İNİŞLİ ÇIKIŞLI MHP SİYASETİ - 2

Partizanların MHP’nin iktidar olamayışının lider faktörüne bağlamaları bu anlamda hep düşünülmüş, tenkit edilmiş ve siyaseten ya ari kalınmış veya diğer muhafazakâr kitle partilerinden ikbal aranmıştır. Bunu yaparken de ‘Mecburen itildik, Ülkücü kıyımı devam ettikçe MHP den ikbal görünmüyor, başınızın çaresine bakın’ mesajları aslında Ülke Milliyetçiliğine katkı sağlamayı hedeflemiştir. Rahmetli Yazıcıoğlu’nun bile es geçebildiği bir durumdur bu. Bir şekliyle temsil kabiliyeti çok yüksek olan Yazıcıoğlu’nun ayrılık hareketi büyük fotoğraftaki derin yapılanmanın da etkisi dâhilinde düşünülebilir. Henüz ayaklarının üstünde durana kadar geçen zamanda her yönüyle imparatorluk varisi olan bu Millet’in Devleti  “Bayrak düştüğü yerden kalkar” inancıyla güçlü bir hale gelene kadar MHP’nin iktidar olmaması gerektiği büyük fotoğraftaki görüntü gereğidir. Her türlü fırsat varken iktidar yürüyüşünü geciktiren Türkeş ve Bahçeli böyle bir siyasete inanmış görünmektedirler.

Bugün Ülke bütünlüğüne zarar vermeyi fırsat kollayan Emperyal devletlerin niyetlerini bertaraf ederek büyük Türkiye’nin inşası, bir yönüyle bu dengelere bağlıdır. MHP’nin dengelediği unsurları düşünecek olursak buna hak verilir. Bu topraklarda yaşayan insanlar henüz ne yazık ki bir Millet olamamışlardır.  Nüfusumuz heterojen yapı arz etmektedir. Bu heterojen yapıdır ki MHP’yi Ülke milliyetçiliğine yönelik siyaset geliştirmeye mecbur kılar. Baştan da değindiğimiz gibi bugün itibariyle siyaseten bir türlü istenilen yere gelinmemişse gerek Türkeş merhumu gerekse Sayın Bahçeli böyle bir derinliğe sahip olduklarından olsa gerekir. Onun içindir ki MHP veya Ülkücü siyaset beklentisi başarısız görünmektedir.

Demem o ki; her siyasi partinin birinci derecede görevi iktidara gelerek programını uygulamasıdır ama MHP ye biçilen görev yalnız iktidara gelmesinin yanında bu büyük Milletin birliği ve dirliğine olan endişedir. İktidara gelmesi Ülke kalkınması önün de büyük bir handikapsa eğer, gelmemeyi tercih etmeyi en yüksek siyaset olarak değerlendirmesinden olabilir.

Türk Devlet geleneğinde güçlü Devlet olmanın yegâne yolu budur. Saf bir kadroyla bir müddet başarılı olunsa dahi uzun müddet Cihan hâkimiyeti için hayal edilen Ülküden yol alabilme, riski taşır. Onun içindir ki ANAP veya AKP vari, kitlelerin büyük bir kısmının teveccühünü alarak iktidar olma şansı olan kadrolara eklem olarak siyaset yapmayı deneyenler muvaffak olmuşlardır.

Liderlerin kabiliyetleri mutlaka önemlidir, velakin yönetimine talip olduğu halkın teveccühüne mazhar olabilmek için inandırıcılık nasıl sağlanmalıdır. MHP kurmay heyetini, bu inancı oluşturması için yeni bir zihniyet seferberliğine inandırmak gerekir. Uzun müddet MHP’nin politikası diğer muhalefet unsurlarının jargonuyla aynıydı. Halk, varsa eğer bir fark, bunu ya görmek istemiyor veya gördükleriyle yetinmiyor. MHP’nin oyu yeni bir liderle mevcut durumdan bir çirdik üste çıksa ne değişir.

Öte yandan;

Lider değişikliği arzusu bazıları için tutsaklıktan kurtulmanın amentüsü olabilir. Gerisi, siyasi, itikadı, inancıyla uygulamaya geçiş sürecidir. Uzun sürer bu iş. Seksen ihtilali ile akamete uğratılan “Kanımız aksa da zafer İslam’ın” söyleminin bir dip dalga yaratarak bu hareketin iktidara taşınması için daha çok seçime ihtiyaç vardır. Ulusalcı itikat ve amelle Yaratıcı iradenin desteği alınamaz. Yüzde yüz ameli yaşantının uygulamaya geçmesi halinde MHP kadrolarına yaratıcı iradenin iktidar nasip eder temennisi samimi Ülkücülerin beklentileridir. Yoksa yaklaşık bir asra yakın radikal mücadelede ipi göğüsleme şansı, en iyi ihtimalle koltuk değneği siyasi başarı olur ki, zihniyet değişimiyle bu başarı en kötü sonuç olarak tarihe geçer.

Ülkücü hareketin başarısızlığı, siyasi anlamda bu zihniyete sahip olmasından kaynaklandığı bal gibi ortadadır. Siyaseten değil de kültürel anlamda ameli olan bir  ‘kaht-ı rical’leşmede mananın desteğini alamaması mümkün değildir. Eksiklik buradadır. Bu işin kolay olmayacağı muhakkaktır. Lakin müminleşme sürecinin, partizanlığın önüne geçme aciliyeti, iki Cihanın aziz edilmesine vesile olur.

Sonuç;

Bu işi siyasi olarak ele alan ilk dönem Türkçü kadroların şartlara karşı direnemedikleri vakıadır. Türk’ün şuurlusu İslam ile kaynaşması ile kaimdir. Onun için ilk dönem hareket mensuplarından rahmetli Seyit Ahmet Arvasi ekolü ile yetişen kadrolar öne çıkmalı, ancak o şekilde katıksız ve katkısız Müslüman Türk Milletinin siyaseti, hakkı verilerek yapılabilir. İdeal yönetim, ideal siyaset budur. Yoksa inişli çıkışlı yapılan siyasi mücadelede lider değişse de bugünkü tablodan daha iyi sonuçların alınması mümkün görünmez.

(BİTTİ)

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/542/inisli-cikisli-mhp-siyaseti-2.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Nadir YAYLA
08.11.2016 13:18
Kaht-ı Ricalleşme aslında Cumhuriyet dönemi politika geçişi diye görülmüştür. Öyle olmasa bile olmaya mahkum görülmüştür. Devlet politikası bu yönde takdir hakkını kullanmıştır. Son dönemlerde bu meyvenin olgunlaştığına dair bir hareketlilik bir sinyal vardır. Türk Devleti kendisini gerek milliyetçiliğini törpülemiş gibi göstererek bir sonuç alınamıyorsa tekrar milliyetçiliğini körükleyerek bağımsızlığını kaim etmesini bilir Elhamdülillah. Güzel bir yazı kaleminize sağlık...

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar