TÜRK KÜLTÜRÜNDE ÖLÜM KAVRAMI VE RİTÜELLERİ

Hayatın en büyük gerçeği olarak gördüğümüz ölüm ve yaşam kavramları üzerine çok çeşitli tanımlar yapılabilir. Birbirinin zıttı olarak düşündüğümüz bu iki kavram aslında bir diğeri olmadan hiçbir anlam ifade etmemektedir.
Farklı kültürlerde çeşitli tanımları olmasına rağmen ölüm ve yaşam çoğu insan için başlangıcı ve bitişi simgelemektedir. Öte yandan ölüm farklı dinlerde farklı anlamlar ifade edebilmektedir. Yahudilikte ölüm ağır bir ceza ve korkunç bir gerçek; Hristiyanlıkta ölüm sadece bedenin kaybı ve hayatın daha güzel bir şekle bürünmesi; Müslümanlıkta ise insan ruhunun bedenden ayrılarak Allah katına yükselmesi olarak değerlendirilir (Karakuş ve ark. 2012, s:44).
Türk Kültüründe ise ölüm , yaşamın doğal döngüsü içerisinde değerlendirilmektedir. Ölümün bir son olmadığı ve sonsuz yaşamın başlangıcı olarak kabul edilmesi de bir diğer düşüncedir. Canlı olan her şey için bir son vardır. Ve her canlı bir gün mutlaka ölümü tadacaktır. 
Yaşamın çeşitli anlarında duygularını ifade edebilmek ve kendi inanç sistemine dair düşüncelerini gerçekleştirebilme adına farklı ritüeller geliştiren insanoğlu ölüm kavramı içinde yinelenen davranışlara sahiptir. 
İslamiyet öncesinde Türk kültüründe ölen kişinin defnedilmesine ilişkin merasimlerde çeşitli farklılıklar bulunmaktadır. Mesela; Hun, Göktürk, Uygur gibi eski Türk topluluklarında, umumiyetle öldükten sonra, bu dünyadakine benzer bir hayata devam edebileceklerine ve ölümün kaçınılmaz bir gereklilik olduğuna dair inanç kültü son derece kuvvetliydi (Sümbüllü, 2004, s:62).
Özellikle Şamanizm ve Gök Tanrı inancında çok çeşitli defin şekilleri karşımıza çıkmaktadır. Eski Türk toplumlarında bu üç şekilde sıralanabilir; 
-    Cesedin toprağa gömülmesi
-    Cesedin yakılması
-    Cesedin teşhiri
Türklerin İslam dinine geçmeleri ile birlikte günümüzde yalnızca toprağa gömme ritüeli devam etmektedir. Bu ritüel sırasında ise çok çeşitli adetler vardır. Göktürklerde kişiler şahsi eşyaları ile birlikte gömülmekteydiler. Bunun nedeni; kişinin öldükten sonra dirileceği ve yaşadığı hayata benzer bir hayatı yeniden süreceğine inanılmasıdır.  
Günümüzde ise ölmekte olan bir kişinin bilinci yerinde ise son isteği ve vasiyeti sorulur. Kişi çevresindeki kişilerden helallik alır. Çevresindeki kişiler tarafından günahlarının affedilmesi için başucunda kuran okunur. Ölümün ardından ise kişinin gözleri, ağzı kapatılır, kişi yıkanır ve olabildiğince en kısa sürede defnedilir. Defnedilme sırasında ölen kişinin en yakınlarından başlamak üzere kelime-i şahadeti okuyarak mezara toprak atılır.
Tarih boyunca çok çeşitli defnedilme uygulamaları görülse de İslam dinine uygunluğu açısından ölünün mezar içerisinde kıbleye dönecek şekilde toprağa gömülmesi benimsenmiş ve uygulanmaya devam edilmiştir.


http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/499/turk-kulturunde-olum-kavrami-ve-rituelleri.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar