YİNE TERÖR YİNE ACI… NE YAPMAK LAZIM?

Zorlu bir yılı geride bıraktık derken yeni yıla yine bir terör saldırısı ile girdik. Şimdilik örgüt menşei

belirsiz olan bir teröristin açtığı ateş sonucunda 39 vatandaşımız hayatını kaybetti.

Saldırının yılbaşında ve meşhur bir eğlence mekânına yapılması akıllara DEAŞ’ı getiriyor. Güya,

eğlenen insanları öldürerek İslâm’a hizmet ettiklerini sanıyorlar. Yazık ki, “Ne kadar çok öldürürsek o

kadar çok Müslüman oluruz” şeklinde sakim bir anlayış gelişiyor. Aynı dinden, aynı milletten, aynı

kültürden insanları öldürerek iyi Müslüman olunur mu? Bırakın aynı dini, kime yapılırsa yapılsın bunu

ne İslâm’la ne insanlıkla telif etmek mümkün değil.

Şu veya bu örgütten önce bu yanlış, çarpık din algısının sorgulanması lazım. İslâmî kavramlar,

bağlamından çıkarılarak öyle rahat çarpıtılıyor ki din, bizzat kendini hedef alan bir mekanizmaya

dönüşüyor.

Diyanet İşleri Başkanı Görmez’in, “Bir eğlence mekânı ile bir mabede yapılan saldırı arasında hiçbir

fark yoktur.” şeklindeki açıklaması, doğru ve son derece isabetlidir. Esas olan insandır. Ölen veya

yaşayan da insandır. Mekânın mahiyeti, yapılan cinayetin çirkinliğini ortadan kaldırmaz.

Şunu bilmemiz lazım: Bu noktaya durup dururken gelmedik. İslâm kisvesi altında yapılan -yılbaşı

karşıtı- yayınlar, neredeyse din değiştirme derecesine çıkarılan abartılar, kışkırtmalar, bizi bu noktaya

getirmiştir. Eleştiri başka şeydir; yılbaşı vesilesi ile cihat ilan etmek başka şeydir. Elbette bir dindar

olarak yılbaşı gecesi yapılan israfı, haramı eleştirebilir, güzel bir dille insanları daha makul olmaya

çağırabilirsiniz. Ama bunu yaparken kimsenin özgürlüğünü elinden alma hakkına sahip olmadığınızı

bilmek, üslûbunuzu kin ve nefret mayalayacak bir çerçevenin dışında tutmak zorunda olduğunuzu da

unutmayacaksınız. Aksi takdirde, topluma çevrilen o silahı taşıyan elde sizin de dahliniz olur.

Bu alçaklığın arkasından kim çıkar bilmem. Aslında önemli de değil. Örgütüne göre tavır alan, terör

örgütleri arasında ayırım yapan, bilerek veya bilmeyerek teröre destek vermiş olur. Kim yapmış olursa

olsun, bu silah, sadece eğlenen insanlara değil, camide ibadetini yapan, işinin başında olan

insanlarımıza da çevrilmiştir. Tepkimizin de ona göre olması gerekir.

Belli ki bu tip saldırılar, bundan sonra da devam edecek. Sadece güvenlik tedbirleri ile terörü önlemek

mümkün değildir. İdeolojik tedbir, bir başka ifadeyle fikri tedbir de en az güvenlik tedbirleri kadar

önemlidir. Bu eylemler, kirletilmiş zihinlerin, vicdanların bir eylemidir. Doğru İslâm’ı öğretemiyoruz.

Vicdanlarda, ruhlarda teröre karşı setler, barikatlar kuramıyoruz. Bırakın başkalarını, birbirimize karşı

bile tahammül gösteremiyoruz. Siyaseti de dini de kavga mantığı ile yorumluyoruz. Hepimiz tek

tipçiyiz. Ya bendensin ya düşmansın mantığı, bulaşıcı bir hastalık gibi hepimizi kuşatmış durumda.

Farklıysan yaşamaya hakkın yoktur mantığı, gittikçe toplumu esir alıyor.

Teröre karşı azim ve kararlılık mesajlarından önce din ve siyaset algımızı sorgulamamız gerekiyor. Bir

insan, kendisinden farklı yaşıyor diye bir başkasını öldürme hakkını kendinde nasıl görür? Bu sorunun

cevabını bulursak hem İslâm’ı istismar edilmekten kurtarır hem de terörle ideolojik mücadelede

önemli bir adım atmış oluruz. Zira ideolojik olarak yok edilemeyen hiçbir örgüt, gerçek anlamda yok

edilemez!

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/705/yine-teror-yine-aci-ne-yapmak-lazim.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Metin
02.01.2017 12:32
evet,her yılbaşı cihat ilan ettik işte sonuç. terörün ideolojisi ile savaşmak lazım.Doğru ve yerinde bir tespit...
İrfan ELBİR
02.01.2017 15:20
Ahmet Rauf Bey, yazınıza küçük bir eleştire getirecektim ki, Mürsel Gündoğdu beyin yazısını okudum. O yazıyı benim eleştirim olarak kabul edin..

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar