KUYUYA ATILAN MI YOKSA ATAN MI?

Müslümanlar 14 asırdır başlarına gelen dertler ve sıkıntılarda hep İbrahim aleyhisselam’ı hatırlamış ve teselli bulmuşlardır. Ateşin içinde gül bahçesinde oturur gibi oturan ve meleklerin “yardım edelim mi?” çağrısına “Bana Allah yeter” diyen bir tavrı hayatlarına nakşetmeye çalışmışlardır. Gerçekten de başlarına gelen ve kendi ellerinde olmayan sıkıntıları “Bu da geçer ya Hu” deyip ateşin içinde Allah’a olan teslimiyetleriyle atlatmaya özen göstermişlerdir. Zaten Müslümana da İbrahimce bu tavır yakışırdı.

Tevhidin büyük mimarı İbrahim aleyhisselam, putperestliği reddetmiş ve tevhidin büyük sembollerinden olmuştur. İbrahim aleyhisselam’ın Allah’a olan teslimiyeti öyle güçlüdür ki, meleklerin yardımını bile reddetmiştir. İbrahim aleyhisselam’ın davası tevhid davasıdır. Müşriklerle asla beraber olmamıştır ve tavır koymuştur. Kendini ilah ilan eden Nemrut’un karşısında korkusuzca tevhidi savunmuştur.

İsmail aleyhisselam, babası gibi teslimiyette zirvedir. Allah’ın emrini kendi canından üstün görmesi, O’nun en büyük özelliğidir. Kolay olmasa gerek canını feda etmek. İşte Müslüman’ı üstün kılan da İsmailce Allah’a teslim olmak ve Rahman’ın karşısında canını hiçe saymaktır.

Kardeşlerinin hasedlerinin kurbanı olarak kuyuya atılan Yusuf aleyhisselam da teslimiyette zirvedir. Allah’ın emrini her şeyden üstün tutmak. Allah’ın emrini çiğnemektense yıllarca zindanda yatmayı tercih etmek. Sadece Allah’a itaat. Zindan da yıllarca yattı ama hiçbir suç işlememişti. O yüzden hapishanelere suçsuz olarak düşenler için “Medrese-i Yusufiyye” denir.

Bunların hepsini zaten biliyorsunuz. Gelelim anlatmak istediğim meramıma. 15 Temmuz darbe girişimini yapanlar, destekleyenler, “ah keşke başarılı olsaydı” diye iç geçirenler, hapse düşerse ne olur? Onlar için bir Medrese-i Yusufiyye olur mu? Diye sorarsanız eğer, derim ki; 241 canı alan, 1290 canı gazi bırakan, bu girişimin hapisteki sorumluları nasıl olur da kendilerini Yusuf aleyhisselam ile mukayese etmeye kalkışırlar. “Yusuf aleyhisselam gibi kuyuya atıldık, Yusuf gibi sabredin” diyorlarmış. Hayır siz kuyuya atılmadınız. Tam aksine kuyuya atmak istediniz ama, başaramadınız. Beş vakit namazını kaçırmayan, Müslümanların umudu olmuş bir lidere olan hasedinizle onu kuyuya atmak istediniz. Kuyuya atılan değil kuyuya atanlardan oldunuz. Yusuf aleyhisselam’ın kardeşleri O’nu kuyuya atmak yerine O’na kardeşlik yapsalardı, kendileri için daha hayırlı olacaktı. Siz bunu anlamadınız ve hasedci kardeşler gibi mazlumların umudu bir lideri kuyuya atmak istediniz. Biz baş olacağız diye hased ettiniz. Lakin Allah izin vermedi. Anlayın ve Yusuf aleyhisselam’ın kardeşleri gibi nedamet getirin.

İbrahim aleyhisselam gibi sadece Allah’a itaat etseydiniz zindan size gül bahçesi olurdu. Fakat siz bir hırs uğruna Allah’ın yasaklarını bile helale çevirme cüretinde bulundunuz. Neden İsmail aleyhisselam gibi teslim olmayıp kaderi biz yazacağız aymazlığına girdiniz? Haklı zannettiğiniz batıl davanızda müşriklerle beraber olmayı Müslüman kardeşlerinize tercih ettiniz.

Yüce kitabında “Salihlerle, sadıklarla beraber olun” buyuran Allahu Teala Nisa Suresi 59. Ayetinde “Ey iman edenler, Allah’a ve Resûl’e ve sizden olan idarecilere (emir verme yetkisinin sahiplerine) itaat edin….” Buyuruyor. Salihlerle, sadıklarla beraber olmak güzeldir, hem de çok güzeldir, lakin itaat, ulul emredir. Tabii ki Salih kimdir, Sadık kimdir? Bunun da ölçüsünü iyi anlamak gerekir. Allah’ın emri olan ulul emre itaati ortadan kaldıran birisinin Salih ve sadıklardan olmadığı da kesindir. Nemrut’un değil, kendinizin yaktığı bu ateşte İbrahimce bir gül bahçesi aramayın ve kendinizi o ateşten kurtarmak için tevbe edin. Kendi ülkesinin insanlarını, Rasulullah sallallahu aleyhi vesellemin veda hutbesinde “müslümanın müslümana kanı, canı, malı haramdır” fermanıyla Allah’ın kardeş kıldığı 241 canı koyun boğazlar gibi öldürenlerin, Hazret-i İsmail’in teslimiyetinden söz etmeleri gaflettir. Meleklerin yardımını bile istemeyip Allah’a tevekkül eden İbrahim aleyhisselam’dan bahsedip teselli aramak, İslam düşmanlarından medet umanlara yakışmaz. 17-25 darbe girişiminde “hırsızlar” diye bağıranların hırsızlıkları ortaya çıkmıştır. Halkın canı çıkarak verdiği vergilerden toplanan devlet paralarını çalıp Amerikan siyasetçilerine aktaranların gömlekleri Yusuf gibi arkadan değil önden yırtıktır. Unutmayın.

Son bir söz; 3.5 yaşındaki Irmak bebeğe yapılanlar için ve tüm benzerleri için ve vatana ihanet için idam cezası çıkmalı. Yoksa ne Irmak bebeğin annesinin, ne 241 şehidin yakınlarının, ne de PKK, DEAŞ v.b. terör örgütlerinin kurbanlarının ve tüm şehit yakınlarımızın içleri soğumayacak. Kısasa kısas, Allah’ın ailelerine verdiği haklarıdır ve bu hak Avrupalıların baskısı var diye engellenemez, engellenmemeli.

Vesselam.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/505/kuyuya-atilan-mi-yoksa-atan-mi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar