GÜVENLİK YİNE GÜME GİTTİ

Nereden bakarsak bakalım, âdeta sırıtıyor:

Baş istiyorlar.

Bu millet canını verir de başını vermez…

Beşiktaş saldırısı sonrası Kayseri, daha sonra da Rusya Büyük Elçisi’ne yapılan suikast bardağı iyice taşırdı. Çok amaçlı, çok derin düşünmek gerekiyor.

Hangi olaya bakarsanız bakın, altından istihbarat zaafı ile güvenlik sorununun çıktığını görürsünüz. Evet, katil tek kişi olduğuna göre sağ olarak neden ele geçirilmedi?

Başka sorular da var tabi…

Öncelikle; devletin önem arz eden kademelerine bu tip ihanete müsait tetikçilerin nasıl sızdığı sorusu önemli. Ülkemizin bir nev’i emaneti olan büyükelçiyi katleden saldırganın polis oluşu, olanların tuzu biberi, oldukça düşündürücü. Devlet, halkın huzurunu koruyacak polis alıyor; o polis, dönüp seni vuruyor, emanetini vuruyor.

Şahadet, ulvî bir makam. Aynı zamanda Anadolu’nun toprağına has bir özellik. Ancak bunun da bir hilâl uğruna, yani planlanmış, hazırlanmış bir gayeye has olması temennimizdir.

Değilse rahmet okumakla suikastların sonu gelmez.

Gerekli acil ve de çok ciddi önlemler gerekiyor. Bu şekli ile devam etmesi hâlinde sokaklara bile adım atamaz hâle geliriz. Zaten istenen de odur.

Son olay, şüphesiz İran, Rusya, Türkiye yakınlaşmasına yönelik âdice ve alçakça düzenlenmiş bir saldırıdır. Sadece bizimle değil, tüm bölgeyi, hatta barışa el kaldıran ülkeleri bile ilgilendiriyor. Rus Büyükelçisi’nin katledilme olayının şüphesiz kandan irinden medet uman emperyalistlerin işine yaradığı muhakkak.

Deşin, altından petrol kokuları gelir.

Bunun için de pek uzaklara gitmeye gerek yok.

….

Artık, FETÖ gibi bir noktaya odaklanma yerine, geniş perspektiften güvenlik güçleri arasında yeniden bir değerlendirme yapmanın elzem ve de hayatî olduğu görülüyor.

Bomba yüklü araçların oto yollarda rahatlıkla seyretmeleri ve en küçük bir engelle karşılaşmadan güvenlik güçlerinin bulundukları alanlara sokulabilmeleri, neyin ne kadar hassas olduğunu göstermesi açısından önemlidir.

Her taraf ajan kaynıyor.

Özellikle kırsal alanlar başta olmak üzere ev aramaları, yolların kesilmesi, kamaraların çoğaltılması, sinyalizasyon sisteminin özellikle şehrin girişlerine yerleştirilmesi…

En önemlisi, halkın istihbarat ağına dahil edilmesiyle kimliği açıklanmayacak şekilde özel bir ihbar hattının acilen kurulması gerekiyor. Vatandaş, başına iş gelir diye ihbardan korkuyor. İhbar edeni söyleyenler için ağır cezalar gerektiren bir yasanın hemen yürürlüğe konulması gerekir diye düşünürüm. Değilse açıklamalarla, nutuklarla bir yere varılmaz.

….

Özellikle yetkililerin, “Terör karşısında diz çökmeyeceğiz.” şeklindeki açıklamaları oldukça düşündürücü.  Sanki karşıdaki, “Diz çök!” diye emir veriyor. Devlet o duruma gelmişse demektir ki bu iş bitmiştir; havluyu hemen atalım.

Hayır, devlet diz çöktürür; “Hain diz çök!” der, “Çökmeyeceğim!” demez.

Görülen o dur ki daha çok işlerimiz var.

Halkın olaylara bakışı ile söylüyorum, ortada kefenini giymiş tek bir kişi dışındakilerin ekseriyeti dolgu malzemesi. Bir yerden haberleri yok…

Deşseniz ekseriyeti defolu çıkar.

Bu gibilerini yükseklere çıkaranlar, devletin emanetinde olan büyükelçiyi katledecek katili neden yetiştirmesin. İnanın, tüm sıkıntılar, o cenahtan geliyor:

Kadrosuzluk, liyakatsizlik!

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/662/guvenlik-yine-gume-gitti.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar