DEMOKRASİ LİDERİN SÖZÜNDEN ÇIKMAZ

Gidişata evrensel boyutu ile bakıldığında, sermayeyi elinde tutanların geri kalmış ülke yöneticilerine kaç takla attırdıklarını görebiliyoruz...

O yüzden, dünya âlem birkaç güçlünün elinde oyuncak gibidir.

Diğerleri aktör, verilen rol ile bağımlıdırlar...

Demokrasinin “olmazsa olmazlarından” sayılan siyasî partilerde durum aşağı yukarı aynıdır. Lidere olan bağımlılık, bir nevi mürit şeyh meselesine benzer. Aralarında “uçurma” yarışı vardır.

Başaramadıklarında parti içi huzursuzluklar başlar.

Lider, genel de kendisine parmak hesabı olabileceklerle çalışmayı tercih ederek otoritesine bir kavis çizer. Öyle olması bir bakıma da liderin kabahati değildir.

Demokrasi dedikleri teorinin yapısı öyle...

Osmanlı ve Selçuklu yapılanmasında, devletin değerlerinde etkin olan, liyakat ve de kişiliktir. Liyakati ile kişiliği olanların itibarı devlete güç verir; halkın moralini yüksek tutar. Kavuk sallama işi sonradan icat edildi.

İtaat ve sadakat, çıkara bağlı değildir; aksine gönülden ve de inançtan kaynaklandığı için riyakârlığa asla yer vermez. O yüzden, bu toprakların devlet adamları ile bilim adamları tarihin hafızasından kolayına silinmiyor. İz bırakıyorlar, eserler bırakıyorlar...

İthâl ettiğimiz yapılanmada, genelde çapsızların ön saflarda yer alması lider çevresindeki yapay ve de yalakacı halkanın davranışlarından kaynaklanıyor. Mesela, belediye başkanı seçtiğimiz kişi imardan, plandan, şehri yönetmekten ne kadar anlar? Aynı şekilde, meclis üyelerinin şehir bilgisini sorgulayan bir usul ve esas yoktur.

Dağdakini de teröristini de geçmişinde her haltı yiyeni de tutup getirip milletin vekili yapıyor bu sistem. Ondan sonrası, emme basma tulumbası, kaldır indir...

Onun için bu sistemde dürüst ve şahsiyetli kişiler:

“Çekildik izzet ü ikbâl ile bâb-ı hükûmetten” diyerekten köşelerine çekiliyorlar...

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/767/demokrasi-liderin-sozunden-cikmaz.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar