CEHALETİN SINIRI YOKTUR

Evet, Whoopi Goldberg öyle der: “Cehaletle deha arasındaki gerçek fark nedir biliyor musunuz? Dehanın sınırları var, cehaletinse hiçbir sınırı yoktur.” Cehaletin sınır tanımadığını, geçmişten bir misali buraya aktarmakla başlayalım.

Osmanlı Devletinin ilk resmi yabancı dildeki gazetesi olan La Turquie’yi çıkran Şarl Mismer anlatıyor:

“Sadramazan Ali Paşa’dan dinlediğim bir ibret fıkrasını anlatmadan geçemeyeceğim: Sultan Abdülmecid, Avrupa’nın sanayi, ticaret, ziraat sahasındaki ilerlemelerini memleketine aktarmak kati kararında idi. Bu ilerleyişin temeli de kara ve demiryollarıydı. İlk istasyonun da Sirkeci’de yapılması kararlaştırıldı.

İlk demiryolunun daha sonra Mithat Paşa’nın himmetiyle, İstanbul’dan derli-toplu şehirleşmeye başlamış Sofya ile İstanbul arasından döşenmeye başlanıldığı malumdur. Sirkeci, Avrupa istikametindeki trenlerin İstanbul’a gidiş-geliş merkezi olacaktı. Yeri, hattı döşeyecek İngiliz-Fransız ortak şirketi beğendi ve Padişahın fermanı alındı.

Bu sırada, Sultan Abdülmecid’e babasından kalan emektarlardan Berberbaşı Ali Ağa, Sadrazam Ali Paşa’ya gelir, der ki:

“- Sizin bu şeytanarabaları ses çıkarırmış. Hâlbuki Saray-ı Hümayunun ormanlığında zemheri geceleri cinler toplanırlar. Sesten hoşlanmazlar. İstasyonu başka yere yapsanız olmaz mı?”

Bu Berberbaşı Ali Ağa’nın, Rum fesadında Halet Efendi’nin saray habercisi olduğunu bilen Ali Paşa, soğukkanlı ve inandırıcı ifade ile şu cevabı vermiş:

“- Aman Ağa Hazretleri.. Her taraf cinlerin değil mi? Onlar hoşlarına gidecek yerleri bizden daha iyi bilirler. Bizler onlara yer tayinine kalkarsak, maazallah gazaplarına uğrarız.”

İhtiyar, bilgi ve değeri üzerine Zat-ı Şahanenin de ülkesini teslim ettiği vezirin en ciddi eda ile verdiği cevap üzerine tatmin edilmiş, dua ederek ayrılmış. Ali Paşa dudaklarında hazin tebessüm bükülüşleri, gülmekle ağlamak arasında anlatanı da, dinleyeni de serbest bırakan olayı şöyle bağladı:

“- Görüyor musunuz azizim.. Bizler demiryolu için sadece onları yapacakların bildiğimiz aşırı sömürü istekleri ile değil, aynı zamanda emektar Berberbaşıların Cin Padişahları ile de uğraşmak zorundayız.”

Geçmişin cahillerinde, cehaletle birlikte biraz da saflık vardı. Günümüz cahilleri katmerli cehaletle maluldür. Türkiye içerde ve dışardaki terör örgütleriyle uğraşmakla birlikte, maalesef  bir de siyasi cahillerle de uğraşmak zorundadır.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/450/cehaletin-siniri-yoktur.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar