ÜLKÜCÜLERE SESLENİŞ 2: “RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN SUÇU VE ÜLKÜCÜLER”

Anadolu’yu gezerken karşılaştığım bazı ülkücülerin Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili menfi düşünceler taşıdığını gördüm. İkna edilmeleri zor gözüküyordu. Şu 16 Nisan Anayasa Referandumu vesilesi ile sanal alemde hayırcı ülkücülerin varlığını da görüyor ve izliyorum. İçlerinde çok yakından tanıdıklarım da var. Bu vesile ile haklı olabilirler mi acaba diye tarafsız olmaya çalışarak düşünüyorum.

BİRİNCİSİ;

Acaba eski Erbakancı olduğu için miydi bu sevmemek veya nefret. Peki bu haklı bir gerekçe olabilir miydi? Osmanlı Anadolu’daki kardeşleri ile savaşmak yerine düşman olarak yönünü Bizans’a çevirmiş, böylece de kardeşlerini kazanarak hedefine ulaşmıştı. Ülkücüler de kendilerine Osmanlı’yı örnek alarak birkaç olayın dışında Müslümanlarla çatışmamış yönlerini hep Bizans’a çevirmişti.

Şimdi ne oldu da bundan vazgeçip, hatta dün savaştıklarımızla aynı cepheyi paylaşıp bir müslümana karşı kin besler olduk? Riya yapıyor, dini siyasete alet ediyor sözleri geliyor bunu söyleyince. Ne yani İnönü gibi mi yapsaydı. Cumhuriyet Gazetesi’nin bir makalesinde okumuştum. İnönü’yü övmek için kaleme alınmış makalede şöyle diyordu; “İnönü çok takva bir müslümandı. Riya olmasın diye Cuma namazını bile evinde kılardı” Buyur buradan yak. Hocalarımız bilir ama bizim bildiğimiz üç Cuma kılmayanın cenaze namazı bile kılınmazmış. Ayrıca Farz namazları açıktan kılmak farzdır ki Müslümanlığının şahidi olsun.

Recep Tayyip Erdoğan inancını yaşayan bir Müslüman. Yıllardır bu ülkede namaz kılan bir Devlet adamı, bir subay görebilecek miyiz acaba diye hasret çekmedik mi? Şimdi ülkenin Cumhurbaşkanı açıktan namaz kılıyor, açılışları açıktan Allah’ın adını anarak yapıyor. Mutlu olmamız gerekirken milliyetçi kalemler “Kameraları peşinden sürüklüyor, riyakar” diye yazı yazıyor. O zaman İnönü’yü mezarından çıkarıp yeniden Cumhurbaşkanı yapalım daha mı iyi yani?

Bir Müslüman olarak Recep Tayyip Erdoğan’a karşı bu tenkiti yapmak haksızlık değil mi? Tarafsız olalım, tarafsız düşünelim. Kimse Recep Tayyip Erdoğan’ı sevmek mecburiyetinde değil ama haksızlık ta yapılmamalı. SUÇU; RABBİNE KULLUĞUNU YAPAN BİR DEVLET ADAMI OLMAK MI?

İKİNCİSİ;

Yahu arkadaş bu insan Başbakanken şehidimiz Mustafa Pehlivanoğlu’nun mektubunu mecliste gözyaşları ile okuyan bir devlet adamı. Bizim şehidimize böyle sahip çıkan ve mazlumiyetini anlatan birisi daha var mı acaba? Bu yüzden mi suçlu? Bunun için mi sevmiyorsunuz? İnsan şehidimizin hatırına nefret etmez hiç olmazsa.

Yine “Riya yaptı, siyaset yaptı” mı diyeceksiniz. O zaman kimse sahip çıkmasın, bizden başka kimse şehitlerimiz için üzülmesin öyle mi? Bu nasıl mantık. Kalpleri bilen sadece Allah’tır. Kalbini yarıp baktınız mı? Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem savaşta bir müşrik’i öldüren bir sahabesini “Kelime-i Şehadet getiren birisini neden öldürdün” diye sert bir şekilde ikaz etmişti. Sahabede cevaben “O ölmekten korktuğu için Kelime-i Şehadet getirdi yoksa iman etmemişti” diye cevap verince Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem “Kalbini yarıp baktın mı?” diye çıkışmıştı.

Biz kim oluyoruz ki bir şehidimizi hem de ülkenin en yüksek makamında gözyaşları ile anan bir devlet büyüğüne “riyakar” deme cür’etini gösteriyoruz. Gözyaşları ile mektubunu okuyarak ülkücülerin temiz davalarını topluma yansıtan Başbakanımız(o zaman Başbakandı) Recep Tayyip Erdoğan’a nefret duyanlar varsa soruyorum şehidimiz Mustafa Pehlivanoğlu’nun kabri nerdedir biliyor musunuz veya kaç Hatim değil, kaç Fatiha okudunuz? SUÇU ŞEHİTLERİMİZİ HAYIRLA YADEDEN BİR BAŞBAKAN OLMAK MI? ÜLKÜCÜLER VEFASIZ OLAMAZLAR.

ÜÇÜNCÜSÜ;

Bu millet için, bu devlet için 15 yıldır yaptıklarını hiç mi görmüyorsunuz? Küçük te olsa bir teşekkürünüz yok mu? “Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlak ve fazileti” diyen bizler değil miydik? Amerikalıların, batılıların karşısında ezilen, büzülen liderlerden utanıyorduk. Şimdi onların karşısında gururla dik duran, ezilmeyen, lafını esirgemeyen, korkmayan “Dünya beşten büyüktür” diye meydan okuyan bir lider olarak gurur duymamız gerekmiyor mu? Bunu başaran bir liderin illa ülkücü mü olması gerekiyor. Çok hoş, çok güzel.. İşte tam da bunu söylemişken.

Bu anayasa değişikliği ile ülkücülere bir fırsat doğdu. En fazla 12 yıl sonra Recep Tayyip Erdoğan’ın görevi bitecek. Haydi hazırlanın. Bu anayasa değişikliğindeki güçlü lideri siz çıkarın. Fazla zaman kalmadı. Anca yetişir. 12 yıl sonra Devletin başına bir ülkücü “Hakan” geçsin.

Recep Tayyip Erdoğan’a ülkücüler olarak teşekkür etmek yerine nefret söylemi de neyin nesi oluyor? Bu Anayasa değişikliğini neden istemiyorsunuz anlamıyorum. Yoksa Recep Tayyip Erdoğan gece gündüz çalışırken yata yata dedikodusunu yapmak ülkücülük değildir. SUÇU KARİZMA BİR LİDER OLMAK MI? ÜLKÜCÜLER BUNU SUÇ SAYACAK EN SON KİŞİLERDİR.

DÖRDÜNCÜSÜ;

Hatalarını sıralayacaksınız biliyorum. Hatasız kul olmaz diyen atasözüne kulak verin o zaman. Recep Tayyip Erdoğan en nihayetinde kendisinin de dediği gibi fani bir kul. Elbette hataları olacak. Bizim de hatalarımız yok mu? Mevlânâ’nın dediği gibi “Başkalarının hatalarını arayan kendi hatalarını göremez”.  Hatalarını örtenler zayıf karakterli insanlardır . Hatasını görüp kabullenmek ve hatasından dönmek en büyük erdemdir. “Aldatıldık” sözünü bir zafiyet gibi göstererek saldırmanın bir anlamı yok. Anlamlı olan Firavun gibi kibirli değil yanıldığını da açıktan söyleyebilmektir. Hayatında son nefesine kadar hatasını kabul etmeyen, her şeyi en iyisini yaptığını düşünen Firavun gibi bir diktatör mü arıyorsunuz? Hiçbir diktatör hata yaptım demez. Recep Tayyip Erdoğan’ın diktatör olma hevesinin olmadığının en büyük delilide hatalarını açıktan söyleyebilmesidir.

Şu anki yetkileri tek adam olmak için yeterli zaten. Bunu niye bozsun ki? Önemli olan hatalarından daha çok sevaplarının olmasıdır. Türkiye turnelerinde Fransayı bile kıskandıracak otobanlarda yolculuk ederken. 3.Köprü’den, Marmaray’dan, Avrasya Tüneli’nden geçerken, eczaneden para vermeden ilaç alırken, hastanelerde sıra beklemeden muayene olurken, üniversitede okuyan kızım başöntüsü ile giderken ve de haremlik selamlık okurken vicdanım şöyle soruyor; SUÇU; HATALARINI AÇIKTAN SÖYLEMESİ Mİ? YOKSA, ÇOK HİZMETLER YAPMIŞ OLMASI MI?

BEŞİNCİSİ;

Türkiye düşmanı tüm dünyanın, gezi olaylarında “Zulüm 1453’te başladı” diye duvarlara yazı yazanların ve yazdıranların istemediği bir “Adam”ın yanında olmak boynumuzun borcu değil mi? Ülkücü ahlakı bunu gerektirmiyor mu? Türkiye düşmanlarının savaş açtığı kişi Baykal olsa düşmana karşı onu da koruyup kollamak karakterimiz değil mi?

Hadi sen lider ol demekle lider olunmuyor. Bu bir Hakk vergisidir. Biz bunu Muhsin Başkanımızda gördük. Mustafa Kemal Atatürk’ten beri böyle karizma bir lider görülmedi. Görseniz de, görmeseniz de. Sevseniz de, sevmeseniz de, bu bir gerçek. Tüm dünya “Erdoğan yeni Osmanlı’yı kuracak” diye korkarken bizde mi aynı korkuyu taşıyalım. Tarihin geri gelmeyeceğini bile bile “Padişahlık getirecek” diyorlarmış. Madem padişahlık o kadar kötü neden Fatih’le övünüyoruz o zaman?

Bana göre Osmanlı’yı kuracak lider Muhsin Başkan’dı. Ama millet kıymetini bilmedi. (Katil Fetö’yü de yazacağım) Şimdi böyle karizma bir lider var karşımızda. Milletini seven ve milletinde onu sevdiği bir lider.

Öyle lider ki; kendini yıkmak isteyen tüm düşmanlarını yenebilecek bir kabiliyete sahip bir lider.

Öyle bir lider ki; aklı kendi ülkesine yetiyor, artıyor gittiği Müslüman ülkelere de akıl taşıyor, onların da geleceğini düşünüyor. Ümmet seviyor “Adam”ı. İslam coğrafyası “Erdoğan” diye inliyor. Yıllarca esaret yaşamış Azerbaycan ve Türki Cumhuriyetlerde “Yaparsa Erdoğan yapar” sözleri yankılanıyor. Bu yankıyı duymuyor musunuz?

Başbuğ hayattayken ülkücüler başarsaydı ve “Milli Devlet, Güçlü İktidar”ı kurmuş olsalardı aynısını yapmayacaklar mıydı? Dağdaki çobanbunu görüyor bize ne oldu? Basiretimiz mi kapandı? Kaldı ki ülkenin en akıllı entellektüellirini yanına almasını biliyor. Antartika’da bile üs kuruyor.

Daha ne istiyoruz? Agah Oktay Güner 12 Eylül davalarında “Biz hapisteyiz ama fikirlerimiz iktidarda” demişti. Şimdi elhamdülillah hapiste değiliz ve uğruna hapisleri, işkenceleri ve ölümü göze aldığımız hayallerimiz gerçekleşiyor. Mutlu olmak ve destek olmak yerine “Hayırcı” olmanın anlamı nedir? SUÇU; DÜNYANIN KONUŞTUĞU, DÜŞMANIN KORKTUĞU, DOSTUN SEVİNDİĞİ BİR LİDER OLMAK MI?

Tv kanallarında tartışıyorlar. Neyi mi? Kuvvetler ayrılığı, partili Cumhurbaşkanı olur mu olmaz mı? Kişi başı gelir ne olacak? Tek adamda güçler birleşecek v.s. Devlet Ağabey’in dediği gibi derim “Bu bir beka meselesidir” Müslüman Türk’e vurulmuş prangaların kırılma günüdür.

Onurlu bir hayat ve inançlarımı özgürce yaşamak için ve tüm günahlardan kurtulmak için böyle bir liderin karşısında olmak nankörlük olmaz mı?

Derim ki; Aç yaşayabilirim, aç kalabilirim ama hürriyetsiz yaşayamam.

Teşekkürler Devlet ağabey.

Ülkücü karakterin gereğini yerine getirdin. Hakikatleri görerek yapması gerekeni yapan akl-ı selim ülküdaşlara selamlarımla.

Vesselam.

Yarın; Muhsin Başkan’ın katilleri gün ışığına çıkarken BBP neden susuyor?

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/875/ulkuculere-seslenis-2-recep-tayyip-erdoganin-sucu-ve-ulkuculer.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

İsim yok
22.02.2017 10:22
Ülkücülere hayvan benzetmesi yapan kimdi? Genel Başkan Devlet Bahçeli için ''Çocuğu yok evlat sevgisi nedir bilmez...'' diyen kimdi? Ülkücüler için ''fatiha okumayı bile bilmezler'' diyen kimdi?
Ahmet
22.02.2017 19:50
Haşim Ağabey, çok doğru söylemişsiniz, Allah razı olsun. Ortaokul 2. sınıfta Ülkü Ocaklarına başlamış birisi olarak aynen sizin gibi düşünüyor, hissediyorum. Devlet Bey de vatan millet adına büyük fedakarlık yaptı, helal olsun.
cemsultan saral
23.02.2017 14:25
haşim bey,bende 15 yaşından beri ülkücüyüm,56 yaşımdayım.hırsızın peşine takılanların biz Türk Milleti nezdinde hiç bir kıymeti harbiyesi yoktur,kelamını hesaba almayız,fikrine itibar etmeyiz,,Allah ihtiyaç sahiplerine temiz bir vicdan , berrak bir akıl ve kuvvetli bir ''hafıza'' nasip etsin... HAYIR lı günler dilerim..

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar