SİSTEM ARAYIŞLARI

Eklenme Tarihi: 29.11.2016 09:20:17 - Güncellenme Tarihi: 31.03.2020 18:24:32

Yıllar vardır ki bu ülkede hüküm süren parlamenter sistem bir türlü kamu vicdanını siyasi anlamda rahatlatamadı. Çok partili sistemde halkın iradesi gerçek anlamda parlamentoya yansımadı. Seçilmişler iktidar fırsatını bir yakalayınca sıkıntılı bu yapının değişimi için kıllarını bile kımıldatmadılar. En güçlü oldukları dönemde dahi es geçilmiştir. İktidarı ve muhalefeti ile bu konu tartışılmaya dahi açılmadı. Avrupa Birliği denilen kurumun dahi her konuda talebi olduğu halde bu konuyu yokmuş gibi telaki etmesi, ideal anlamda halk iradesinin önünü alma kaygısından başka bir şey olmadığı pek görünmez.

      Neredeyse bir asra yakın zamandır sistem, her on yılda bir akamete uğramasına rağmen apar topar toparlanarak yeniden işlerlik kazandı. Oysa sistemin değişmesi için daha sağlıklı bir arayışı sorgulayan ne bir önerge ne de bir benzeri eylem ortaya konulmadı. Partiler kanununun demokratlaşması halinde Millet iradesinin meclise daha çok yansıyacağı aşikâr olduğu halde hiçbir parti, ister muhalefet ister iktidar olsun böyle bir teşebbüste bulunmadı. Neden?

   Çünkü parti kurmaylarının işine geliyordu da ondan. Liderlerin saltanatlarının hesap verme eğilimine zemin hazırlamak demek kendi iplerini kendileri kesmektir de ondan. Makama bir kere oturmaya görsünler, en bildik anti demokratik yolları kullanarak orada kalmayı beceremiyorsa gülünç duruma düşüleceğine inandıkları içinde ondan.

   Benzeri tavırlar liderleri otoriterleştirdi. Ondandır ki hiçbir lider bulunmuş oldukları makamı kendileri arzu etmediği müddetçe -şayet olağanüstü bir şey olmazsa- terk etmez ve etmediler. O halde ne yapmak lazım. Yasalarla bu işi düzenlemek gerekir diyeceğiz ama yine başa dönmüş olacağız. Zaten bu konu yasalaşmış olsa söylenecek söz kalmaz.

    Postacı kapıyı bir defa çalar derler. Tam fırsat, bu fırsat, on beş yıla yakın Ülke?yi başarılı bir şekilde yöneten bu siyasi kadronun ve karizmatik liderinin bir takım ihtiras ve hırslarından arınmış olmalılar ki, sistem değişikliği programını ülkenin gündemine taşımışlar. Bu bir fırsattır. Siyasilerin ittifakla veya çoğunluğunun uzun mütalaaları neticesinde, parlamenter sistemdeki gibi değiştirmekten zorlanılan mini hataların dahi olmaması için bu fırsat değerlendirilmelidir.

    Bu sistemde kamuyu ilgilendiren en önemli arıza, tek başına iktidar olacak oyun alınmaması halinde, aleni horoz kavgası gibi bitmez tükenmez sürtüşmelerle yönetimde zafiyetin zuhur etmesidir. Koalisyon hükümetlerinin Ülke kalkınmasında zafiyetleri bilindiği için bu algı psikolojik olarak ortada durmaktadır.

    Hal böyle iken ister başkanlık olsun, ister başka bir sistem fark etmez, yeter ki koalisyonlara mahkûm olmadan halkın iradesinin tam olarak yansıtıldığı demokratik, sosyal, hukuk devletinin inşası tesis edilsin. Azınlığın hukukunun korunarak çoğunluğun iradesinin temsil edildiği veya edileceği bir sistemin adı ne olursa olsun, önce bu ülkeye iktidar olsun.

    Öbür yandan;

   Ülkede ki seçmenin demoğratik yapısı gündemde ki başkanlık sistemine çok uygundur. Başkanlık sistemi bildiğimiz kadarıyla iki kutuplu bir sistemdir. Çoğunluğu alan parti iktidara gelir ve ülkeyi yönetir. Bu noktada da ?başkanlık? sisteminin alt yapısı hazır demektir.

    Velhasıl demem odur ki, Ülkemizde siyasetin kaynağı olan halkın seçmen profili başkanlık sisteminde olduğu gibi iki kutupludur. Sol ve sağ. Seçmen olarak  %30-35 arası sol,  %65-70 arası sağ profili yansıtmaktadır. Dolayısı ile başkanlık sisteminin alt yapısı seçmen bazında zaten bir asra yakın böyledir. Bu yapının bir an önce yasal anlamda sistemleşmesi, bahsi olunan seçmen profili nezdinde çok rahat kabul göreceğini şimdiden söyleyebiliriz.

     Her şeyin hayırlı olması dileğiyle

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/595/sistem-arayislari

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

08.06.2017 MANEVİ ALGILAR
30.05.2017 AHMET ER AĞABEY'İN ARDINDAN
24.05.2017 ATATÜRK YİNE GÜNDEMDE
16.05.2017 YAZARLARIN YAZILARININ KİTAPLAŞMASI HUSUSU
09.05.2017 ŞİMDİ DAHA RAHAT KONUŞABİLİRİZ
02.05.2017 KERKÜK-MUSUL ÜZERİNE
25.04.2017 BİLDİK ANALİZLERİN DIŞINDA
18.04.2017 REFERANDUM ÜZERİNE
11.04.2017 SAYIN BAHÇELİ'YE NAÇİZANE BİR ÖNERİ
04.04.2017 YAZMAKTAN USANDIM
27.03.2017 CEMİL MERİÇ ANISINA
20.03.2017 KOCAMAN ADLARI OLAN KÜÇÜK TOPLUM ÖRGÜTLERİ
14.03.2017 TÜRK MİLLETİNE BORCUMUZ VAR-3
07.03.2017 TÜRK MİLLETİNE BORCUMUZ VAR- 2
28.02.2017 TÜRK MİLLETİNE BORCUMUZ VAR-1 (SANAYİCİ, İŞADAMI İDRİS YAMANTÜRK)
22.02.2017 NAZIM HİKMET KÜLTÜR MERKEZİNDEKİ TOPLANTI
16.02.2017 SAYIN BAHÇELİ NEDEN TABANANINA HÂKİM DEĞİL
09.02.2017 DEMİRBAŞ DEMİRLER, BETONLAŞMIŞ ALGILAR
03.02.2017 PARTİZANLIK VEYA ZOMBİLİK
27.01.2017 Mustafa Sağır ve Abdulkadir Masharipov benzerliği
20.01.2017 HAYATİ VASFİ TAŞYÜREK
13.01.2017 SOSYAL BİLİMLER
05.01.2017 HAS KUL-FAYTONCU MEHMET EFENDİ
30.12.2016 SÖYLEMEZSEM OLMAZ
24.12.2016 OPERASYONEL DEVLET
18.12.2016 MALATYA'NIN KADİRŞİNASLİĞİ
14.12.2016 EKRANDAKİ ÇELİŞKİLER
07.12.2016 ŞEHZADELER ŞEHRİNDE İKİ GÜN
29.11.2016 SİSTEM ARAYIŞLARI
22.11.2016 EKALLİYET REFLEKSİ VEYA CHP
15.11.2016 BAŞARI STATÜKODAN DEĞİL DEĞİŞİMDEDİR
08.11.2016 İNİŞLİ ÇIKIŞLI MHP SİYASETİ - 2
05.11.2016 İNİŞLİ ÇIKIŞLI MHP SİYASETİ - 1
30.10.2016 COĞRAFYANIN İNTİKAMI
23.10.2016 COĞRAFYANIN ZORLADIĞI YÜKÜMLÜLÜK
18.10.2016 HAYAL KIRIKLIĞI
11.10.2016 MİLLİYETÇİLİK DEYİNCE
04.10.2016 SARAYDAKİ ZİKİR
27.09.2016 ATLATILAN TEHLİKENİN TAHLİLi
08.09.2016 DEVLETE DİZ ÇÖKTÜREMEDİLER
08.09.2016 BUKAĞILARIN KIRILMASI VE BEDELİ