ÜNİVERSİTELER VE REKTÖRLÜK SEÇİMLERİ

Eklenme Tarihi: 06.11.2016 11:46:41 - Güncellenme Tarihi: 28.03.2020 10:53:17

Üniversitelerdeki rektör adayı belirleme seçimleri uygulamaya konulduğu günden beri hep sorunlu olmuştur.
Rektör adayı belirleme ve sonrasındaki süreç ile ilgili yasa sorunlu olduğu için üniversiteler ve akademisyenler yasanın sorunlu oluşunun ceremesini de çekmişlerdir.


Asıl yapılması gereken,`sorunlu olan hususlarda bir cerrah gibi davranıp kesip atmak değil, sorunu demokrasi lehine düzeltecek çareler aramaktır. Ne var ki, pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da cerrah gibi davranıp sorun kesilip atılmıştır. Oysa toplum ve yöneticiler olarak demokrasiyi geliştirecek ve güçlü kılacak operasyonlar yapmak toplumumuzun geleceği adına daha avantajlı olur. Hal böyle olmasına rağmen yeni durumda üniversitelerde değişecek olan nedir?


Öncelikle seçimden bir yıl önce ve seçimden sonra bir yıl, toplam iki yıl üniversiteler enerjilerini boşa harcamaktan kurtulmuş olacaklardır. Çünkü seçim öncesi dönemde yaşananlar ile seçim sonrası yaşananları düşündüğümüzde gerçekten üniversiteler tamamen seçime ve sonuçlarına odaklanmakta, enerjilerini tamamen boşa harcamaktadırlar. Yaşanan kırgınlıklar da cabası. Atanan rektörlerin seçim öncesi yaptıkları görüşmeler açısından akademik ve bilimsel olmayan taahhütler altına girmeleri de hem kendi şahsiyetlerine hem de üniversitelerin kurumsal yapılarına fazlasıyla zarar vermekte idi. 


Adayların, seçim süresince sürekli politik aktörlere ve makamlara atıfta bulunarak ?atanmalarının garanti? olduğu yönündeki imaları da akademisyen ve üniversite kimliği ile bağdaşan davranış tarzları değildi. Oy kullananların, ?ne olur ne olmaz? biçiminde son derece sakınımlı (!) davranmak zorunda kalmaları da şahsiyet zaafına neden olmakta ve her adaya mavi boncuk dağıtma eğilimleri, açıkça tavır belirtmemenin sonucu olan ahlaki zaafa da işaret ediyordu.


Yeni dönem itibarıyla bunların yaşanmayacağını ümit edebiliriz. Böyle de olsa yine de demokrasiyi denemenin daha doğru olduğu yönündeki kanaatimi elbette koruyorum.
Yeni uygulama ile aday teklif etme ve atama makamlarının liyakata önem vermelerini beklemek gibi bir hakkımız var. Aksi takdirde ortaya çıkacak olan tablo, belki de üniversite ve akademik kimlik açısından özerkliği ve özgürlüğün önünde bir engel oluşturabilir. Bunu engellemenin yolu, tam anlamıyla liyakattir. Aksi takdirde, aday bile olabilecek cesaret ve özgüveni olmayan pek çok arkadaşımız belki de daha şimdiden çalışmalarına ve hazırlıklarına başlamış olacaklardır. Bu, üniversiteler açısından tehlikeli bir durumdur.


Aslında asıl sorun, üniversitelerin yapısal sorunlarının ele alınmayışıdır. Rektörlerin nasıl atanacağı sorunu, temel sorun değildir. Rektörlere tanınan, istediğini yapabilme ve sorumluluk bakımından da rahat davranma imkanlarına sahip olmaları ortadan kaldırıldığı takdirde rektör olmak için akademisyenlerin pek de istekli olacaklarını düşünmek için sebep de kalmayacaktır.


Rektörlük seçimleri ya da atanmalarını tartışmak yerine asıl olan sorunları gündeme almak ve işe o sorunlardan başlamak gerekiyor. Yoksa varabileceğimiz bir yer olduğunu düşünmek imkansız hale gelir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/537/universiteler-ve-rektorluk-secimleri

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

19.05.2019 Medeniyet Tasavvuru
27.01.2019 HAYAT: Yeniden bir daha mı?
06.01.2019 Bedenin değeri ve öldürme
03.06.2018 Mücadele ve insan
27.05.2018 Bir garip tahlil...
25.03.2018 Bir Hareket ve Fikir Adamı Olarak Topçu Paneli
25.02.2018 Kendini Aşan Düşünce
11.02.2018 Milliyetçilik mi? Ama Nasıl Bir Milliyetçilik?
04.02.2018 Hakikate karşı suç işlemek
28.01.2018 Kötülük, İnsanın Bir Vehmi mi Gerçeği mi?
21.01.2018 SAVAŞ VE OYUN
14.01.2018 KENDİMİZİ NASIL İNŞA EDER VE ANLARIZ?
30.12.2017 NEREDE KALMIŞTIK?
27.12.2017 NEDEN GERİ KALDIK?
15.12.2017 NURETTİN TOPÇU'YA GÖRE RÖNESANS İHTİYACI
09.12.2017 NURETTİN TOPÇU'NUN ANADOLU MİLLİYETÇİLİĞİ VE SOSYALİZMİ
30.11.2017 NURETTİN TOPÇU'NUN DEMOKRASİ KARŞISINDAKİ TUTUMU
24.11.2017 BATICILIK, TÜRKÇÜLÜK ve İSLÂMCILIK KARŞISINDA NURETTİN TOPÇU-2
22.11.2017 BATICILIK, TÜRKÇÜLÜK VE İSLÂMCILIK KARŞISINDA NURETTİN TOPÇU-1
18.11.2017 Kerime Yıldız?a Nazire: SİNEMADAN FELSEFEYE...
02.11.2017 VEFA ÖDÜLÜ VE TOPÇU
13.08.2017 KİTLELEŞME, KİŞİ OLMAYI YOK EDER...
23.07.2017 AKLA DUYULAN İHTİYAÇ
16.07.2017 KALKIŞMANIN ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇTİ?
02.07.2017 HAKİKAT VE DOST
11.06.2017 AHLAK VE DİN İLİŞKİSİ ÜZERİNE KISA NOTLAR?
03.06.2017 BİLİM-FELSEFE VE SANAT İÇİN?
21.05.2017 POZİTİVİZM Mİ?
13.05.2017 YÖNETİCİLİK İLE MUTLULUK BAĞDAŞIR MI?
07.05.2017 ÖLÇÜ MESELESİ
23.04.2017 ÇOCUKLAR VE OYUN
16.04.2017 ZAMAN-İNSAN İLİŞKİSİ
02.04.2017 SORUNLAR KARŞISINDA AKADEMİSYEN
19.03.2017 İNSAN DÜNYASI: ANLAŞILMAYI BEKLER...
12.03.2017 AVRUPA VE KRİZ
26.02.2017 BİLME İSTEĞİ: BİLİM VE FELSEFE
12.02.2017 İKİ DÜNYA: EVET-HAYIR
29.01.2017 Gerçekliğin Sözünden Sözün Gerçekliğine...
22.01.2017 TARİHİN SONUNDA DEĞİLİZ...
12.01.2017 NEREYE GİDİYORUZ?
29.12.2016 TARİHE BAKIŞ
25.12.2016 MİLLİLİK ESAS OLMALI
22.12.2016 BİR DEĞERLENDİRME
06.11.2016 ÜNİVERSİTELER VE REKTÖRLÜK SEÇİMLERİ
30.10.2016 CUMHURİYET
27.10.2016 ÖZGÜRLÜK VE SORUMLULUK ÜSTÜNE
16.10.2016 YOKSULLUK ve ADALET
09.10.2016 ANADOLU İRFANI
02.10.2016 EĞİTİM SORUNUMUZ
25.09.2016 KRİZ
21.08.2016 AMAN ALLAHIM!..
17.07.2016 DARBE
30.06.2016 İNSAN VE SORUMLULUK
23.06.2016 KİTLEDEN KÜTLEYE?
19.06.2016 HAYATA DAİR BİR KAÇ SÖZ
16.06.2016 YAZIYA KARŞI KONUŞMA
12.06.2016 OKUMAK
09.06.2016 İLK YAZI