BİR DEĞERLENDİRME

Uzun zamandan beri yazamadım. Yazacak o kadar çok konu olmasına rağmen yazamamak, boğazımızın düğümlenip de ağlayamamak gibi bir duygu oluşturdu bende.

Gerçekten boğazımız düğümlendi, gözlerimiz doldu. Yutkunduk, gözyaşlarımızı içimize akıttık. Her gün canevimizden vuran haberlerle sarsıldık ve sarsılmaya devam ediyoruz.

Tam anlamıyla bir kaosun içindeyiz. Kaos, anlamakta zorluk çektiğimiz olayların yaşanmasının da nedenidir. Ancak, bizim içinde bulunduğumuz kaos, apaçık bir gerçeği gözler önüne sermesinden ötürü de yaşadıklarımızı anlamamak ayrı bir gafleti de ortaya çıkarıyor. Aslında neyin ne olduğu son derece açık. Bundan dolayı içinde bulunduğumuz kaos, diğer kaoslara benzemiyor. Türkiye, içten ve dıştan pek çok cephede kuşatma altına alınmak isteniyor. Yöntem olarak seçilen de şiddet ve ekonomik yönden tecrit politikası. Türk Milleti sahip olduğu feraset ve tarihi tecrübesi yoluyla bu saldırıların üstesinden gelebilecek bir güç ve yeteneğe sahiptir. Bize düşmanlık yapmak isteyenler Türk Milletinin bu özelliğini bildikleri için bizdenmiş gibi görünen hainleri yetiştirmişler ve onlar kanalıyla kaosu genişletmeye çalışmaktadırlar.

Türk Milleti, söz konusu olanın devlet ve vatan olduğu noktasına gelindiğini hissettiği anda, birden bire tarihi bir refleks göstermekte ve hangi inanç ya da etnik kökenden olursa olsun birlik ve bütünlük sağlamada kendiliğinden bir başarı göstermektedir. 15 Temmuz hain kalkışmasına karşı gösterilen birlik hareketi, bunun en güzel ifadesi ve örneğidir.

Bugüne kadar yapılan her türlü hain ve düşmanca saldırılar karşısında gösterilen dayanışma ve akl-ı selim tepkiler, devlete ve vatana bağlılık olarak düşünülmesi gereken bize has olan eylemler, bağımsızlık ve özgürlük sevdalısı bir millet olmanın yüksek karakterinin göstergesidir. Bizi bölmek, yok etmek isteyenler, bizim özümüze ait olanı kavramak konusunda idraksiz oldukları için birliğimizi anlayamazlar. Niyetleri ve amaçları sonuçsuz kalmaya mahkûm olduğunu bugüne kadar anlamadıkları gibi bundan sonra da anlayamayacaklardır. Son yıllarda yaşadıklarımızı Avrupa’nın en gelişmiş ülkelerinden birisi yaşamış olsaydı, sanırım şimdiye kadar tarihte görülmemiş bir çözülmeyi de yaşarlardı. Çünkü mekanik dayanışma içinde olanlar, organik dayanışma ve bağlılık içinde olanları anlayamazlar. Anlayamayacaklar da...

Onların bizi anlamasını beklemiyoruz. Onlar, tarih boyunca olduğu gibi bugün ve gelecekte de düşmanlıklarını yapmaya devam edeceklerdir. Bizler, yaşadıklarımızın doğru tanıklığını yapıp doğru sonuçlar çıkarmak gibi bir göreve sahibiz.

Bütün bu olaylar, kendi iç dengemizi yeniden kurmak için aynı zamanda bir fırsat olarak da değerlendirilmelidir. Her milliyetçi söylemle karşımıza çıkanın milliyetçi olmadığı, her alnı secdeye gidenin Müslümanca davranmadığı, her eşitlik ve adaletten bahsedenin hiç de sosyal demokrat davranışlar sergilemediği, her ahlâktan bahsedenin ahlâklı olmadığı, her kardeşlikten bahsedenin aslında kardeşine düşman ve onu öldürmek için fırsat kolladığı artık anlaşılmalıdır. Uyanık olmak ve insanlarımız bölmek, ayrıştırmak için hareket edenlere, söz söyleyenlere anında tepki göstermek zorundayız. Bizler, bu ferasete sahip bir milletin fertleriyiz.

Kraldan çok kralcı olanlardan, aklını bir kenara bırakıp at gözlüğü ile ideolojik serserilik yaparak konuşanlardan, ihanet içerisinde bulundukları halde ikiyüzlü timsah gözyaşı dökenlerden gelecek olan tehlikeleri de göz ardı etmemek gerekir.

Bizler henüz uyanmamışken, gece uykudayken, rahat rahat yemek yerken şehit olan kardeşlerim, bizlere hakkınızı helâl edin.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/670/bir-degerlendirme.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

İbrahim Tuna
22.12.2016 21:19
Hocam yazınızı okudum on numara beş yıldız
Bir ,öğrenci
24.12.2016 17:48
Hocam ,kaleminize sağlık, çoğumuzun duygularına tercüman olmuşsunuz.

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar