DİN VE İSLAM

Övünmek gibi olmasın…

Karadenizlilerin zeki insanlar olduğunu söylemiştim.

Meğerse Kayserililer daha zeki…

Televizyon programında Kayserili ile Trabzonlu karşılıklı olarak konuşurken, Trabzonlu “buyur gel sana balık, hamsi ikram ederim” deyip duruyordu. Maksadı Kayserili de kendisine “sen de buyur gel, pastırma sucuk ikram ederim” demesini bekledi ama olmadı…

Kayserili, sadece “buyur sen de gel” demekle yetindi.

Yapılarımızda aslında farklılık yok, aynı toprağın insanlarıyız.

İşin esasi yol yordam bilip bilmemek…

Veya işin aslına vakıf olmak.

Dursun emicem, fakirlik hali ile İsviçre gibi bir yerde tahsil yaptırmış olduğu oğlu orada  yaşayan bir Türk kızı ile evlenerek Of’taki ailelerinin yanına dönmüşler.

Ne var ki gelin kız şortlu, teşhirciliğe meraklı...

Dursun emice, bir gelinine bir de oğluna baktıkça yüzü mosmor oluyormuş.

Hanımını kenara çekerek:

“Havu keline söyle üstünü başını örtsün, komşulardan utanıyorum.”

Gelin “böyle de Müslüman olur” diyerekten örtünmeye yaklaşmıyormuş.

Dursun emice çaresiz, canına tak demiş… Sabah erkenden iç donunu da çıkararak eline baltayı almış kapıda ki odunları yarmaya başlamış.

80 yaşlarında, vurdukça her tarafı sallanıyormuş.

Garip bir manzara…

Gelin hanim, sabah güneşinin doğuşunu seyredeyim diye denize bakan evin balkonuna çıktığında: “Aman Allah’ım, kayınbabam delirmiş, anne,  Mehmet koşun..!”

Yatağından fırlayanlar kapıya.

Dursun emicem gayet sakin, işi ile meşgul.

İçinden “ delirmedim, ne yaptığımı çok iyi biliyorum.”

Aile başına toplanmış:

“Aman efendi, ne bu hal, üzerini giy, komşuların yüzüne nasıl bakarız, ayıptır.”

“Bana ayıpsa geline de ayıp, ben komşuların yüzüne nasıl bakıyorsam siz de bakın. Gelin eteğini giymeden ben de iç donumu giymem, akşama kadar ha böyle odun yaracağum.”

Bu sefer çağdaş gelini ikna etmek için ter dökmeye başlamışlar. Sonuçta geline etek giydirmişler ama çok geç. Ertesi gün malum gazeteler:

“Çağdaş geline dinsel baskı..!”

Tabloyu tersinden okuduğumuzda, aslında baskı yapan kendini İslam’ı kuralların dışına iterek eylem yapan kişilerdir. Ama ne var ki “çağdaşlık” denilen, diğer bir adı “laiklik” olan anlayışın  “din ayrı dünya ayrı” felsefesi  işi bu raddeye kadar sürükleyip götürüyor…

Öylesi bir anlayış ki din deniyor, İslam denmiyor.

İslam denince ilim/ayetler akla gelir.

Din deyince senin dinin benim dinim.

Yanı tanrılar…

“Senin İslam’ın sana benim İslam’ım bana” denmez de, “senin dinin sana benim dinim bana” denir. Çünkü din birkaç tanedir, ama İslam Allah(cc) indinde tek dindir…

O halde boşluğa düşmeyelim…

“Dini hayat” denmez, “İslam’ı hayat” denir.

Din her şeyi kapsamaz, ama İslam kainatı kapsar...

“Din adamı” denmez, “din görevlisi” denmez.

Her Müslüman dinin adamıdır, her Müslüman dinin görevlisidir.

“Dini cemaat” tabiri ne kadar yanlış, “İslam’ı cemaat” doğrusu....

Yapmak istedikleri: “Eh onlar dini cemaat oldukları için siyasetle, ticaretle uğraşamazlar, karışamazlar.” Ne hikmettir masonlar  için aynı şeyi söylemezler.

Sen dincisin o patron,…

Sen kölesin o efendi!

E şimdi gel de iç donunu çıkarma!

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/449/din-ve-islam.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar