28 Şubat’ın Ardından...

28 Şubat’ın üzerinden seneler geçti ama hala bıraktığı acıları konuşuyoruz. Demek ki toplumlar yapılan kötülükleri kolay kolay unutmuyor. İhtimaldir ki bir yirmi yıl daha 28 Şubat’ta yaşadıklarımızı konuşacağız.

Yaşadıklarından ders almayan toplumlar aynı acıları yeniden yaşamak zorunda kalırlar. Aslında bu tür anmalar, hatırlatmalar aynı sıkıntıları yeniden yaşamamak içindir.

Son elli yılın bir nevi darbeler tarihi olmasının arkasında, yaşananlardan gerekli dersleri çıkarmamak yatıyor. Gereği yapılsa darbeler dönemi 60 darbesinden sonra kapanabilirdi. Gereği yapılamadığı için bu acılı süreç 28 Şubat’a kadar elli yıl sürmüştür.

Ancak 28 Şubat’ı öteki darbelerden ayıran farklı bir yönü var, ilk defa toplum bir darbeye bu ölçüde tepki gösterdi. İlk defa boyun bükmedi, ilk defa içinden çıkardığı  yiğitlerle direneceğini gösterdi. Eğer darbe dönemi sona erdiyse bunda  28 Şubat’ta bir avuç serdengeçtinin verdiği mertçe mücadelenin büyük payı vardır.

Bugün silahını millete çevirenlere saygı duymam diyen Muhsin Yazıcıoğlu’nu onun için rahmetle anıyoruz.

Verdiği demeçler yüzünden zamanının çoğunu mahkemelerde geçiren Hasan Celal Güzel’i onun için hayırla yad ediyoruz.

Her dönemin kahramanları vardır, 28 Şubat’ın kahramanları da hiç şüphesiz bu iki isimdi.

28 Şubat niçin başarısız oldu, öncelikle bir kaç ismin gösterdiği dirayet yüzünden. Sonra da milleti karşısına aldığı için. Milleti karşısına aldı, çünkü doğrudan doğruya İslam’a taarruz etti. İrtica ambalajı altında dini değerleri vurmaya kalktı. Vatan çocuklarını ikiye böldü, katsayı rezaletiyle ayrımcılık yaptı. Üniversite kapılarında milletin gözü gibi üzerinde titrediği çocuklarını jopların altında ezdi. Bütün bunların oluşturduğu milli direnç 28 Şubat ve şubatçıların sonu oldu. Sonraki balyoz, kafes gibi darbe denemelerinin başarıya ulaşamamasının arkasında askerin 28 Şubat’ta bıraktığı bu olumsuz imaj büyük rol oynadı.

Öyle sanıyorum darbelerden asker de büyük dersler çıkardı. vatandaşı karşıya almanın mahsurlarını gördü, asli görevine dönerek toplum içindeki saygın  mevkiini yeniden kazandı. Aslında bir ülke için en kötü durumlardan biri, ordusunun itibar kaybıdır. Ordu şu veya bu görüşün malı değildir, milletin malıdır. Bir tarafa yaslanan bir ordu öteki tarafı hasım haline getirir. Bir millet için olabilecek en kötü durumlardan biri budur.

28 Şubat’ta bu satırların yazarı da büyük sıkıntılar yaşadı. iki defa üniversiteden atıldı. Ama hiç bir yanlış ebedileşemiyor, sonunda ülke normalleşti bizler de görevimizde döndük.

Bu tip anmalar hafıza tazeleme maksadına matuf olursa güzeldir. Ancak bazı çevrelerin yaptığı gibi ordumuzu yıpratma maksadına matuf olursa yanlıştır. Türk Ordusu dün de bugün de ülke bütünlüğünün teminatıdır. Fert fert şahıslar eleştirilebilir ama ordunun kurumsal kimliğini eleştirmek darbe eleştirisi değil milli birlik ve bütünlüğümüze kast etmektir. Her türlü darbe ve darbeciye karşıyız ama bunu asla ordu karşıtlığı haline getirmeye fırsat vermeyiz.

GAZETE VAHDET

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/65/28-subatin-ardindan.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar