DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-II

Eklenme Tarihi: 13.10.2016 09:32:11 - Güncellenme Tarihi: 29.01.2020 02:44:20

     Ali Şir Nevai
     

   Kaşgarlı Mahmut ve Yusuf Has Hacib?den söz edilirde Çağatay lehçesinin büyük şairi Ali Şir Nevai?den söz etmemek ne mümkün. Hiç kuşkusuz,  kendisinin deha çapında bilge şahsiyet olduğu o kadar net açık ki, hem devlet adamı, hem şair, hem de bestekâr çok yönlü yanı vardır. Hele onun birde Timurluların sarayında yetişmişliğini göz önünde bulundurduğumuzda onun bu denli bir deha şahsiyet olması gayet tabiidir. Kaldı ki o çok yönlü özelliğe sahip olmasa da,  her şeyden önce ömrü boyunca Türkçenin Farsça karşısında dirilişi için mücadeleci ve şiir tadında şair bir mizaca sahip olması Türk Dünyasının gözdesi olmaya yetmiştir. 
   

    Malum olduğu üzere Moğol kasırgasının sürüklediği Türk topluluklarından doğuya gidenler Çağatay şivesi bir Türkçe lisana sahip olmakla birlikte batıya gidenler de Osmanlı Türkçesi bir edebi lisan edinmişlerdir. İşte Ali Şir Nevai bu noktada devreye girdiğinde Çağatay dilini sistematik bir şekilde edebi lisan hale getirip kendini ispat etmiş bir şairimizdir. İster istemez onun bu gayretleri hem Osmanlı padişahlarının hem de halkın gözünden kaçmaz da. Öyle ki ortaya koyduğu Türkçe şiirleriyle ?Dilde, fikirde, İşte Birlik? ülküsüyle yanıp tutuşan gönülleri fetheder de. Nitekim bu hususta şöyle der; ?Hiç ordum olmadığı halde Çin sınırına ve Tebriz?e kadar bütün Türk ve Türkmen illerini sırf divanımı göndermekle fethettim.? 
           

 Evet,  hiç kuşkusuz feth-i mübin sadece kılıçla gerçekleşmez. Bu nedenle Ali Şir Nevai, kılıcın tek başına yapamadığı fethi kalemiyle gerçekleştirmiştir. O aynı zamanda yerellikten evrenselliğe tırmanış kaydedecek hamleyi de yapmış, hatta batıda yaklaşık yirmi iki bin kelime dağarcığıyla ün salmış Shakespeare?yi bile yirmi dört bin kelimelik bilgi kapasitesiyle geçip adından söz ettirmesini bilmiştir. Zira dil bir milletin var olma ve yok olma savaşıdır. Zaten kendine özgü dili olmayan bir millet kuru meşe odunu gibidir, kuru meşe odunu olduktan sonra ha varmışsın ha yokmuşsun ne fark eder ki.  İşte bu gerçekler ışığında Ali Şir Nevai; ?Ben gençliğimde geleneğe uyarak Farsça söyledim. Kendimi anlamaya başlayınca Türk diline rücu ettim. Dönüş yapınca karşıma on sekiz bin âlemden daha geniş koskoca bir âlem çıktı? der. Ve o bu düşünce ve duygular eşliğinde ömrü boyunca kendini Türk dilinin Farsçadan ileri düzeyde bir dil olduğunu ispatlamaya adamış biridir. Tabii daha hakkında söylenecek daha pek çok söz var ama şimdilik onun ?Dilde fikirde işte birlik?  için mücadele vermiş bir dil üstadı olduğunu demekle yetinelim. Tabii asıl bu arada bizim için önemli husus bilge şahsiyetlerimizin ortaya koyduğu dil çalışmalarını tüm yönleriyle ötelere taşıyıp Türk dünyasıyla birlikteliği sağlayacak gerekli adımların, biran evvel başlatılması yolunda çaba sarf etmek olmalıdır. Hatta bu da yetmez,  bu arada içerik bakımdan İslam unsurlarla bezenmiş Kırgızların 500.000 mısralık o müthiş Manas Destanını da insanlığın hizmetine sunmayı görev telakki etmek gerektir.  

Batı
    

     Batı her ne kadar kendi içinde kaynamalar yaşasa da gelinen noktada kendi aralarındaki etnik ve dil yakınlığının avantajını kullanarak belli ortak paydalarda birliktelikler kurmayı başardıkları bir vaka.  Zira XVIII. asırda dünyayı paylaşma ihtirasıyla yola koyulan İngilizler, Fransızlar ve İspanyollar bir bakıyorsun kendi aralarında yeri geldiğinde hem etnik, hem de dil akrabalığı veya yakınlığı fırsata çevirip pek çok alanda ortak ittifaklar kurabiliyorlar. İşte bu yakınlık avantajı, batının iç ve dış politikalarına kültürel harç olmaya yetiyor. Keza Ruslar da I. Dünya Savaşı ile Slav halklarının birlikteliğine zeval gelmesinden endişe duyduğunda bir bakıyorsun Avusturya-Macaristan ve Almanya?ya karşı derhal harekete geçebiliyor. İşte tüm bu olup bitenlere baktığımızda şu sonuca varırız:  gerek Greko-Latin kültürü, gerek Panslavizm olsun fark etmez,  bunlarla yakınlık bağı bulunan ülkeler belirli noktalarda ittifak oluşturabiliyorlar.  

        Peki ya Türk dünyası? Malum hakkında bir bardak suda yaygara koparılan bizim şu meşhur Turan idealimiz var ya,  hele adını ağza almaya gör hemen şovenlik ithamıyla suçlanırız. Evet, ne acıdır ki; Rusların Panslavizm politikası, Yunan?ın Megalo İdeası, İsral?in Arz-ı Mevud?u mesele teşkil etmezken bizim Turan ülküsü söz konusu olduğunda sadece vitrinlik süs olarak yerinde dursun denilir.  Aslında demelerine de gerek yok,  zaten bu idealin kendisi yok, sadece adı vardır.
 

  Anlaşılan o ki, insanlığı kasıp kavuran Cihan Savaşlarında dünyayı paylaşmaya yönelik izlenen stratejilerde etnik ve dil yakınlığının ittifak oluşumlarına tetikleyici etki rolü çok büyüktür.  Hakeza teknolojik gelişmelerde de hatırı sayılır avantaj etki rolü söz konusudur. Nasıl mı? İşte, bugünkü batı teknoloji terminolojisine İngiliz dilinin damga vurması bunun en tipik misali. 

    Doğu dünyası
   

       Doğuda durum çok daha farklıdır. Her ne kadar batı?nın doğu?ya açtığı Haçlı seferleri Türklerle bir arada Müslüman toplulukların bir ümmet şuuru etrafında birlikteliğini sağlasa da, daha sonrasında, yani Fransız İhtilalinin akabinde teşekkül eden etnik ve menfi etnik milliyetçilik rüzgârları bu birlikteliğe zeval getirip bertaraf edecektir.  Yani XIX asrın sonları ve XX asrın başlarında İslâm âleminde cereyan eden parçalanmışlıklar batının elini kolunu güçlendirmeye yaramıştır. Hatta bu arada bağrımızda yaşayan topluluklarla olan dini ve kültürel köprü bağlarımız bile ulus devlete geçişte büyük yara almıştır. Oysa Osmanlı?nın yükselişinde Vahdet Şuuru (birlik bilinci) hâkimdi. İşte bu noktada Doğu dünyasının dil ve etnik yönden birbirinden ayrı topluluklar olarak konuşlandırılması durumu kendi aralarında birliktelikler kurmalarına engel teşkil edebiliyor. Gerçektende bu açıdan bakıldığında, doğu ülkelerinin genel itibariyle birbirleriyle dil ve etnik yönden yakınlık bağın eksikliği doğu için bir talihsizlik sayılır. Şuan Doğuyla olan tek ortak bağımız ?Din? bağıdır.

           Anlaşılan o ki, Batılıların dil ve etnik yönden birbirlerine yakınlığı doğuya nazaran bir adım daha onları avantajlı kılmıştır. İşte bu nedenledir ki, dil ve etnik yönden yakın olmanın sağladığı gücü görmezden gelemeyiz. Çünkü ne kadar yakınlık bağı var, o kadar güç demektir.  
     Dün nasıl ki dil, etnik ve din müşterekliği bilhassa Haçlı seferleri ve cihan savaşlarında batıya bir avantaj sağlamışsa, bugünde öyle görünüyor ki Avrupa Birliği birlikteliğinde olduğu gibi pek çok entegrasyon (bütünleşme) oluşumlarla da avantajlı durumdalar.  Besbelli ki, Doğu?yu bir araya getirecek unsur şimdilik sadece ?Din? bağı gözüküyor. Dedik ya,  ülkeler arasında ne kadar ortak payda varsa o kadar avantaj demektir. Hele ki bugünkü dünya dengelerinde dil, etnik ve din gibi ortak paydalar çok önem arz etmektedir.  Nasıl önemli arz etmesin ki, baksanıza sırf Müslüman kimliğimizden dolayı bugün olmuş Avrupa Birliğine dâhil olmuş değiliz, malum halen bekleme salonundayız.

(Devam edecek)

 
http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/479/dilde-fikirde-iste-birlik-ii

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

22.01.2020 Mürşid Beyatı
15.01.2020 Bey'at
08.01.2020 Vesile Olmadan Vasıl Olunmaz
01.01.2020 Himmet
25.12.2019 Tasavvufi Âdâb
19.12.2019 Âdâb ve Usul
11.12.2019 Nigâh Dâşt
04.12.2019   BÂZ GEŞT
27.11.2019 Yâd Daşt
20.11.2019 Yâd Kerd
13.11.2019 Vukuf-i Kalbì ve Vukuf-i Adedì
06.11.2019 Nazar Ber Kadem
30.10.2019 Vukuf-İ Zamani Ve Huş Der Dem
23.10.2019 Sefer Der Vatan
16.10.2019 Halvet Der Encümen
09.10.2019 İlahi İdrak
02.10.2019 Denge Âlem
25.09.2019 İnsanlığın Kurtuluşu
18.09.2019 İnsan İnsanın Kurdu mu?
11.09.2019 Kendimizi Keşfetmek
04.09.2019 Nurani Letaifler İnsan Göğsünde Kodlu
28.08.2019 Özgürlük Meşalesi İnsan Ruhunda Gizli
21.08.2019 Kendini Arayan İnsan
14.08.2019 Kâlù Belâ?da Verilen Söz
07.08.2019 Yıldız Falı Ve Gayb?dan Haber Vermek
31.07.2019 Melek, Şeytan ve Cin
24.07.2019 Şeytan ve Cehennem
17.07.2019 Ölüm Kar Beyaz
10.07.2019 Dünya Evinden Mahşere
03.07.2019 Dünya Fani Ahiret Baki
26.06.2019 Son Nefeste Pişman Olsan Ne Olmasan Ne
19.06.2019 İman Hem Nur Hem Kuvvet
12.06.2019 Zikir, Fikir, Şükür
04.06.2019 Zikir En Güzel Sermaye
29.05.2019 Tevbe Candan Olmalı ki Nasuh Gerçekleşsin
22.05.2019 Hürriyetin İlk Kapısı Tevbe
15.05.2019 Mürşid Odur ki İrşad Ede
08.05.2019 İrşad Olunmadan İrşad Edilmez
01.05.2019 Asıl Dava Nefsi Islah Etmektir
24.04.2019 Allah için Yol Gösterenler
18.04.2019 Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat
10.04.2019 Tarikat-ı Aliye
03.04.2019 Mehdi (r.a)
27.03.2019 Cemaat ve imamet
20.03.2019 Fitne katilden beterdir
12.03.2019 Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli
06.03.2019 Bedduaya lanet, duaya davet
27.02.2019 Hizmet nimettir
20.02.2019 Şeyh O?dur ki yolun başından sonunu göre
13.02.2019 Ölmek için doğunuz
06.02.2019 Halvette şöhret, şöhrette ise afet vardır
30.01.2019 Daha bizim hazinelerimizin kapısını çalan olmadı
23.01.2019 Sonsuz kaynak Silsile-i Şerife
16.01.2019 Has bahçenin gülleri
09.01.2019 Gavs-ı Bilvanisi Abdulhakim-el Hüseyni
01.01.2019 Menzil'deki ışık: Seyda
26.12.2018 Güneş balçıkla sıvanamaz
19.12.2018 Bediüzzaman?ın Seyda-i Nurşin tutkusu
12.12.2018 Hepimiz aynı kıbleye yönelmiş hizmetkârlarız
05.12.2018 Cahilin Abidi de Sofisi de hüsrandadır
28.11.2018 Ortak payda İslam?dır
21.11.2018 Ne mutlu kıymet bilene
14.11.2018 Bir şafak yürüyüşü
09.11.2018 Gül nesil evladın Sabr-ı Cemil metaneti
31.10.2018 Gönüller Sultanı Seyda
24.10.2018 Seyda Hazretleri'nin hayat serüveni
18.10.2018 Seyda (K.S)?ın anısına röportaj
10.10.2018 Minye?den Menzil?e
03.10.2018 İlimsiz tasavvuf asla!
26.09.2018 Zehirli şırınga suikasti
19.09.2018 Ayet ve slogan
12.09.2018 12 Eylül din mazlumu
06.09.2018 Selçuk Özdağ ve Yusufiye çilesi
30.08.2018 Namık Kemal Zeybek ve ülkü yolu
21.08.2018 Muhsin Başkan ve istişare
16.08.2018 Kop Tipisi ışığı Osman Okutmuş
09.08.2018 MHP ve ülkü yolu eğitimcisi Yılmaz Saka
02.08.2018 Biricik nur yüzlü kızım Merve Nur
26.07.2018 Hey gidi üniversite yılları
20.07.2018 Memleket hasreti
16.07.2018 Rüzgâr eken fırtına biçer
12.07.2018 Artık yeni Türkiye vakti
05.07.2018 Bunalımdan çıkış vakti
28.06.2018 İki kutuplu bakıştan çıkma vakti
21.06.2018 Popülizmi tarihe gömme vakti
14.06.2018 Çokluk içinde birlik vakti
06.06.2018 Vakit aşkın gözyaşı birlik vakti
30.05.2018 Ahmet Er ağabeyimizin gönül dünyası
24.05.2018 Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz
17.05.2018 Kürtlerin soy kütüğü
11.05.2018 Türk-kürt Rabia'yız
03.05.2018 Dünden bugüne balans ayarı
26.04.2018 Fanatizm mi, diriliş mi?
19.04.2018 Fundamentalizm ve FETÖ belası
12.04.2018 Etnosantrizm ve Narsizim Canavarı
06.04.2018 Gelin canlar bir olalım
29.03.2018 Canlı bomba tedhişçiligi
22.03.2018 Terörizm
15.03.2018 Şiddet
08.03.2018 Dünden bugüne provokasyonlar
02.03.2018 28 Şubat Postmodern Darbe ve İrtica
25.02.2018 Yusuf Yüzlüler
19.02.2018 Ülkü kervanı
12.02.2018 Ülkü yolu
04.02.2018 Îlay-ı Kelimetullah davası
28.01.2018 Zaferle Değil, Seferle Yükümlüyüz
21.01.2018 OSMANLI ÜLKÜSÜ
14.01.2018 ÜÇ TUĞ?LU HİLÂL
14.01.2018 Bir şafak yürüyüşü
07.01.2018 MİKRO NİZAM-I ÂLEM
01.01.2018 NİZAM-I ÂLEM?İN FİKRİ TEMELLERİ
27.12.2017 MEHMET AKİF ERSOY
24.12.2017 NİZAM-I ÂLEM ÜLKÜSÜ
17.12.2017 HZ. ALİ VE NİZAM-I ÂLEM
10.12.2017 NİZAM-I ÂLEM?E SOSYOLOJİK BAKIŞ
02.12.2017 ANARŞİ ÂLEM Mİ? NİZAM-I ÂLEM Mİ?
26.11.2017 İMPARATORLUKTAN KÜRESELLEŞMEYE
19.11.2017 YERELLİKTEN NİZAM-I ÂLEME
12.11.2017 BEDEVİLİKTEN HADARİLİĞE MEDENİYET?TEN NİZAM-I ÂLEM?E
05.11.2017 KUL DEVŞİRME SİSTEMİ
27.10.2017 PİRİ REİS VE DÜNYA HARİTASI
19.10.2017 BİLGE KRAL ALİYA İZZET BEGOVİÇ
15.10.2017 ŞAVKI HİLAL MOSTAR KÖPRÜSÜ
08.10.2017 AYASOFYA
01.10.2017 AKŞEMSEDDİN VE FATİH
24.09.2017 HACI BAYRAM-I VELİ
17.09.2017 BİR MİZAH DEHASI NASREDDİN HOCA
10.09.2017 İMAM-I GAZALİ
03.09.2017 AHİ EVRAN VE AHİLİK
25.08.2017 HÜNKÂR HACI BEKTAŞ-I VELİ
18.08.2017 MEVLANA
11.08.2017 YUNUS EMRE
04.08.2017 SELÇUKLU?NUN DOĞUŞU
28.07.2017 ÂL-İ SELÇUK LİDERİ SELÇUK BEY
21.07.2017 ARSLAN YABGU
14.07.2017 SULTAN TUĞRUL BEY
08.07.2017 ALPARSLAN VE BÂTÎNİLİK
01.07.2017 SELÇUKLU?NUN YÜKSELİŞİ VE YIKILIŞI
24.06.2017 MOĞOL KASIRGASI
19.06.2017 Fİ?LEYLETİ?L-KADR
10.06.2017 ŞEHR-İ HİLÂL RAMAZAN
07.06.2017 ÖLÜM BİR MİHRİBAN
30.05.2017 BİR GÖNÜL ADAMI AHMET ER
29.05.2017 FETİH RUHU
19.05.2017 TÜRK-İSLAM MEDENİYETİ
12.05.2017 YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE
06.05.2017 HAKANLARIN ŞEREFLENDİRDİĞİ DÜNYA
28.04.2017 ULU HAKAN ABDÜLHAMİD HAN
22.04.2017 ANKARA ANKARA OLALI BÖYLE BAŞ OLMAMIŞTI
16.04.2017 BİR DEĞİŞİM ÖNDERİ ÖZAL
08.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK İÇİN TABİİ Kİ ?EVET?
01.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK
24.03.2017 MUHSİN BAŞKAN'IN SONSUZLUĞA YOLCULUĞU
21.03.2017 NEVRUZ VE HIDRELLEZ
17.03.2017 TÜRKLER VE İSLÂMİYET
10.03.2017 YAFES NESLİ: TÜRK
04.03.2017 İLK MÜSLÜMAN TÜRK HAKANI: SATUK BUĞRA HAN
24.02.2017 YALNIZ KURT
18.02.2017 KAFKAS KARTALI ŞEYH ŞAMİL
11.02.2017 ŞEYH ALİ SEMERKANDİ
04.02.2017 ORTA ASYANIN IŞIK KANDİLİ ŞEHİRLER
27.01.2017 İKİ IŞIK KANDİLİ: İMAM-I RABBANİ VE ABDULHALİK-I GÜCDÜVÂNÎ
21.01.2017 ŞARKIN TÜRK HAKANI: TİMURLENK
14.01.2017 PÎR-İ TÜRKİSTAN
07.01.2017 AHMED YESEVÎ VE ALPERENLERİ
31.12.2016 AH BUHARA! AH SEMERKAND! AH YESİ! AH HİVA! SANA NE KADAR HASRETİZ!
24.12.2016 ATA YURT ORTA ASYA
17.12.2016 GÖKLERİN YILDIZI ALİ KUŞÇU
10.12.2016 KÂDIZÂDE-İ RÛMÎ
02.12.2016 BİLGE İNSAN ULUĞ BEY
27.11.2016 ZEMAHŞERÎ
20.11.2016 EBU NASR FARABİ
14.11.2016 BİRÛNİ
07.11.2016 ŞEYHÜ?R-REİS İBN-İ SİNA
30.10.2016 MATEMATİĞİN PİRİ CEBİR
24.10.2016 DİLDE FİKİRDE İŞTE BİRLİK-IV
17.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-III
13.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-II
09.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-I
22.09.2016 ÖLÜRÜM TÜRKİYEM