracak ama arkadaşları olarak MHP’li, BBP’li veya 12 Eylül sonrası siyasetten uzak kalmış ülkücüler bunun hesabını sormalı değil mi? Muhsin Başkan bir ülküdaşının kılına zarar gelmesini istemezdi, hesabını sorardı. Biz de sormalı değil miyiz?

 

BBP NEDEN SUSUYOR

Katil Erdoğan diye yırtınan BBP’liler şimdilerde neden susuyorlar? Neden katil FETÖ diye haykırmıyorlar. Sakın bana mahkeme süreci demesinler. Katil Erdoğan diye bağırırlarken mahkeme süreci yok muydu? Kahramanmaraş savcılığı yeni bir soruşturma başlattı. Katilin FETÖ lideri hainin olduğunu video görüntüleri ile destekledi. 15 Temmuzda Cumhurbaşkanımızı öldürmeye gidenlerin Muhsin Başkan’ın helikopteri düştükten sonra oraya ilk gidenler olduğu ortaya çıktı. BBP’nin ne açıklaması, ne de sayfalarında bir cümle konuyla ilgili bir söz var. Neden susuyorlar?

Yoksa içlerinde FETÖCÜ birileri mi var? Muhsin Başkan’ın toplantı da “Beni öldürecek misiniz?” demesine rağmen helikopterin tutulmasını ısrarla isteyen kimdi? Yoksa bu planı oradan mı başlattılar.

Milyonda bir şüphe olsa bile vicdanı olan bir ülkücü bu FETÖCÜLERDEN uzak durur.

Haydi bağırsanıza KATİL FETÖ diye, neden susuyorsunuz?

Helikopter kararının alındığı o toplantıya katılanların da savcılıkta bildiklerini anlatması gerekli ki aralarına sızmış olan birisi varsa çıksın.

Biz de 12 Eylül öncesi Muhsin Başkan’ın yönetim kurulu üyeleriydik. Ben Genel Sekreteri idim. Hiçbir zaman Başkan’ın istemediği bir karar evet demedik.

Ey FETÖ ve hala bu hainin peşinden gidenler bilesiniz ki bunun hesabını vereceksiniz. Düşmanına bile kıyamayan bu kahraman milletin içinden komşusunu, iş arkadaşını ve Muhsin Başkan gibi insan sevgisiyle dolu birisini öldürecek kadar azan bu insanlar mı çıkacaktı.

16 Nisan'da “Hayır” çıkarsa inanın en çok sevinecek olan Muhsin Başkan’ın katilleri bu Fetöcüler olacak. Onları asla sevindirmeyeceğim.

Ya Rabbi içimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak etme. Doğacak nesillerimizi hainlerden eyleme, düşmanlarımızın tuzağına düşürme. Ya Rabbi bu hainlere bir daha fırsat verme. Amin

 

SENİ ÇOK ÖZLEDİM.

Şimdilerde yine çok dertlerim var ama; dertleşecek kimsem yok. Seni çok özledim. Nerdesin? Demeyeceğim. Biliyor ve inanıyorum ki Cennettesin. Hani “eve daha çok gel” diyen yengemize “Bak Haşim gibi olurum eve hiç gelmem” demişsin ya. Rabbime de “Bizim bir Haşim vardı. Senin yüce dinini anlatmak için ömrünü yollarda geçirdi. Günahlarını bağışla ki o da gelsin Cennete” der misin? Habibullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz’e selamımı söyler misin? “Senin adın ve sevgin için hayatını feda etti şefaat et” der misin?

Vesselam.

Yarın; Tabii ki tarafız, tabii ki EVET.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/881/ulkuculere-seslenis-3-seni-cok-ozledik-muhsin-baskan.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

İrfan ELBİR
23.02.2017 15:40
Haşim hocam... Yüreğimizi sızlattın.. Gözlerimizi ıslattın.. Allah (cc) razı olsun senden.. Güzel yazdın, güzel anlattın hatıralarını...
reisçi
23.02.2017 16:49
Tebrikler Haşim Bey. Yazınız çok güzel
Oğuzhan koç
11.03.2017 18:42
Selamünaleyküm güzel abim bu fetocular Muhsin başkanımızı şehit edenler aynı grup Marmaris'e cumhurbaşkanımızı öldürmek için gitti. yüreklerimiz bir olan müslümanlar olarak diyorumki, Muhsin Başkan yaşasaydı evet diyenlerden olurdu Rabbim makamını cennet eylesin inşallah...

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar