2017, MİLLÎ SİNEMADA HAMLE YILI OLABİLİR

Yıllardan beri Türk sinemasında “Komedi ve aşk filmi yapmıyorsan gişe hasılatın yerlerde sürünür” algısı vardı. 2016 yılında Dağ II filmi 2.974.473 seyirci ile gişe rekortmeni olarak bu algıyı tepetaklak etti. Üstelik Dağ II halâ gösterimde; muhtemeldir ki bu rakam 4 Milyonu da aşabilir.

2016 ‘da Dağ II’ yi takip eden diğer üç film Kardeşim Benim, Dedemin Fişi, Osman Pazarlama, Görümce ise maalesef yine sulu zırtlak komediler.

2015’de vizyona giren Kafes filmi, 196.444; 2016’da vizyona giren Ankara Yazı, 88.318; yine 2016’da vizyona giren Sevdam Gözlerinde Kaldı, 13.967 kişiyi sinema salonlarına getirebildi.

Bu üç filmin yapımcılarına veya yönetmenlerine, “Neden bu rakamlar?” sorusunu yöneltirsek, “Efendim dağıtıcılar salon vermedi, fırıncılar ekmek vermedi, bizim cenah da zaten sinema sanatına ilgisizdir.” benzeri sızlanmaları duyacağımı adım gibi biliyorum. Dağ II filminin şu anki seyirci sayısı, bu tarz sızlanmalarda ileri sürülecek her mazareti boşa çıkartacak kadar baskındır.

Türü ister roman olsun, ister sinema filmi, başarının ilk basamağı samimiyettir; ikincisi, insanî sıcaklık taşıyan bir hikâyenin akışıdır. Üçüncüsü, okuyucuyu ya da seyirciyi etkisine alacak üsluptur. Bedii sanatların bu evrensel üçlemesini önemsemeden yapılan filmler, sinema salonlarını doldurmada elbette başarısız olacaklardır.

Kafes filmi, insanî sıcaklık taşımada avantajlara sahipti. Fakat işlemeye çalışıp yarım bıraktığı dört farklı hikâye arasında bocaladı. Hâlbu ki sinema filmi, butik bir hikâyeden oluşur. Dursun Önkuzu’nun hikâyesi, solcu kıza âşık olan dergici genç,Mustafa Pehlivanoğlu’nu idama götüren süreç ve biraz da Mamak... Bir sinema filmi senaryosu, bu kadar parçalı olamazdı. Çok şeyi anlatmaya çalışmak, hiçbir şeyi anlatamama riskini de beraberinde getirecekti ve getirdi de... Eğer senarist Bektaş Topaloğlu, filmi sadece dergici-ülkücü gençle solcu kızın aşkına kurgulasaydı seyirci sayısı üçe katlanırdı ama bu fırsat kaçırıldı.

Ankara Yazı, oğlu idama mahkûm edilen bir ailenin çırpınışları, feryatları ile örülü. Kafes’teki aşçı tabağı bu filmde tek bir yemeğe indirgenerek doğru bir yola girilmiş. Fakat perdedeki feryatlar, insanın yüreğini hoplatamadı. Çünkü evrensel üçlemenin “üslup” öğesi başarısızdı.

Üçüncü filmde ise sadece filmin adında “Yenilmez” yoktu... Ama “Sevdam Gözlerinde Kaldı”, çok fena yenildi... Çünkü evrensel üçlemenin hiçbirini dikkate almayıp “Yazıcıoğlu, Çatlı, Coşan” soyadları ile yüzbinlerin sinema salonlarına koşacağı kolaycılığına kaçılmıştı ama evdeki hesap çarşıya uymadı.

Dağ II filmi, vatan, asker ve soydaş üçlemesini yalın bir hikâyede ustalıkla kaynaştırıp görsel bir şölen görkemiyle sunarak başarıyı yakaladı. Sinema salonlarını tıklım tıklım dolduran bu film, yukarıdaki üç filmin yapımcılarına da çok önemli mesajlar verdi: “Bizim cenahta sinema sanatına ilgi yok demeyiniz. Eğer siz samimiyet, hikâye, üslup konusunu önemserseniz, hakkıyla işlerseniz, kolaya kaçmazsanız başarı sizin de yanınızda olacaktır.”

Dağ II filminin açtığı bu çığır, dileriz ki 2017’de sulu zırtlak komedi furyasının da sonunu getirsin; millî yapımların hamle yılı olsun.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/712/2017-mill-sinemada-hamle-yili-olabilir.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Sıddık Demir
03.01.2017 22:34
Kafes filmine ailecek gittim. Zannettim ki yalnız benim aileme salon tahsis edilmiş. Filim beni hiç heyecanlandırmadı. İşte bu demeliydim. Düzelir gide gide anlayışı bizi aşmalıdır artık. HER TÜRLÜ MALZEME VAR OYSA. Dag filminde profesyönelliği gördüm.Seyirci iyiyi kötüyü seçebiliyor artık. İdeolojik tarzlara değilde sanata önem veriyor. Yapımcılarımız bu gerçeği görsün artık. Kalemine sağlık Alper ağabey yerinde teşhis.

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar