VATANIM SENSİN’DE GÖRDÜKLERİM

Vatanım Sensin dizisini milli ölçülerine güvendiğim bir dostum tavsiye etti. İlk bölümünü internetten seyretmeye başladım. Selanik’teyim, Binbaşı Cevdet ve ailesi üstünden kaybedilen bir vatan parçasının acısını yaşatmaya başlıyor. O acıyı sadece kalbinizde değil iliklerinizde duyuyorsunuz. Bir cihan imparatorluğu parçalanıyor, sevinçlerinizi paylaştığınız Yunan komşularınız size acılar, korkular yaşatmaya başlıyor. Para hırsına kapılmış silah arkadaşlarınızın ihanetine uğruyorsunuz Binbaşı Cevdet olarak... Parçalanan sadece Osmanlı, sadece Yunanlılarla komşuluk ilişkileri değil, vatan, silah arkadaşlığı, kardeşlik, dindaşlık değerlerinin üstüne de kezzap dökülüyor.

Bu olumsuz tablolarla seyirci bir hayli geriliyor. Umutların tükendiği yerde Türk’ün kudreti başlar. Teşkilat-ı Mahsusa devreye giriyor. Binbaşı Cevdet’e “vatan için vatan haini” görevi veriliyor. Selanik esir kampında başka bir teşkilat üyesi yeni görevinde ona güç vermek için, vatan için kendini feda ediyor... Siyah, beyazın yanında en siyah haldedir; keza beyaz da siyahın yanında... Olay kurgusunda siyah beyaz konrastı o kadar ustaca kurgulanıyor ki Vatanım Sensin devasa bir mıknatıs olup sizi kendine çekiyor. “Şöyle bir bakayım” diyerek ilk bölümü açmıştım, toplamı yirmi saatten fazla olan on bölümü iki günde bitirecek kadar beni içine aldı. Peki neydi Vatanım Sensin’deki sihir. Şimdi bunları madde madde sıralamak istiyorum:

1. Dizinin istisnasız bütün bölümlerine, hatta sahnelerine vatan sevgisi ustalıkla yerleştirilmiş; çayda eriyen şeker gibi, suyu emen sünger gibi... Slogan atmıyor, kolaya kaçmıyor, vatan sevgisini sanatın sihirli atmosferi ile sunuyor... “Sanatın iç gerçekliğini” olumlu ve olumsuz tipleri yan yana koyarak inandırıcı kılıyor. Hilal ne kadar vatanperver ise ablası Yıldız da o kadar ilgisiz... İki körün fil tarifi gibi sadece Yıldız üzerine odaklanırsanız Vatanım Sensin’i yerin dibine batıracak yüzlerce saldırı argümanı bulabilirsiniz... Keza annelik duygusu ile aşkı arasında bocalayan, zaman zaman yalpaladığı olsa da hep dik duran Azize Hemşire’yi karalamak için de cımbızlayacağınız davranışlar bulmanız sizin hünerinizi değil körlüğünüzü gösterir.

2. Teşkilat-ı Mahsusa’nın Eşref Paşa’sı dizide “Devlet-i Ebed Müddet”in, Türk’ün kudretinin başarılı bir simgesi. Onun kontrolündeki Albay Cevdet ailesi üstünden o kadar büyük acılar çekiyor ki seyirciyi “Yeter artık!.. Ailene bu kadar ızdıraplar yaşatmaya hakkın yok!..” isyanına sürüklediği anda Albay Cevdet ve Eşref Paşa’nın bir araya getirdiği kısa sahnelerde başımıza bir kova soğuk su dökerek kendimize getiriyor: “Mevzu bahis vatansa, gerisi teferruattır.”

3. Dönemi yansıtmak için Vatanım Sensin mezalim sahnelerine sığınmak kolaycılığına düşmemesi eksi değil artı bir yönüdür. İzmiri işgal eden Yunanlılara düşmanlık hislerini körüklemek yerine Türk’ün kudretini insan psikolojisi düzleminde ele alıp yüceltmesi politik açıdan da doğru bir tavırdır. Eğer ajite sahnelere sığınılsaydı Türk’ün bağımsızlık aşkı, vatan sevgisi, devlet kurma yeteneği bu kadar berrak bir şekilde sunulamazdı; ajite sahnelerin hamasiyeti her şeyi gölgelerdi.

4. Vatanım Sensin de Hasibe Nine tiplemesi ile milli ve islami ıstılahlar başarılı bir şekilde sunuluyor. Kavak Yelleri gibi dizilerde herkes birbirinin karısını, kızını ayartma

peşindeyken Vatanım Sensin Eşref Paşa, Albay Cevdet, Gazeteci Hasan Basri, Hilal, Başhekim Mustafa Sami vb tiplerle Türk Milliyetçiliği resmi geçidine şahit olup seviniyoruz... Ölmez Hasan ve kızanları negatif karakterler olarak ele alınmış. Ama takdire şayan bir şey yapılıyor: Ölmez Hasan’ın “vatan için vatan haini” görevini alan Albay Cevdet ile karşılaşmalarında bütün eksilerine rağmen onlarda bile “ihanetten nefret eden” milli damar gösteriliyor. Yani közün üstündeki küller üfleniyor. Ayrıca bir insanın sadece yanlıştan ibaret olmayacağını, karakterinde doğrular da barındırabileceğini, sanatın sihirli gerçekliği ile yansıtıyor.

5. Vatanım Sensin’de aşk, vatan, devlet, hürriyet kavramlarının yanında aile kurumunun da yüceltilmesi televizyon dizilerinde pek rastlanılmayan bir tavırdır. “Devleti ayakta tutan millet, milleti ayakta tutan ailedir” sosyolojik gerçeğini nutukla değil olaylar kurgusu ile zihinlere işliyor. Albay Cevdet ve Azize’nin ölümsüz aşkı da bu güzellemenin destani bir yönü.

6. Vatanım Sensin’de en beğendiğim husus senaryodaki üstün başarıdır. Duygu gerilimi ve merak öğesi ustaca kurgulanmış hassas bir matematik ile hep zirvede tutuluyor. Birçok dizide merak öğesi hep son sahneye saklanır. Vatanım Sensin’de 120 dakikalık süre, anlatımdaki parelel kurgu ile “Şimdi ne olacak, ya şimdi?..” sorularını peş peşe sorduran iç dinamizmini oldukça mükemmel buldum. Senarist Necati Şahin ve Nuran Evren’in milli, islami ve insani değerlere düşmanlığı bırakın buğzedici tek bir sahneye rastlamadım. Ajite sahnelere, slogana prim vermeyişleri de doğru bir tavırdır.

Zor bir coğrafyada, zor yıllar içindeyiz. Vatanım Sensin de yansıtılan zor yılların daha zorunu yaşıyoruz. Haçlı zihniyetinin “Viyana sendromu” intikam saldırısına geçmiştir. Böyle bir ortamda devletin ve milletin ülkücü karakterlere ihtiyacı vardır. Vatanım Sensin’de sahne alan ülkücü karakterler hiçbir dizide rastlanmayacak ölçüde hem sayıca çok, hem de çok başarılı betimlenmişlerdir. Eşref Paşalara, Albay Cevdetlere, Azize Hemşirelere, Hasibe Ninelere, Hilallere, Hasan Tahsinlere, Ali Kemallere, Mustafa Samilere, Mehmetlere olan ihtiyacımız her zamankinden daha fazladır.

Tahmin ediyorum ki “zinde devlet” işte bu ülkücü tipleri önemsediği için Vatanım Sensin’e örtülü destek vermiştir ve doğrusunu yapmıştır.

Bakmak ile görmek arasındaki fark vardır.

Vatanım Sensin’de benim gördüklerim bunlar.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/721/vatanim-sensinde-gorduklerim.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

e karaavcı
05.01.2017 20:51
Bu tür filimler Milli değerlerden bi haber , gençlerimiz ve uyutulan Büyük Türk milletinin uykudan uyandırılmasında etkili olacağı düşüncesindeğim.Son zamanlarda Devletin resmi TRT 1 deki Diriliş ERTĞRUL ve diğer kanallarda bu tür filimleri görmek güzel buda devlet aklının milli birliğe ihtiyaç duyulduğunun ve yanlıştan dönüldüğünün göstergesi diye düşünüyorum.İnşallah yanılmam .Büyük Türkçü Nihal ADSIZ BUMİLLET 50 YILDA BİR SAVAŞ YAPMADIKÇA REHAVETTEN VE GAFLETTEN UAYANMAYACAKTIR der.

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar