ÜÇ BİN KİŞİYİ RAHATLATMA!

Hukukun aslı gayesi, kamu düzenini sağlamaktır. Bunun için, kanun yapılırken, şu kadar kişi yerine “bu bir düzenlemedir” demek daha yerinde olur.

Keyfiyetin en çarpıcı örneği Koruma Kanunudur.
Kişiye özel kanun çıkarmayı şiar edinmesi cumhuriyet döneminin yanlışlarından birisidir. İnsanı kanun zoru ile sevdirmek ve korumak ittihatçılara has bir üslup. Tekrarında fayda yoktur.

Üç bin kişiyi rahatlatma yasası yanlış bir algılamadır. Yapılacaksa, herkese şamil düzenlemeden herkes eşit şartlarda istifade etmeli.

Gündemin ana başlığı tabi ki küçük yaştakileri evlendirmek.
Evlensinler mi, yoksa seks ve ahlaksızlık yayan dizlerin insafına mı terk edelim. Sokağa mı bırakalım?
Yoksa 14 yaşlarında kız ve erkek çoğu satanların merhametine mi?

Belli ki Müslüman ailelerde bir sorun var.
..
Müslüman olmayanlara, veya kendini çağdaş, laik görenlere bu arenada sözümüz yok. 
Onlar için liberalizmin koymuş olduğu kural ve kaideler yeterli.
Halkın hor gördüklerini çoktan tornadan geçirerek nötrleştirdiler.
Yıkılana dökülene tınmıyorlar bile…

Emniyet kayıtları ile mahkemelerin arşivleri yalan söylemez. Açın bakın, karşınıza o yaştakileri pazarlayanların, istismar edenlerin binlere varan acı serüvenleri çıkacak.

Küçük çocuklar maalesef korumasız.
Soğuk taşların üzerine serilerek merhamet dileyenler de çocuk.
Anaları babaları vicdansız.
Devlet de bu hale duyarsız…

O halde bir şeyler yapmalı da; aklı, fikri kullanarak, ülkenin sosyal yapısını da dikkate alarak yapmalıyız. Değilse, işi feminist tacirlerine bırakırsak döner aynı yere geliriz.

Evlilik için mutlaka bir yaş esas alınmalı.
İşte bütün melse burada, bu yaşı alırken kemik yaşı mı, akıl yaşı mı, yoksa doğum yaşı mı? Hayatın akışı öyle ki içeriğinde hepsi var…
Ben 14 yaşında olup da kemik yaşı 18 çıkanları çok gördüm.
Hatta şurasına da değineyim:
Bir soruşturma nedeniyle, lise son sınıf talebesi yedi kız çocuğuna sordum, ikisi biz bakireyiz, diğerleri “doktora gönderme bakire değiliz” dediler.
O yaşlarda bakire değilse demek ki yaşta ve başta vukuat var.

Tek bir noktaya takılıp kalmayalım.
Bu toplumun nereye doğru gitmekte olduğu önemli.

Lise çağında hamile kalıp da doğurduğu çocuğunu çöplüğe atanları, hatta şöminede yakanları okumuyor musunuz? 

Sorunu çözmeyi sırf hukukçulara veya feministlere bırakırsak sonuç aynı sonuç, fark eden bir şey olmaz. Nitekim ceza kanunu 2005’de değiştirildiği halde aradan çok geçmeden aynı sorunlar karşımıza çıkıyor. Demek ki çözeceğimiz yerde bozuyoruz.

O halde sırf üç bin aileyi geçici olarak rahatlatmak açısından değil kalıcı açıdan bakmak lazım. Sosyologlar, psikologlar, İslam’ı bilim adamları, uzman hukukçular bir araya gelerek çocukları korumaya yönelik çare bulmalıdırlar.
Devlet bu konuya gerçekten eğilmeli
http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/579/uc-bin-kisiyi-rahatlatma.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar