TÜRKİYE’DE BAŞKANLIK NE ANLAMA GELİYOR?

Fizik alanında Nobel ödülü alan ilk Müslüman bilim adamı olan Pakistanlı Prof. Dr. Muhammed Abdüsselam, Konya Büyükşehir Belediyesi’nin davetlisi olarak yanlış hatırlamıyorsam 1990 yılında Konya gelmişti. Dönemin Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı, bizleri bir akşam yemeğinde küçük bir grup halinde bir araya getirmişti.

Bu sohbette Müslüman olan bizlerin ortak dilimiz olan Arapça değil de İngilizce konuşarak anlaşmamız, bir garip durum olarak ifade edilmişti. Uzun süren sohbet esnasında merhum Muhammed Abdüsselam bir ara şu ilginç ve doğru tespiti yapmıştı:

“Türkiye’de seçimler objektif yapıldığı takdirde halk, muhafazakâr kimseleri iktidara getiriyor. Bu yüzden birkaç yılda bir darbe yapılarak muhafazakârlar iktidardan uzaklaştırılır, Batı anlayışına sahip kimselere alan açılır. Pakistan’da ise, iş halka bırakıldığında sosyalist Butto ailesini iktidara taşıyor, muhafazakâr olan askerler de bunları uzaklaştırmak için darbe yapıyor.”

Muhammed Abdüsselam bunları söylediğinde merhum Ziya ül Hak, ihtilalle Pakistan Devlet Başkanlığı koltuğunda oturuyordu.

Gerçekten de, Türkiye’de serbest ve şeffaf seçimler yapıldığı günden bu yana halk daima kendine yakın, değerlerini önemseyen ve paylaşan, muhafazakâr, dini değerlere saygılı gördüğü kimseleri iktidara taşımaya başlamıştır.

Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi kararı alındığında, ülkemizde birileri fırtına koparmışlardı. Üstelik sair zamanlarda halkçı görünen, her konuşmalarında ağız dolusu halkın iradesine vurgu yapan kesimler, buna en çok tepki gösterenlerdi. Şimdi de Devlet Başkanlığı sistemine geçişte, benzer bir yaygara koparılmaktadır.

Daha önceki bir yazımızda şunları söylemiştik: Günümüzde tartışılan Başkanlık Sistemi, aslında demokrasilerdeki değişik temsil şekillerinden yalnızca bir çeşidini ifade eder; tabi Cumhuriyet esasını temel alan demokrasilerde. Yoksa İngiltere, İsveç, Belçika, Hollanda ve Japonya gibi monarşi ile karışık demokratik sistemler de mevcuttur.

Yani demokrasiye inanmış kimselerin, bu şekildeki bir temsil sisteminden memnun ve hoşnut olması gerekir. Çünkü son sözü halk söyleyecektir. O halde halkın kendisine ve iradesine değer veren kesimlerin bunu desteklemesi beklenir. Halkçı geçinenlerin buna tepki göstermelerinin asıl sebebi, halkçılıklarının sahte, halkın değerlerine yabancı ve halkın da bunun farkında olduğunu bilmelerindendir.

Yönlerini Batıya dönen ruhları satılık kesimler, halka sırtlarını çevirdiklerinden ve her defasında yalnızca işleri düştüğü seçim zamanlarında gördükleri halkı tahkir ettiklerinden dolayı halkın kendilerine pirim vermediğinin farkında olmalarından kaynaklanıyor.

Başkanlık sisteminin gelmesi, kesin bir şekilde halkın belirleyici olduğu bir demokratik sonucun tezahür etmesi demektir. Bu da, kıblesi Batı olanların ve bu milletin değer yargılarına yabancı olmak bir yana bunlarla eğlenen ve hakir görenlerin asla bir daha demokratik yöntemlerle iktidara gelemeyecekleri anlamına gelmektedir.

Bu yüzden hem Batının zinde güçleri hem de Batının içimizdeki Truva atları, bunun gerçekleşmemesi için ellerinden geleni artlarına koymayacaklardır.

Çirkinleşeceklerdir, sapıtacaklardır, saldıracaklardır, alçalacaklardır…

Bütün Batıcılar, bir cephede akla ziyan gerekçelerle bir koro halinde homurdayacaklardır, höyküreceklerdir.

İyi bilinmeli ki, bunların iddia ettikleri gibi elden giden memleket değil, bir daha gelmemek üzere giden kendileri olacaktır.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/810/turkiyede-baskanlik-ne-anlama-geliyor.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Abdullah
02.02.2017 13:26
"Başkanlık sisteminin gelmesi, kesin bir şekilde halkın belirleyici olduğu bir demokratik sonucun tezahür etmesi demektir. Bu da, kıblesi Batı olanların ve bu milletin değer yargılarına yabancı olmak bir yana bunlarla eğlenen ve hakir görenlerin asla bir daha demokratik yöntemlerle iktidara gelemeyecekleri anlamına gelmektedir." Ya gelirse?

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar