AH İRAN, VAH İRANCILAR, ŞEHİTLER VE ŞEB-İ ARUS

Yezid ve Yezid bahanesiyle tüm Sünni Müslümanları suçlayıp, Yezid’in askerleri olarak tanımlayan İran, bugünlerde katliamların baş sorumlusu olarak karşımızda duruyor. Yıllar önce İran aleyhinde konuştuğumuz için bizi İslam dışı olmakla suçlayan ve yıllarca İran’ı İslam Devleti ve devrimin banisi Humeyni’yi büyük mücahid olarak tanımlayanların bugün İran aleyhinde yazılar yazdıklarını, TV ekranlarında İran’ı tel’in ettiklerini görüyorum. Hele şükür. Hakikati gördükleri için güzel bir şey ama; bu hakikat görülene kadar yıllar geçti ve bu yıllar içinde İran, İslam coğrafyasında ümmet üzerinde ne yazık ki etkiler bıraktı ve sathını genişletti. İran, başta Amerika olmak üzere tüm batının oyuncağı haline gelip tuzağa düştüler ve mezhep savaşının fitilini ateşliyorlar şimdilerde.

Kerbela’da İmam Hüseyin radıyallahu anh’ı, Ehl-i Beyt’i, Hüseyin’in sadık dostları Akiloğulları’nın çocuklarını, kadınlarını aç bırakan, İmam Hüseyin’e bir damla su vermeden başını kesen zalimlerden ne farkı var bu İran’ın? Halep’te aç susuz bırakılan çocuklar, kadınlar, yaşlılar, hastalar değil mi? Halep’i terk etmelerine müsaade etmeyip katliam yapanlar Zalim Esed ve İran’ın katliamcıları değil mi? Bu çocukların adı Ali, Hüseyin, Zeynep. Yezid değil. Ama bunları aç bırakarak Hamaney’in fetvasıyla öldürenler gerçek Yezid’lerdir. Hazret-i Ebubekr’e, Hazret-i Ömer’e lanet okuyan katiller asıl lanet sizin üzerinize olsun. Lakin savaşmak istemiyoruz. Çünkü biz müslümanla savaşmayız. Yedi düvel İslam coğrafyasının, Orta Doğu’nun üzerine çökmüşken sizinle savaşmayız. Siz hiçbir zaman gavurla savaşmadınız. Tüm savaşlarınız hep Müslümanlarla oldu. Birazıcık imanınız varsa Müslüman öldürmekten vazgeçin. Mezhep savaşı çıkarmayın. Türkiye’deki şia mensuplarını da uyarmak istiyorum. Bu fitneyi ülkemizin içine sokmayın sakın. Birliğimize halel getirmeyin.

İranlı şia kardeşlerimize, Türkiye’deki Hazret-i Ali aşkıyla kavrulan Alevi kardeşlerimize sesleniyorum. İmam Hüseyin ve Ehl-i Beyt susuz bırakılarak katledilmedi mi? Halep için, tüm zulümlere ve zalimlere karşı hepimiz bir olmalıyız. İstanbul’da Kayseri’de kalleşce şehit edildi evlatlarımız. Evet kalleşce. Hazret-i Ali Kerramallahu veche’de kalleşce şehit edilmedi mi? Gelin dünyanın tüm Yezid’lerine, tüm Ebu Cehillerine, çağın Nemrutlarına, Firavunlarına birlikte göğüs gerelim. İslam topraklarına Müslüman olmayanları sokmayalım. Problemlerimizi kendimiz halledelim. Bu sözleri İran’ın militanlarından korktuğumuz için yazmıyorum. İsterlerse dönüp tarihe baksınlar. Ne demek istediğimi o zaman anlayacaklar.

BEŞİKTAŞ VE KAYSERİ ŞEHİTLERİMİZE RAHMET, KATİLLERE GAZAP DİLİYORUM.

Hazret-i Ali’yi kalleşce şehit edenler aynı katillerdir. Halepliyi aç susuz bırakıp katleden de, polisimizi, askerimizi canlı bombayla kalleşce şehit eden de aynı katillerdir. Ve Halepli Muhammed’dir ve şehit askerimiz Mehmetçiktir. Ama onlar katiller ve kalleşlerdir.

VE ŞEB-İ ARUS

17 Aralık Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin düğün gecesi. Zira demiştir ki; “Böylesine kuvvet ve kudret sahibi Allah’a canını vermeyen namerttir” Bizim şehitlerimiz işte bu mertlerdendir.

TRT de 17 Aralık akşamı Mevlânâ ile ilgili bir program vardı. Çok pahalı bir prodüksiyon. Mevlânâ için bu kadar bütçe ayrılması güzel lakin, programda Mevlânâ ile ilgili sadece ney vardı bir de ruhu içinden çekip alınmış sözleri. Başka ne mi vardı. Mevlânâ’yı sanki bir papaz gibi takdim ve kilise korosu. İslam kokmayan ve tamamen kilise kokan, doğu değil batı kokan. Aralara minicik serpiştirilmiş kasideler de olmasa hani zannedersiniz ki bir batılı feylesofu anıyorlar. Batı taklitçiliği bütün ürkütücülüğü ile ekrandaydı. Mevlânâ der ki; “Taklit edeceksen atan Adem’i taklit et”. Afedersiniz ama her gün sevgili değiştiren ve adı sanatçıya çıkmışların dışında kimse yok muydu namaz kılmaktan seccadesini eskiten Mevlânâyı anlatacak?

Türk halkına sorsak acaba izlediler mi? Hani Cumhuriyet’in ilk yıllarında Bayburt’a Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası gelmiş ya. Konser çıkışında sormuşlar Bayburtlulara “Nasıl buldunuz?” diye. Bayburtlu demiş ki “Bayburt, Bayburt olalı böyle zulüm görmedi”

Mevlânâ’nın şiirlerini bari Mehmet Atay’a okutsaydınız.

Salonu dolduranların zikir ve dua yerine tuttuğu alkışlar ise cabası.

Vesselam.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/658/ah-iran-vah-irancilar-sehitler-ve-seb-i-arus.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

kayserili
20.12.2016 00:18
Tamamen katilyorum hocam solediklerinize işi ehline bıraksalar zikirler tevhitler çok daha farklı olucak salon ümmet kokacak ....saygilarimla

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar