HAYATİ VASFİ TAŞYÜREK

Eklenme Tarihi: 20.01.2017 12:28:55 - Güncellenme Tarihi: 31.03.2020 18:57:46

1931 yılında doğmuş olan Hayati Taşyürek, Kahraman Maraş?ın Afşin ilçesi Tanır kasabası nüfusuna kayıtlıdır. Yalnız kimlik bilgileriyle oluşmuş bir aidiyet duygusuyla değil, bir ömür fikirleriyle, sanatıyla ve dahası aydın kimliğiyle toprağına bağlı olarak hayatını ikame etmiştir. Ancak finale ramak kala, şartlar onu Başkent Ankara?ya itelemiş olup, son nefesine burada kavuşur.

Asker bir babanın, kültür hayatımıza damgasını vuran bir evladı olan Hayati Taşyürek, yüzbaşı rütbesiyle uzun dönem ordu bünyesinde görev yapmış Dede Efendi?nin oğludur. Bu rütbede emekli olan Dede Efendi, çocuklarını kendi köyünde geleceğe hazırlamak ister. Tarımla uğraşmanın yanında, Hayati?yi sanat öğrensin diye hemen yanı başında daha büyük bir şehir olan Elbistan?da kunduracı çırağı olarak bir esnafın yanına yerleştirir. Hayati, askerlik çağına kadar bu sanatı öğrenmek için gayret eder. Zaman içinde ustasının kızına âşık olur. Duruma muttali olan babası Dede Efendi, işe aleniyet kazandırsa da Hayati?nin ustası, bu işin olmaması için kestirip atar. Kızını mutlaka bir memura vereceğinden bahisle Hayati?yi işyerinden kovar. Böyle bir gönül ilişkisinden sonra şairimizdeki şairlik istidadı başlamış olur.

Yaşadığı zamanın tarım toplumu insan standartlarının istisnaî bir örneğini teşkil eder. Çünkü bürokrat bir babanın oğlu olarak yetişme şartı ve alışkanlıkları, ona, akranları arasında zaten başat bir sıfat kazandırır. Yani köyde kasabada yaşar ama köylü kalmaz. İmkânları ölçüsünde ülkesinin birçok yerlerini gezer. Şiirlerinde hep büyük resmi yorumlar. O resmin problemlerine bigâne kalmaz. Doğuştan verilmiş olan yetenekleriyle de hayranlık uyandıran şairimiz Hayati Taşyürek, yaşadığı bölgenin dışa yansıyan parlak yüzü olur hep. Fizikî görünümünün yanında, dâvûdî sesiyle yapmış olduğu hitabetleri,

kayda değer özelliğidir. Medenî bir dış görünüm ve disiplinli bir yaşama biçimi neredeyse koskoca bir İlçenin medar-ı iftiharı durumunda olma özelliğine sahip olmuştur. Bu özelliğinden olmalıdır ki medenî cesaretine ilaveten girişimciliği veya yenilikçiliği de gelişmiştir. Çok yönlü bir kişilik sahibidir. O, temsil galibiyeti yükseklerde yer tutan birisidir. Şairdir, gazetecidir, siyasetçidir, yöneticidir. Şöhreti yaşadığı coğrafyanın sınırını çoktan aşmış biri olan şairimiz, halkının değer yargısına sanatıyla hizmeti daima şiar edinmiştir.

Kendi kasabasının ilk Belediye Başkanı olarak yapmış olduğu hizmet, aradan en az kırk yıl geçmesine rağmen hâlen aşılamamıştır. Bu anlamda, kadir kıymet bilinir durumdadır. İsmi, hâlen canlıdır. Şairliğinin gelişmesinde katkısı olan arkadaşı Ferağı Sağ?ın tavsiyesiyle Hayati ismine ilaveten ?Vasfi? mahlasını almıştır. Bundan sonra Hayati Vasfi Taşyürek olarak bilinmeye başlamıştır sanat camiasında.

Onu meşhur eden şiiri, ?Lügatçemiz?dir. Zamanla bu şiir, Şairimizle beraber büyüyerek Türk edebiyatında haklı olan yerini almıştır. Özellikle bölge halkı nezdinde bu şiir, Karakoç?un ?Mihriban?ı veya Necip Fazıl?ın ?Sakarya?sı gibi dilden dile söylenir durur. Bu şiirle yöresel şivemizin unsurlarını büyük resimdekilerin beğenisine sunar. Şiirlerinde memleket gerçeklerine kendi zaviyesinde yaklaşarak iddiasını oluşturur.

Siyasetten ârî olmadığı için politik şiirleri pek çoktur. Sosyal ve kültürel endişelerini felsefî bir ahenkle işler. Bazı şiirleri ödüllere layık olmuştur. Çok şair dostları vardır. Muhammet Çıtak, Abdurrahim ve Bahattin Karakoç kardeşler, Hilmi Şahballı, Cemal Safi, Ayhan İnal bunlardan bazılarıdır. Cemal Safi?nin kendisi hakkında yazdığı ?Gardiyan? şiiri, bir şaheserdir. Biz, onun şairliğinin analizini yapacak değiliz. Teknik adamların işidir bu durum. Biz daha çok işlediği

konular ve vermiş olduğu mesajlar bakımında beğenimizi sarf ederek onu yad etmeye çalışıyoruz.

Afşin ?Elbistan ovasının şairleri pek çoktur. Bunların önemli bir kısmı, zaten pazar olmuş; ayrıyeten bizim pazarlamamıza gerek yoktur. Hayati Vasfi de bir Mahsunî, bir Karakoç kardeşler, bir Kul Hamit, bir Hacı Yener ve dahası bir Derdiçok gibi dünü olan, bir Erol Giryanî, bir Haşim Kalender, bir Mehmet Gözükara, bir Eyup Şahan, bir Mahir Başpıhar, bir Ahmet Süreyya Durna, bir Tayyip Atmaca, bir Celalettin Kurt ve bir Dr. Mehmet Güneş gibi bugünü olan pazardır.

Şairimiz, bir kalem şairidir. Üslubu kendi standardını oluşturur. Yunus sevdalısıdır ama Akif?çe yazar. Bu yönüyle akranı olan Abdurrahim Karakoç?a ilaveten kendinden bir kademe sonraki şairlerden Dr. Mehmet Güneş ve Ahmet Süreyya Durna ile aynı kategoridedir diyebiliriz. Dr. Mehmet Güneş?in şiirleri, âşık tarzının dışında ideolojisi olan şiirlerdir. Şehir kültüründen hareketle şehir insanına hitap eder. Ciddî bir kültürün şiirle dışa sızmasıdır. Süreyya Durna?da hakeza öyledir. Az üretmesine rağmen hemen her şiiri sahsına münhasır, şiir gibi şiirdir. Zengin bir birikimin sıradan olmayan ürünleridir onun şiirleri. Hayati Vasfi?yle benzerlikleri muhataplarının şehir kültürü mensupları oluşudur.

Kırsal kesimin, yani tarım toplumu insanlarının duygularına yönelik metot, âşık tarzıdır. Bu kesimde fazla tahsil veya kültür aranmaz. En önemli kaynakları ilhamdır. Şehir toplumu insanlarının durumlarına uygun şair modelleri ise genelde Necip Fazıl, Karakoç kardeşler, Dr. Ali Akbaş, Hayati Vasfi, Süreyya Durna, Dr. Mehmet Güneş ve Cemal Safi gibi şairlerdir. Şehir toplumu insanının birçoğunun şiirden ziyade roman ve hikâyelerle iştigal etmesi, belki de gelişmişliklerinin veya beklentilerinin seviyesini gösterir. İlham kaynağı olan eserlerden ziyade modern hayata dair klasik mesajlarla kurgulanmış manzum yazılar okumayı tercih ederler.

Gezip görmeyi çok seven şairimiz Hayati Vasfi?nin şiir anlayışı, elbette kendi görgü ve birikimleri yönünde olmuştur. Torunu Selçuk?a atfen, onun sahsında bütün ülke gençliğine yazdığı ?Selçukname? de denilebilecek oldukça uzun tuttuğu şiiri, sanki bir kütüphanenin özet olarak görsel medyaya yansıması gibi bir şey olmuş. Yine ömrünün son demlerinde hayatını idame ettirebilmek adına ekmek parası kazanabilmek için jeton dahi satan şairimizin, bu durumu hiç ye?se düşmeden ?Jetoncu Amca? şiiriyle taçlandırması kendi hayat hikayesi olmuştur adeta.

Doğup büyüdüğü kasabasında iki dönem belediye başkanlığı yapan, ilçesi Afşin?de uzun bir süre ?Efsus? adında yerel bir gazete çıkaran, Kalbimizdeki Arzu, Eshab-ı Kehf, Dile Gelen Anadolu, Ülkü Tomurcukları ve Nazar adında şiir kitapları olan bir şair, bir siyaset adamı, bir gazeteci? Ankara?nın Demetevler semtindeki bir PTT?nin önünde, altında hasırdan bir iskemle, üstünde jetonların sıralandığı basit bir sebze kasasıyla ihtiyaç sahiplerinin ?Jetoncu Amcası? Hayati Vasfi Taşyürek, ömrünün finalini böyle bir ortam içerisinde tamamlar. Afşin, Tanır kasabasında medfundur.

Ölümünden nice sonra şiirlerinden bir kısmını besteleyen ses sanatçısı Mustafa Yıldızdoğan, bu yönüyle şairimizin gündemde kalmasına önemli bir katkı sağlamıştır. ?LUGATÇE? adını verdiği şiirini buraya almasak eksik tanım yapmış oluruz.

Yemeniye ??kelik?? yoğurda ?? katık?? 
Bulgur pilavına ??aş?? derler bizde 
Genç horoza ??celfin?? pilice ??ferik?? 
Kümese yollarken ??kiş?? derler bizde... 

Büyük bakraca ??satır?? küçükse ??sitil?? 
Kerpiç duvardaki hatıla ??katil?? 
Tohumlara ??bider ??fidana ??çitil?? 
Büyük leğenlere ??teş?? derler bizde... 

Kocamana ??iri?? ibriğe ??güğüm?? 
??Dünür?? isteyici ilmekse ??tüğüm?? 
Rüşvete ??bartıl?? der şiire ??deyim?? 
Rüya alemine ??düş?? derler bizde... 

Mirasçıya ??hısım?? taksime ??paylaş?? 
Huysuzlara ??vetsiz?? akrana ??taydaş?? 
Hanıma ??küldöken?? flörte ??oynaş?? 
Mendil sallamazla r??hişt?? derler bizde 

Az önce ??debiyak?? demine ??bayak?? 
Kurnazlara ??kodduş?? kibara ??kıyak?? 
Çukur taşa ??gaklık?? dağlara ??koyak?? 
Yaz bahar eyyamı ??hoş?? derler bizde... 

Bir dakika ??biti?? döven ise ??gem?? 
Kız kardeşe ??bacı?? ağabeye ??ede?? 
Güzel oluşa ??peh?? ilaçlara ??em?? 
Su veren toprağa ??leş?? derler bizde... 

Vereme ??ince ağrı ??öksürüğe ??çor?? 
Merdivene ??süllüm?? konuşmaya ??şor?? 
Meyile ??yörep?? acemiye??tor?? 
Bir kısım peynir var ??keş?? derler bizde... 

Aşık ??deyişetçi?? buyur ise ??ne?? 
Peki demek için kısa yoldur ??he?? 
Kenarı oyalı baş örtüsüne 
Bazan ??bürük?? bazan ??şeş?? derler bizde... 

İhtimal ??ellaham?? hatırlamaya ??tamam?? 
Biberli salçanın lakabı ??çaman?? 
Gömlek için ??yelek?? kilota ??tuman?? 
Söyledikçe vasfi coş derler bizde... 

Begenecek hali tarif ederken 
??Arı sili, gökçek, peh?? derler bizde... 
Unutma emi der şehre giderken, 
Unutmam demezler ??eh?? derler bizde... 

Amaleye ??ırgat?? yokuşa ??bayır?? 
Çok bilmişe ??eke?? kolaya ??gayır?? 
Bıkkınlığa ??ateh?? sevaba ??hayır?? 
Üzüm reçeline ??teh?? derler bizde...
 

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/770/hayati-vasfi-tasyurek

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

08.06.2017 MANEVİ ALGILAR
30.05.2017 AHMET ER AĞABEY'İN ARDINDAN
24.05.2017 ATATÜRK YİNE GÜNDEMDE
16.05.2017 YAZARLARIN YAZILARININ KİTAPLAŞMASI HUSUSU
09.05.2017 ŞİMDİ DAHA RAHAT KONUŞABİLİRİZ
02.05.2017 KERKÜK-MUSUL ÜZERİNE
25.04.2017 BİLDİK ANALİZLERİN DIŞINDA
18.04.2017 REFERANDUM ÜZERİNE
11.04.2017 SAYIN BAHÇELİ'YE NAÇİZANE BİR ÖNERİ
04.04.2017 YAZMAKTAN USANDIM
27.03.2017 CEMİL MERİÇ ANISINA
20.03.2017 KOCAMAN ADLARI OLAN KÜÇÜK TOPLUM ÖRGÜTLERİ
14.03.2017 TÜRK MİLLETİNE BORCUMUZ VAR-3
07.03.2017 TÜRK MİLLETİNE BORCUMUZ VAR- 2
28.02.2017 TÜRK MİLLETİNE BORCUMUZ VAR-1 (SANAYİCİ, İŞADAMI İDRİS YAMANTÜRK)
22.02.2017 NAZIM HİKMET KÜLTÜR MERKEZİNDEKİ TOPLANTI
16.02.2017 SAYIN BAHÇELİ NEDEN TABANANINA HÂKİM DEĞİL
09.02.2017 DEMİRBAŞ DEMİRLER, BETONLAŞMIŞ ALGILAR
03.02.2017 PARTİZANLIK VEYA ZOMBİLİK
27.01.2017 Mustafa Sağır ve Abdulkadir Masharipov benzerliği
20.01.2017 HAYATİ VASFİ TAŞYÜREK
13.01.2017 SOSYAL BİLİMLER
05.01.2017 HAS KUL-FAYTONCU MEHMET EFENDİ
30.12.2016 SÖYLEMEZSEM OLMAZ
24.12.2016 OPERASYONEL DEVLET
18.12.2016 MALATYA'NIN KADİRŞİNASLİĞİ
14.12.2016 EKRANDAKİ ÇELİŞKİLER
07.12.2016 ŞEHZADELER ŞEHRİNDE İKİ GÜN
29.11.2016 SİSTEM ARAYIŞLARI
22.11.2016 EKALLİYET REFLEKSİ VEYA CHP
15.11.2016 BAŞARI STATÜKODAN DEĞİL DEĞİŞİMDEDİR
08.11.2016 İNİŞLİ ÇIKIŞLI MHP SİYASETİ - 2
05.11.2016 İNİŞLİ ÇIKIŞLI MHP SİYASETİ - 1
30.10.2016 COĞRAFYANIN İNTİKAMI
23.10.2016 COĞRAFYANIN ZORLADIĞI YÜKÜMLÜLÜK
18.10.2016 HAYAL KIRIKLIĞI
11.10.2016 MİLLİYETÇİLİK DEYİNCE
04.10.2016 SARAYDAKİ ZİKİR
27.09.2016 ATLATILAN TEHLİKENİN TAHLİLi
08.09.2016 DEVLETE DİZ ÇÖKTÜREMEDİLER
08.09.2016 BUKAĞILARIN KIRILMASI VE BEDELİ