BU MİLLETİN TAMAMI VATAN HAİNİ Mİ?

Millet, bir din/ bir inanç etrafında toplanan insanların oluşturduğu birlikteliğin adıdır.

Ve millet kavramı İslami bir kavramdır.

İnsanlara İslami olan millet kavramı çerçevesinde bakacak olursak, karşımıza iki millet çıkar:

İslam milleti

Küfür milleti

İslami terminolojide bu sınıflama şu şekilde formüle edilmiştir:

İslam bir/ tek millet…

Küfür bir/ tek millet…

Hal böyle olduğu halde:

Bu ülkenin tek milletini oluşturan insanlar, sudan bahanelerle birbirlerine en acımasız kavramlarla hitap ederler…

Oysa dilimiz sövme bakımından da, övme bakımından da oldukça zengindir.

Bu bakımdan belki de dünyanın en zengin dilidir.

Fakat çoğu insanımız dilimizin bu zenginliğinin farkında olmadığı

için, sövmek istediği insana ya hain damgasını vurur ya da kâfir…

Hain damgasını vurduğu insanı vatandan…

Kâfir damgasını vurduğu insanı dinden atma anlamına gelen bu iki kavram, ülkemizin ve milletimizin geleceği açısından son derece endişe vericidir.

Bu iki kavram:

Öncelikle milli birliğimizi bozar…

Sonra bizi birbirimize düşman eder…

En sonunda düşmana uzanacak ellerimizin birbirimizin boğazına uzanmasına neden olur.

Bunun sonucu:

Ya bu topraklardan tamamen kovulmaktır.

Ya da bu topraklarda kendi kimliğimizle yaşayamamaktır.

İki sonuç da, bu aziz millet için zillettir, meskenettir, rezalettir, sefalettir, felakettir…

Böyle bir sonuca aklı başında hiçbir mümin razı olmaz.

Böyle bir sonucun vebalini hiçbir mümin taşıyamaz.

“Bazı yüzlerin ağardığı, bazı yüzlerin karardığı” o dehşetli günde…

Kur’an’ın ifadesiyle:

“O bağrışma çağrışma gününde”

Böyle bir sonucun hesabını vermek mümkün değildir.

Biz millet olarak bin yıldır bu topraklardayız…

Biz millet olarak yaklaşık on iki asırdır İslam milletinin bayraktarlığını yapıyoruz.

Bu bayraktarlıktan vazgeçip zilleti, meskeneti, rezaleti, sefaleti, felaketi mi tercih edeceğiz?

Akif diliyle söyleyecek olursak:

“Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz!

Gelmişiz dünyaya milliyet nedir öğretmişiz!

Kapkaranlıkken bütün afakı insaniyetin

Nur olup fışkırmışız tâ sinesinden zulmetin”

Bütün bunları unutacak mıyız?

İnsanlığa insanlık öğreten millet olma özelliğimize sırtımızı mı

döneceğiz?

İnsanlık kapkaranlık dönemler yaşarken, nur olup fışkırdığımız ve ufukları ağarttığımızı görmezden, bilmezden mi geleceğiz?

Ne için?

Bizim gibi düşünmeyenleri, bizim gibi düşünmeye zorlamak için.

Bu inancımızın neresinde var?

Bu asırlardır bayraktarlığını yaptığımız İslam’ın hangi kaynağında yazılı?

Kitabında mı?

Sünnetinde mi?

Oysa İslamın kitabında şöyle yazılıdır:

“Böylece sizi (Ey Muhammed ümmeti) vasat (orta) bir ümmet yapmışızdır…” (Bakara/143)

Oysa İslamın sünnetinde şöyle öğüt verilmiştir:

“İşlerin hayırlısı orta olanıdır.” (Hadis/ Beyhakî)

Anlaşılacağı gibi İslamın iki temel kaynağında bizlere öğütlenen:

İtidal üzere olmamızdır…

Dengeyi muhafaza etmemizdir…

İfrata ve tefrite düşmememizdir…

Çünkü…

İtidali kaybedersek…

Dengeyi muhafaza edemeyiz…

Ve mutlaka aşırılığa kaçarız…

Yani ifrata ve tefrite düşeriz…

Adaletten uzaklaşırız…

Birbirimize zulmü reva görürüz…

Bunun anlamı fitneye kapı aralamaktır…

Oysa Kur’an’ın ifadesiyle “fitne katilden beterdir” (Bakara/191)

Böyle bir fitneye kapı aralamak ister misiniz?

Biliyorum istemezsiniz?

Öyleyse:

Ey Evetciler!

Ey hayırcılar!

Neden birbirinize hain damgasını vuruyorsunuz da şeytanları sevindiriyorsunuz?

Oysa şeytan bizim en büyük düşmanınızdır.

Nasıl mı?

İşte şöyle:

“Çünkü şeytan sizin bir düşmanınızdır.

Onun için siz de onu bir düşman tutun.

O, (kendisine tâbi' olan) güruhunu ancak alevli cehennemin yaranından olmaları için davet eder.” (Fatır/6)

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/867/bu-milletin-tamami-vatan-haini-mi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar