ÜNİVERSİTELER VE REKTÖRLÜK SEÇİMLERİ

Üniversitelerdeki rektör adayı belirleme seçimleri uygulamaya konulduğu günden beri hep sorunlu olmuştur.
Rektör adayı belirleme ve sonrasındaki süreç ile ilgili yasa sorunlu olduğu için üniversiteler ve akademisyenler yasanın sorunlu oluşunun ceremesini de çekmişlerdir.


Asıl yapılması gereken,`sorunlu olan hususlarda bir cerrah gibi davranıp kesip atmak değil, sorunu demokrasi lehine düzeltecek çareler aramaktır. Ne var ki, pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da cerrah gibi davranıp sorun kesilip atılmıştır. Oysa toplum ve yöneticiler olarak demokrasiyi geliştirecek ve güçlü kılacak operasyonlar yapmak toplumumuzun geleceği adına daha avantajlı olur. Hal böyle olmasına rağmen yeni durumda üniversitelerde değişecek olan nedir?


Öncelikle seçimden bir yıl önce ve seçimden sonra bir yıl, toplam iki yıl üniversiteler enerjilerini boşa harcamaktan kurtulmuş olacaklardır. Çünkü seçim öncesi dönemde yaşananlar ile seçim sonrası yaşananları düşündüğümüzde gerçekten üniversiteler tamamen seçime ve sonuçlarına odaklanmakta, enerjilerini tamamen boşa harcamaktadırlar. Yaşanan kırgınlıklar da cabası. Atanan rektörlerin seçim öncesi yaptıkları görüşmeler açısından akademik ve bilimsel olmayan taahhütler altına girmeleri de hem kendi şahsiyetlerine hem de üniversitelerin kurumsal yapılarına fazlasıyla zarar vermekte idi.


Adayların, seçim süresince sürekli politik aktörlere ve makamlara atıfta bulunarak “atanmalarının garanti” olduğu yönündeki imaları da akademisyen ve üniversite kimliği ile bağdaşan davranış tarzları değildi. Oy kullananların, “ne olur ne olmaz” biçiminde son derece sakınımlı (!) davranmak zorunda kalmaları da şahsiyet zaafına neden olmakta ve her adaya mavi boncuk dağıtma eğilimleri, açıkça tavır belirtmemenin sonucu olan ahlaki zaafa da işaret ediyordu.


Yeni dönem itibarıyla bunların yaşanmayacağını ümit edebiliriz. Böyle de olsa yine de demokrasiyi denemenin daha doğru olduğu yönündeki kanaatimi elbette koruyorum.
Yeni uygulama ile aday teklif etme ve atama makamlarının liyakata önem vermelerini beklemek gibi bir hakkımız var. Aksi takdirde ortaya çıkacak olan tablo, belki de üniversite ve akademik kimlik açısından özerkliği ve özgürlüğün önünde bir engel oluşturabilir. Bunu engellemenin yolu, tam anlamıyla liyakattir. Aksi takdirde, aday bile olabilecek cesaret ve özgüveni olmayan pek çok arkadaşımız belki de daha şimdiden çalışmalarına ve hazırlıklarına başlamış olacaklardır. Bu, üniversiteler açısından tehlikeli bir durumdur.


Aslında asıl sorun, üniversitelerin yapısal sorunlarının ele alınmayışıdır. Rektörlerin nasıl atanacağı sorunu, temel sorun değildir. Rektörlere tanınan, istediğini yapabilme ve sorumluluk bakımından da rahat davranma imkanlarına sahip olmaları ortadan kaldırıldığı takdirde rektör olmak için akademisyenlerin pek de istekli olacaklarını düşünmek için sebep de kalmayacaktır.


Rektörlük seçimleri ya da atanmalarını tartışmak yerine asıl olan sorunları gündeme almak ve işe o sorunlardan başlamak gerekiyor. Yoksa varabileceğimiz bir yer olduğunu düşünmek imkansız hale gelir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/537/universiteler-ve-rektorluk-secimleri.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar