DERİN VE PARALEL

Paralel Yapılanma dediğimiz olay, Derin Yapılanmanın zaman, ortam ve şartlara göre şekil almasıdır. Dün Ergenekon’du, bu gün cemaat, yarın bir başka şey…

İdam sehpasında ki adama son sözün demişler:

“Bir tane sigara yakın, bir tane de kulak arkası…”

Olayların görünür tarafı değil de kulak arakasının oldukça gölgede kaldığını düşünüyorum. Paralel Yapı’ya odaklanmış bir halimiz var, ama hiç kimse bunun arka planını ciddi bir şekilde sorgulamıyor… Görüntü “Paralel Yapı”…

Paralel Yapılanma üzerinden deşarj olmak için de önüne gelen de sallıyor…

Rakip harcama, kıskançlık, ispiyonculuk ne ararsan var.

Bu ülkenin kalkınmasının tekerine taş koyan “Derin Yapılanma” darbeleri yapar, cemaatleri, partileri, iktidarları kendi bildiğine kullanır…

Bu bela Tanzimat’tan beri başımızda.

Şu anda devlet tek bir noktaya odaklanmış durumda.

Korkarım bu da bir başka oyunun arka penceresi.

Öyle ya, durmadan oyun içinde oyun oynuyoruz.

AK partiyi sandıkta madem yıkamadılar o halde bir başka tezgah gerekliydi.

İşte asıl o tezgahın kodları içeriden vuruşturmadır.

Başbakan, “geleceğiniz varsa göreceğiniz de var” diyor.

Önemli olan gelecekler kimler, görecekler kimler?

15 Temmuzun ağırlığı hala devletin üzerinde.

Belayı savmış değiliz.

Güdülen politikalar; orda yoksun, orda yoksun…

Diplomasını elinden al, iş yerini kapat.

Sonra!..

Bir el giderek zenci sınıfı üretme havasında…

Daha derin yarıklar, daha derin sorunlar…

Mahkemeler de bir yere kadar…

Yanı devlet Derin Yapılanmaya pes mi desin!

Demesin de, devleti şer güçlerden temizlemenin usul ve esası aklı ve ilmi bir şekilde ortaya konulmuş olsa, ülke ve toplum barışı yararına daha sağlıklı sonuçlar alırız inancındayım. En azından ben öyle düşünüyorum.

Diyorum ki, Paralel Yapı madem devletin kılcal damarlarına kadar örgütlendi o halde darbe girişimi niye? Öyle ya, AK parti iktidar olur, sen de muktedir olursun!

Her sahada yapılanma demek, bu seçim olmazsa diğer seçim iktidar olmak demektir.

Demek ki işin içinde başka işler var.

Şimdi ne olacak?

Giderek sayısı oldukça artan mağduriyetler nereye kadar?

Hem de tabandan…

Soruna mutlaka bir çare bulunacak da bunun usulü nasıl olacak?

Bunca sayı  sistemin içinde mi, yoksa dışında mı kalsın?

Şöyle bir gerilere doğru gidelim.

Daha dün “Allah’ın(cc) hükümleri hakim olacak” diyen İslam’ı kesimi sistemin içerisine çekerek pasifice ettikleri bir gerçek. Bakın bakalım, “Allah’ın hükümleri hakim olacak” diyen kaç kişi kaldı? Her birimizin kapısında en azından üç araba, yazlıklar, kışlıklar.

Diyenler gitti…

Yerine kapitalist Müslümanlar çoğalmaya başladı.

O zaman, başa dönersek diyeceğimiz tek söz kalıyor.

“Bir tane de kulak arkası!”

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/445/derin-ve-paralel.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar