YÜZDE ELLİ BEŞ BİLE KESMEZ

16 Nisan referandumunda tüm dikkatler sandıkta.

Evet mi hayır mı?..

Madem bu referandum bir asrın tutuculuğuna ve de geri kalmışlığına bir tepkidir, o halde halkın en azından yüzde 75’ının evet demesi gerekiyor.

Demeyip de altlardan sıyırdığı taktirde karşımıza çıkan sorun:

Değişikliğin gerekliliği ya anlaşılamamış veya anlatılamamıştır.

Baş Muhalefet Kılıçdaroğlu’nun rejim değişikliği suçlamasına Başbakan’ın “Rejim tartışmaları 1923 yılında tamamen kapanmıştır, sona ermiştir” cevabi AK Parti seçmenini olduğu kadar sol seçmeni de tatmin etmemiştir.

Bu düzen değişecek” diyen sol kesim değil miydi?

Sol kesim derse değişir AK Parti derse değişmez diye bir kural olmadığına göre adını açıkça koymak ve de halkı bu noktada aydınlatmak gerekiyor.

Hem de ülkenin nerede durduğu bilinirse ona göre de referandumun stratejik mahiyeti daha kolay anlaşılmış olur. Öyle ya, madem rejim işi halledildi, ülke bir asırdır neden yerinde çakılı duruyor?  Neden yerli topumuz, tüfeğimiz, uçağımız arabamız yok? Neden ABD denilen emperyalist zorbaya kapıyı gösteremiyoruz?

Demek ki halledilen bir şey yok ki şimdi halledilecek.

Genizden konuşmak zamanı değil…

Bu düzenin hantallaştığını, yeni bir devlet reformuna gerek duyulduğunu açık ve net olarak kainata haykırmamız lazım. Yetkileri genişletilmiş başkanlık bu aşamada bir adımdır… Bunun üzerine ikinci üçüncü adımlar atılır, reformlar yapılır...

Ancak, daha ziyade kafa karıştıran, değişikliğin diğer maddeleri olduğunu bilmek zorundayız. Takanaklar… Sanki 18 yaş çok elzem,  milletvekili sayısının 350’ye indirilmesini beklerken 600’lere çıkarılması  neyi halledecekse… Olsa olsa terör destekli HDP’ye bölgesinde daha fazla milletvekili çıkarma şansı tanır.

Milletvekilliği önemli bir konu. Şu hali ile parlamento halkın üzerinde aristokrat bir sınıf görüntüsünü andırıyor. Çatısı altında teröristler, bölücüler bile var. O yüzden halkımız,  ithal  rejimin bir ayağı sayılan ayrıcalıklı, hantal parlamentoculuğa hayır oyu verecektir. Bu anlayışı sulandırmamak lazım…

Mekke’de görüştüğüm İranlı (Azeri) bir milletvekilline nerede kaldıklarını sormuştum. Onun bana cevabi, “Hilton’da yerlerimiz var, ancak orada gidip yatamayız, halk nerdeyse bizde orada kalırız, değilse bize inanmazlar.”

Sen gider Hilton’da kalırsan, ayrıcalıklı haklara sahip olursan sana neden inanalım! Halkın şuuraltında bu tip sorular her zaman var.

Devlet reformu dedik,  AK Parti iktidarının işi zor.

Devletin ayağındaki palangaları kırabilmek için uyumlu, liyakatli, samimi kadrolar gerekiyor. Köşe yastıkları, her devrin adamları ile yere sağlam basılmaz.

Çok işler havada kalır.

Evet oyları % 50- 55’lerde seyrederse uzakların daha da uzaklaştığı anlamı çıkıyor, siyaset kırılma noktasına kadar yanaştı demek oluyor…

Madem değişiklik, madem atılım en azından %70-75 gerekir.

Bu bir milli mesele, bu fırsat bir daha ele geçmez. 

 

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/857/yuzde-elli-bes-bile-kesmez.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar