TÜRKİYE'Yİ IŞİD'İN YANINA KOYMAK

IŞİD gibi mahiyeti meçhul bir örgütün yerden mantar gibi bitmesinin elbette ki bir nedeni vardı. Paslı çiviyi çakanlar sonunda suçu üzerimize attılar…

Örgütü Türkiye besliyor gibisinden sürekli suçlandık ve de taşlandık.

Mantarlaşma tedbirsizlikten olur…

Aynen onun gibi şayet Esed ülkesini adam gibi yönetmiş olsaydı Suriye karışmaz, IŞİD ile PYD gibi örgütlerinden söz edilmezdi.

En önemlisi, Kobani koridoru Türkiye açısından bir sorun olmazdı...

Bu topraklar geçmişte benzerini yaşadı.

Hitler, Rusya’ya saldırmak için boğazlardan bir koridor açılmasını ittihatçılardan istediler.

Gemilerin boğazdan geçmesi, Almanya safında savaşa katılmak demekti.

Daha açıkçası,  o günkü Osmanlı devleti için püsküllü bir bela.

Gemiler geçti bizim de başımıza gelmeyen kalmadı.

Şimdi de Suriye afeti Kobanı ile start aldı.

Kobanı kürt devletine açılan bir pencere, savaşçıları da ABD destekli PYD terör örgütü.

ABD bir takım karanlık hesaplar yapmaya başladığı esnada, ya mesafeli durmamız veya bölge şartlarında tedbirli duruş sergilememiz gerekiyordu. Aksine, ittihatçıların boğazlar konusunda yaptıkları hatanın benzerini biz de PYD’ye arkadan yol açmakla yaptık…

O yol açılmamalıydı, o silahlar bizim topraklarımızdan geçirilmemeliydi.

Şu hali ile Suriye Türkiye için bir bataklık.

ABD’nin arkasına gizlenen İsrail, Suriye ile Türkiye arasındaki sıcak ilişkileri bozma adına Arap Baharı denilen fitne ateşine sürekli benzin dökerek alevlendirmiştir.

Arap Baharı, ah o bahar!... Güya diktatör olan Saddam düşürülecek yerine demokratik bir düzen kurulacaktı. Yola bu şekilde çıkıldığı intibaı verilince bizimkiler de bodoslamadan daldılar. O günler bu dalışı oldukça eleştirmiştim.

Dedim ki, dalarsak bir daha kolayına çıkamayız.

…..

Esed ile aramıza kara kediyi sokan ABD istihbaratıdır.

Uçak düşürmek suretiyle Rusya ile aramızın açılması gibi, baktılar ki Suriye halkı ile gidip gelmeler, ticaretler kırıla, ileride birleşme ihtimali da kuvvetli.

Büyük Şeytan durur mu?..

Şimdi soruyorum, diktatör Esed rejimi dönemi mi yoksa binlerce Suriye’nin vatan aradığı bu günler mi daha iyi?.. Aynı soru Irak için de geçerlidir.

Saddam’ın heykelini deviren adamın konuşmalarını ekranlardan izledik.

“Ben ne yaptım!” diye feryat ediyordu.

Güneş bacadan uçtuktan sonra benzeri ağıtlar, Padişahı Sultan Hamid için de yapılmıştı.

Devleti yönetmek basit bir iş değildir.

Duvarından bir taşı almaya kalkıştığınızda yerine daha iyisini koyamazsanız o duvar kısa sürede çöker. Bulacaksınız, ondan sonra alacaksınız…

Ortadoğu’da bu kural tersine işliyor.

Esed gitsin demek kolay, yerine gelecek önemli.

Gelen gideni aratırsa!..

Şimdi feryatlar güzelim Halep şehri adına. Yanına İran, Rusya gibi devletleri alan Esed, tüm hırsı ve şiddeti ile vuruyor.  Özgür Suriye Ordusu’nu destekler görülen ABD ortalıklarda yok. Bekliyor, sırtlanlar parçalayacak, geri kalanına leş kargası gibi konacak.

Ortadoğu’da yeni bir döneme geldik.

Bana göre, bu coğrafyanın selameti ve de güvenliği her şeye rağmen Türkiye İran ittifakı üzerinedir. İki ülkenin çatışması ikisinin de aleyhine.

Çatışmalardan İsrail mutlu olur, şapkasını havaya atar.

Mezhepçilik üzerine kurulan her dürüş basitçiliktir.

Bir açıdan da beyinsizlik…

Allah(cc) ne ona ne sana yardımcı olmaz.

Aksine yıkılırız dökülürüz, adını da ışidçi koyarlar…

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/647/turkiyeyi-isidin-yanina-koymak.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Mehmet Sezai Aydıngöz
15.12.2016 17:21
İşte Milli görüş feraseti budur.Zamanın da bu uyarılara rağbet edilseydi:Şimdi Türkiye ne bu kadar mülteciye ev sahipliği yapmış olacak tı ve nede Suriyeliler bu kadar perişan olacaklardı.

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar