SON KARARNAME VE ÜNİVERSİTE HOCALARI

Son kararname ile bir çok üniversite hocası üniversiteden atıldı. Bunlar içinde elbette atılmayı hak etmeyenler de vardır. Lakin birkaç örneğe bakarak uygulamanın tamamının haksız olduğuna hükmetmek yanlıştır.

İbrahim Kaboğlu gibi hocaların atılmasını ben de tasvip etmiyorum. Hocalığı siyasi/ideolojik kimliğinin önünde olan ikisini birbirine karıştırmayan hiç kimseye karışılmamalı. Ancak ideolojik kimliğini her şeyin önüne alanlarla bilimsel çalışma yapılamayacağı bu tür hocalarla iyi ilim adamları yetiştirilemeyeceği bir hakikattir.

Atılanların bir kısmı bu özellikleri önde olan ve çoğu Boğaziçi üniversitesinde görev yapan hocalar. Güneydoğu’da devletin yaptığı –beka operasyonlarını- kınayan,devleti katliam yapmakla suçlayan hocaların çoğu Boğaziçi mensubuydu. Son yıllarda Boğaziçi’nin illegal örgütlerin fideliği haline getirildiği sıklıkla dile getiriliyordu. Bu iddiaların doğruluğu o meşum bildirinin altındaki imzalar ve zaman zaman Boğaziçi kampüsünden gelen haberlerle teyit edildi.

Bir taraftan bu fakir milletin verdiği vergilerle maaş alacak,en saygın yerlerde bulunacaksınız öte taraftan bu milletin bekasına,varlığına yönelmiş bir tehdide karşı kendini savunma hakkına karşı çıkacaksınız. Bunu hiçbir demokratik ülke görmezden gelmez. Fikir özgürlüğü tamam da bölmenin, parçalamanın, ayrıştırmanın devletin elini kolunu bağlamanın özgürlüğü olamaz.

Bu beyler bugüne kadar hangi milli meselede devletin milletin arkasında durdular? Hukuk,adalet akıllarına kendi nefisleri söz konusu oldu mu geliyor?

Terörün,darbenin,devlet içinde paralel yapılar kurmanın,bilim maskesi altında terör örgütlerine sahip çıkmanın savunulacak yanı olamaz. Türkiye tarihinin en büyük problemleri ile boğuşuyor. Kimi yanlış kimi doğru politikalar ülkeyi ciddi bir çıkmazın içine düşürdü. Bu gibi durumlarda hepimize düşen daha sorumlu daha akıllı,daha soğukkanlı olmak,ülke müdafaasının hepimize görevler yüklediğini bilmektir.

Üniversite hocası olmak kimseye hukuki ayrıcalık sağlamaz. Bir ülkede hukuk herkesi kapsadığı zaman hukuktur. Bir ülkede adalet güçlünün hakkını zayıftan alabildiği ölçüde adalettir. İslam kimsenin yargıdan bağışık olmasına izin vermez. Biz hocayız her şeyi herkesten fazla biliriz,yaptığımız her şey meşrudur düşüncesi yanlıştır.

Bu ülke yıllarca kendini hukukun üstünde gören anlayışlar yüzünden kaybetti. Kızı Fatıma’nın da hukukun gölgesinde olduğunu söyleyen Peygamberin gösterdiği adalet anlayışı maalesef İslam dünyasında kurumlaşamamış, dal budak salamamıştır. Bugün yaşadığımız sıkıntıların arkasında bu gelenekleşen zihniyet ve iman sapması vardır.

Kimseye haksızlık yapılmamalı,fikir ve düşüncelerinden dolayı muaheze edilmemeli. Buna kimsenin itirazı olamaz.lakin kimse de ben her aklıma geleni söylerim,hürriyetlerimin sınırları yoktur diyemez.

Şahsi hürriyetler sınırlıdır. Başkalarının hakkı hukuku bu özgürlüğü sınırlar. Toplum içinde yaşamanın mecburiyetleri bu hürriyetleri sınırlar. Bunu kabul ettiğimiz zaman yargının ağına takılmaya da gerek kalmaz.

Kimse ağlamasın PKK'ya çanak tutmanın sonu yargının ağlarına takılmaktır.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/849/son-kararname-ve-universite-hocalari.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar